DAKAR - Şenay Öksüz
Gine-Bissau Devlet Başkanı Jose Mario Vaz ile Başbakan Domingos Simoes Pereira arasında ortaya çıkan ve Başbakan Pereira'nın görevden alınmasıyla devam eden siyasi kriz çözülemiyor.
Yaklaşık 2 milyonluk nüfusu ile Afrika kıtasının en küçük ve en fakir ülkelerinden Gine-Bissau, son zamanlarda ülkede yaşanan siyasi belirsizlikler ve çekişmeler nedeniyle kara kıtanın gündeminden düşmüyor.
Geçtiğimiz aylarda Gine-Bissau Devlet Başkanı Vaz ile Başbakan Pereira arasındaki anlaşmazlığın artmasıyla bölgede gözler bir kez daha Gine-Bissau'ya çevrilmişti.
Devlet Başkanı Vaz'ın kendisini "ülkede siyasi kriz çıkararak hükümeti dağıtmakla" suçladığı Başbakan Pereira'yı görevden almasının ardından, Gine-Bissau'ya en yakın komşu ülkeler Senegal ve Gine devreye girerek Vaz'ı Senegal'e davet etmiş ve çözüm için atılabilecek adımları görüşmüştü.
Aradan geçen birkaç haftanın sonunda Vaz, Başbakan Pereira'yı görevden aldı ve yerine Baciro Dja'yı atadı ancak Anayasa Mahkemesi bu kararı, Dja'nın parti lideri olmadığı gerekçesiyle anayasaya aykırı bularak reddetti. Başbakanlığı düşen Dja ise karardan 48 sonra istifa etti. Hükümette, şu anda bir başbakan bulunmuyor.
Komşuların endişesi darbe
Gine-Bissau'daki siyasi belirsizlik, sadece ülke halkını değil komşu ülkeleri de tedirgin ediyor. Portekiz sömürgesi olan ve bağımsızlığını 1974'te kazanan ülkenin tarihinin darbelerle anılıyor olması, krizin devamı halinde askerin yönetime bir kez daha el koyacağı yönündeki kaygıyı güçlendiriyor.
Öte yandan Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (CEDEAO), Gine-Bissau'daki söz konusu krize çözüm için sık sık toplanıyor. CEDEAO geçen ay, eski Başbakan Pereira görevden alınmadan önce açıklama yaparak, Devlet Başkanı ve Başbakan arasında yaşanan anlaşmazlığa, askerin karışmaması çağrısında bulunmuştu.
Geçmişi darbelerle dolu
Ordu en son 2012'de, Başbakan Carlos Gomes Junior ve geçici Devlet Başkanı Raimundo Pereira'nın Angola ile ülkede yabancı askerlerin varlığını meşru hale getirecek gizli bir askeri anlaşma yaptıkları gerekçesiyle darbe yapmıştı. Junior'un evine roketli saldırıda bulunan askerler hükümet binalarını ele geçirmiş, saldırının ardından Başbakan Junior tutuklanmıştı.
Portekiz hükümeti devreye girerek, başbakanla birlikte Devlet Başkanı Pereira'nın derhal serbest bırakılmasını istemiş, eski sömürgesi Gine-Bissau'daki gelişmeleri askeri darbe olarak nitelendirmişti. Öte yandan Devlet Başkanı Joao Bernardo Vieira ile Genelkurmay Başkanı Tagma Na Vaie, 2009'da birer gün arayla düzenlenen suikastlerde öldürülmüştü.
Vieira'nın askerler tarafından öldürüldüğü belirtilirken, Tagme Na Vaie'nin, genelkurmay karargahı yönünden açılan ateşte yaşamını yitirdiği açıklanmıştı. Devlet Başkanı Malam Bacai Sanha ise Ocak ayında Paris'teki bir hastanede yaşamını yitirmişti. Sanha'nın hastalığı açıklanmamıştı.
Ayrıca 2011'de de Gine-Bissau Genelkurmay Başkanı General Antonio Indjai, bir grup askerin Genelkurmay Başkanlığı binasına saldırarak ordu ve hükümetin düzenini değiştirmeye çalıştığını ancak bu girişimin başarısız olduğunu belirtmişti.
Uyuşturucu'nun Avrupa'ya giriş kapısı
Bazı uzmanlara göre, askerin sık sık yönetime el koyması nedeniyle bir türlü istikrarı yakalayamayan ülkede, sanayi ve turizmin gelişmemesi halkın açlık sınırının çok altında yaşamasına ve yasa dışı faaliyetlere yönelmesine sebep oluyor. Uyuşturucunun Avrupa'ya ve ABD'ye ulaşmasında geçiş kapısı haline geldiği belirtilen Gine-Bissau'da yaşanan siyasi kavgalar ve darbeler böylece "domino etkisiyle" sadece bölgeyi değil tüm dünyayı etkisi altına alıyor.
ABD, 2013 yılında Atlas Okyanusu'nun doğusundaki uluslararası sularda düzenlediği uyuşturucu operasyonuyla uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarında kilit rol oynadığından şüphelenilen eski Gine-Bissau Donanma Komutanı Buba Na Tchuto'nun da aralarında bulunduğu 5 Gine Bissau vatandaşını tutuklamıştı. Tchuto daha sonra uçakla ABD'ye gönderilmişti.