Abdolsalam Salimi Poor,Mustafa Melih Ahıshalı
22 Haziran 2021•Güncelleme: 22 Haziran 2021
İran'da 18 Haziran cuma günü 1979 devriminden bu yana 13'üncüsü düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 42 yılın en düşük seçime katılım oranı yaşandı.
İranlı bazı uzmanlar halkın, son yıllarda gittikçe artan ekonomik sorunlar, dış politika, çevre ve özgürlüklerin sınırlandırılması gibi problemlerin giderilmesinde cumhurbaşkanlarının aktif bir rol üstlenmedikleri kanısına vardıklarını düşünüyor.
Seçim öncesi bu ve buna benzer sorunları çözme vaadi veren cumhurbaşkanı adayları, işin başına geçtiklerinde yetkilerinin sınırlı ve sorunları çözmeye yetmediğini öne sürüyorlar.
İran'da geçtiğimiz günlerde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 62'sini alan İbrahim Reisi, ülkenin 8. Cumhurbaşkanı oldu.
Yaklaşık 83 milyon nüfuslu ülkede oy kullanma hakkına sahip 59 milyon 310 bin 307 seçmenden 28 milyon 933 bin 4'ünün sandığa gittiği ve seçimlere katılımın yüzde 48,8 olduğu duyuruldu.
Bu seçimde yaklaşık 4 milyon geçersiz oy kullanıldı. Devrimden bu yana 12 kez düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde geçersiz oy oranı ortalama yüzde 2,07 iken bu seçimde 12,9'a yükseldi.
Seçimlere katılım oranı, 2017'de Hasan Ruhani'nin kazandığı ve yüzde 73 olarak gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre yaklaşık yüzde 24 düşmüş ve 1979'daki devrimden bu yana yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri arasında en düşük seviyede kalmıştı.
"Halk sandıkta sorunların çözülmesine olan inancını kaybetti"
AA muhabiri, İranlı uzmanlara seçime katılımın aşağı seviyelere düşmesinin nedenini sordu.
İranlı siyaset bilimci Dr. Ahmed Zeydabadi, "Seçimlere katılım oranının düşük olmasının nedenlerinden biri; halk sandıkla sorunların çözülmesine olan inancını kaybetmiştir. Halkın büyük bir kısmı oylarının bir etkisinin olmadığını düşünüyor. Bir diğeri; reformistlerin halkı sandığa gitmek için ikna edememiş olmalarıdır." dedi.
Ülke içinde yönetimden memnun olmayanlarla ülke dışında rejimin yıkılmasını isteyen muhaliflerin aynı safta birleştiğini dile getiren Zeydabadi, "Ekonomik sorunlar nedeniyle öfkeli olan halk sandığa gitmeyerek, seçimlere katılımla uluslararası kamuoyunda meşruiyet arayan rejinden intikam aldı. Rejimin yıkılmasını isteyen ülke dışındaki muhalifler de sokaklara döküldü. Bu unsurlar birleşti ve seçime katılım oranı düştü." ifadelerini kullandı.
Zeydabadi, bazı insanların geçersiz de olsa oy kullanmalarının ardında geçim ve gelecek kaygısı olduğunu belirterek, "İran'da geçersiz oy kullananlar iki bölümdür. İlki; resmi bir kurumda çalışan fakat oy kullanmak istemeyenler. Bunlar, işlerinin geleceğinden endişe ederek kimlik cüzdanlarında oy kullandıklarına dair damganın görülmesini istiyorlar. Ama oy verirken geçerli bir aday ismi yazmıyorlar. Diğer grup; bazı adayların elenmesinden rahatsız olan reformistlerdir. Bunlar her ne kadar bahsedilen uygulamadan rahatsızlık duysalar da seçimleri boykot etmek istemediler. Ve gönüllerinden geçen adayların isimlerini oy pusulalarına yazarak sandığa attılar." değerlendirmesinde bulundu.
Ruhani hükümetinin başarısızlığının etkisi
Bir diğer İranlı siyaset uzmanı eski Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehdi Nasıri, insanların birçoğunun Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümetinin vaatlerini yerine getirmediği için sandığa gitmekten geri durduğunu belirtti.
Nasıri, "Ruhani hükümetinin, ekonomik iyileşme, dış ilişkilerin geliştirilmesi, kültürel ve sosyal alanda özgürlüklerin arttırılması gibi vaatleri yerine getirememesi nedeniyle İranlıların birçoğu, sorunların çözümünde sandığa gitmenin bir yararının olmadığını düşünerek seçimlere katılmamışlardır." dedi.
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin bazı reformist ve ılımlı muhafazakar adayları elemesinin cumhuriyet ve demokrasiyi daraltma olarak kabul edildiğine işaret eden Nasıri, halkın reformist aday Abdunnasır Himmeti yerine muhafazakar aday Reisi'ye oy vermesini şöyle açıkladı:
"Halk, cumhurbaşkanlığı makamına oturacak kişinin rejimle aynı söyleme sahip bir kişi olmasını istedi. Çünkü rejimle mesafeli reformist bir cumhurbaşkanının projelerini uygulamasına izin verilmeyeceğini biliyorlardı. Önceden reformistlere oy veren bazıları da sistemde bir değişikliğin olmasıyla ilgili ümitlerini yitirdikleri için bu seçimde sandığa gitmediler. Bu kesim sandığa gitseydi Himmeti'ye oy vereceklerdi."
Nasıri, geçersiz oy kullanan kesimi 3'e ayırarak şunları kaydetti:
"Birinci grup, Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin (AKK) uygulamasından rahatsız olmalarına rağmen rejimle diyalogunu koparmak istemeyenler. İkinci grup, hayalindeki adayın elenmesine rağmen oy vermek isteyenler. Üçüncü grup ise, işlerinden olma korkusu yaşayanlar. Son kesim sadece kimlik cüzdanlarında oy kullandıklarına dair mührün yer alması için sandığa gittiler."