RAMALLAH/KUDÜS/WASHINGTON
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, aralarında Uluslararası Ceza Mahkemesinin de bulunduğu 20 uluslararası anlaşmaya taraf olmak için imza attı.
Abbas, Ramallah'taki Filistin yönetim merkezinde düzenlenen basın toplantısında, "Bizler, barış müzakereleri ve işgalin sonlandırılmasına yetecek kadar zaman zarfında 1967 sınırları üzerinde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti'ni kurma hakkımızı talep ettik" dedi.
Arap ülkelerinin muvafakatıyla İsrail işgalinin sona erdirilmesi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne projeyi sunduklarını belirten Abbas, tasarının kabulü için 9 "evet" oyu beklediklerini ancak son anda bir ülkenin çekimser kaldığını ifade etti.
Abbas ayrıca bölgedeki çekişmenin sona ermesinin, İsrail ve Filistin arasındaki krizin çözülmesine bağlı olduğunu sözlerine ekledi.
Filistin Başmüzakerecisi Saib Ureykat'ın söz konusu anlaşmaların isimlerinin okumasının ardından Abbas, Uluslararası Ceza Mahkemesinin kurucu temel anlaşması olan Roma Sözleşmesi'nin de arasında bulunduğu 20 uluslararası anlaşmaya katılmak için imza attı.
Hamas: Doğru adım
Hamas, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, 20 uluslararası anlaşmaya taraf olma talebini imzalamasını "doğru adım" olarak nitelendirdi.
Hamas'tan yapılanan yazılı açıklamada, "Devlet Başkanı Abbas'ın Roma Sözleşmesi'ni imzalaması, doğru bir adımdır. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) geçici çerçeve yönetimi aracılığıyla ulusal ortak bir program ve siyasetin belirlenmesi gerekiyor" ifadesine yer verildi.
Açıklamada, "İsrail ile müzakereler ve güvenlik koordinasyonunun durdurulması, ablukanın kaldırılması, bölgenin imarı, çalışanların maaşlarının ödenmesi ve meclisin Gazze'de görevini üstlenmesi" için Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin de arasında bulunduğu FKÖ geçici çerçeve yönetiminin toplanması çağrısında bulunuldu.
İsrail Başbakanı Netanyahu: Bu girişimi kabul etmeyeceğiz
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Abbas'ın, Uluslararası Ceza Mahkemesinin de arasında bulunduğu 20 uluslararası anlaşmaya katılma talebini imzalamasının ardından yaptığı yazılı açıklamada, İsrail askerlerinin haklarını koruyacaklarını belirtti.
Netanyahu, "Filistin'in, Birleşmiş Milletlere yaptığı başvuruyu kabul etmediğimiz gibi, üzerimizde yeni bir dikta oluşturmayı amaçlayan bu girişimi de kabul etmeyeceğiz. Uluslararası Ceza Mahkemesinden korkması gereken, terör örgüt olduğu açık olan ve IŞİD gibi savaş suçu işleyen Hamas ile birlik hükümeti kuran Filistin otoritesidir" ifadesini kullandı.
BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan oylamada, ABD ve Avustralya tasarıya ret oyu vermiş, İngiltere, Litvanya, Nijerya, Güney Kore ve Ruanda çekimser kalmıştı. Fransa, Ürdün, Şili, Arjantin, Çad, Lüksemburg, Çin ve Rusya'nın "evet" oyu kullandığı tasarının kabulü için gerekli 9 oy sağlanamamıştı.
ABD rahatsız
ABD Dışişleri Bakanlığı, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın aralarında Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) de bulunduğu 20 uluslararası anlaşmaya taraf olmak için imza atmasından "derin rahatsızlık" duyduğunu belirtti.
Bakanlık sözcülerinden Jeff Rathke, yaptığı yazılı açıklamada, "Filistinlilerin UCM ile ilgili olarak bugün attıkları adımdan derin rahatsızlık duymaktayız. Bu, Filistinlilerin birçoğunun uzun süredir kendi halkları için umut ettikleri neticelerin hiçbirini sağlamayacak türden gerilimi tırmandırıcı bir adım. Bu gibi eylemler çözüm değil" değerlendirmesinde bulundu.
Rathke, "ne kadar zor olsa da tüm tarafların gerilimi düşürmek, şiddeti reddetmek ve ileriye dönük bir yol bulmak için yapıcı biçimde ve işbirliği halinde birlikte çalışmak için çabalaması gerektiğini" bildirdi.
Sözcü Rathke, açıklamasına şöyle devam etti:
"(Filistin'in) Bugünkü adımı, tümüyle zarar verici ve Filistin halkının egemen ve bağımsız bir devlete sahip olma arzusunu ileriye götürmeye hiçbir katkı sağlamıyor. Onların nihayetinde barış yapmaları gereken insanlarla olan atmosfere kötü şekilde zarar veriyor.
Daha önce dile getirdiğimiz gibi, ABD, her iki tarafın, güveni zedeleyen ve müzakere edilmiş bir barışa yönelik taahhütleri hakkında kuşkular uyandıran eylemler sergilemelerine güçlü biçimde karşı çıkmaya devam ediyor. Pozisyonumuz değişmedi. Bu tür eylemler tarafları sadece birbirinden daha da uzaklaştırmaya yarar.
Taraflar arasında yapıcı diyalogsuz geçen her bir ay, kutuplaşmayı daha da artırmak ve istikrar bozucu eylemler için daha fazla ortam yaratmak dışında bir işe yaramaz. Çabalarımız anlamlı görüşmeler için ortamın yaratılması üzerine odaklanmalı."
Rathke, "ne kadar zorlu bir süreç olsa da, doğrudan müzakerelerin her iki halkın arzularını gerçekleştirmenin tek gerçekçi yolu olduğunu" vurgularken, "Hepimiz, bu çabanın yeniden başlayabildiği ve bu ihtilafın temelinde yatan nedenlerin tek gerçek ve kalıcı çözümünü oluşturduğunu bildiğimiz barışa uzandığı günü görmek istiyoruz" ifadesini kullandı.
Muhabir: Quays Abu Samra-Yusuf Hatip, Moustafa Maged Haboosh, Mehmet Ö. Toroğlu