25 Temmuz 2016•Güncelleme: 27 Temmuz 2016
ANKARA - MURAT TEMİZER
İpragaz AŞ Üst Yöneticisi Selim Şiper, S&P'nin Türkiye'nin "BB+" olan notunu "BB"ye indirmesi ile Moody's ve Fitch'in gelecek ay açıklaması beklenen derecelendirme notuna ilişkin, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimini, Türkiye Cumhuriyeti'ne, demokrasiye, barış ve huzura karşı girişilen insanlık dışı bir saldırı olarak niteleyen Şiper, "Bu, tarihe geçecek demokrasi zaferine, devletin ve toplumun tüm kesimlerinin kenetlenerek imza atmasından duyduğum minnet ve şükranlarımı yinelemek isterim. Bu vesileyle olaylarda yaşamlarını yitirenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır ve yaralılara da acil şifalar dilerim." dedi.
Şiper, Türkiye'nin, demografik yapısı ve güçlü gelişme potansiyeli başta olmak üzere birçok özelliğiyle uluslararası sermaye açısından cazip bir ülke olduğunu ve bunun böyle devam edeceğini vurguladı.
"Genç nüfus Türkiye’ye yapılan yatırımların en önemli temel nedenlerinden biri"
Şiper, Türkiye'de yaşananların kısa süreli, gelip geçici badireler olduğunu dile getirerek, "Bir hafta öncesiyle bugün arasında Türkiye'nin ekonomik dinamiklerinde çok büyük farklılık yok. Yaşanan darbe girişiminin ardından uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarınca Türkiye hakkında yapılan not revizelerini politik boyutlu bir karar olarak değerlendiriyorum." diye konuştu.
Darbe girişiminin hemen ertesi günü çeşitli ekonomik tedbirlerin alındığının ancak bunların kullanılmasına dahi gerek duyulmadığının altını çizen Şiper, şunları kaydetti:
"80 milyona ulaşan nüfus yoğunluğumuz ve bu nüfusun büyük çoğunluğunun gençlerden oluşması Türkiye’ye yapılan yatırımların en önemli temel nedenlerinden biridir. Dolayısıyla bu gerçeklerde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Ekonomik kararlar ise uzun vadeler için alınır. Dolayısıyla bu faktörlerde herhangi bir etkilenme olmasını mümkün görmüyoruz ve ülkemize gerçekleşecek yatırımların devam edeceğine inanıyoruz. Ancak kısa süreli ve dönemsel sebeplerden dolayı yatırım kararlarını değiştirme durumunda hissedenler varsa dahi bunları gerçek yatırımcı olarak görmüyoruz. Yatırımlarımızı yaparak, operasyonlarımızı en iyi şekilde yürütmeye çalışarak, belirli vadede ülkemizle birlikte bu süreçten başarıyla çıkacağımızı net bir şekilde öngörebiliyoruz."