WASHINGTON - Erkan Avcı/Michael Hernandez
ABD’li terör ve güvenlik uzmanları, Amerikan ordusunun Arap ortaklarıyla IŞİD’in Suriye’deki hedeflerine dönük hava saldırılarının, örgütün gücünü zayıflatsa da IŞİD’i tamamen yok etmek için kara kuvvetlerine ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Amerikan güçlerinin Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle IŞİD’in Suriye’deki kontrol merkezlerine, ellerindeki petrol rafinelerine, eğitim kamplarına ve diğer kritik noktalarına sürdürdüğü hava saldırılarında dördüncü gün geride kalıyor. ABD’nin Kızıldeniz ve Basra Körfezi’nde bulunan savaş gemilerinden Tomahawk füzeleriyle ve havadan avcı ve bombardıman uçaklarıyla vurduğu IŞİD’in uğradığı zarar ise belirsizliğini koruyor. ABD Savunma Bakanlığı, terör örgütüne Irak’ta yaklaşık 200, Suriye’de de 30 civarında saldırı düzenlendiğini ve terör örgütünün gördüğü hasarla ilgili tespit çalışmalarının devam ettiğini belirtirken, örgütle mücadelenin “uzun yıllar” alabileceğine vurgu yapıyor. Hava saldırılarının yetersizliğine dikkati çeken konunun uzmanları ise IŞİD’i yenmek için kara kuvvetlerinin gerekliliğinde hem fikir.
“Terör örgütüyle sahada mücadele edecek aday göremiyorum”
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Duke Üniversitesi Terörizm ve İç Güvenlik Üçgeni Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. David Schanzer, IŞİD unsurlarına yönelik havadan yürütülen saldırıların örgütü kesinlikle zarara uğratacağını ancak atılan bu adımın yetersiz kaldığını söyledi. “IŞİD’i yok etmek için hava saldırılarının yeterli olacağını kesinlikle düşünmüyorum” diyen Schanzer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hava gücü açık alanlardaki hedefleri, kalabalık insan topluluklarını, askerleri, cephanelikleri, silah depolama yerlerini vurabilir. Bu iyi, bunu yapabiliriz ama bu örgüte sadece kısmen zarar verecektir. Hava saldırıları, örgütü elinde bulundurduğu yerlerden söküp atmayacak. Ortaya çıkacak olan şudur; IŞİD, kentsel alanların içerisine karışacak, varlıklarını gizleyecek, üyeleri sivil halkın arasında olacak. Böylece onlar hala bölgeyi kontrol ediyor ve sivil halka korku salmaya devam ediyor olacak”.
Schanzer, IŞİD’le mücadelede Irak güvenlik güçlerinin ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) yetersiz kaldığına işareti etti. “Ufukta bu terör örgütüyle sahada etkili şekilde mücadele edecek hazır hiçbir aday göremiyorum” ifadesini kullanan Schanzer, Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan’ın bu noktada istekli olmadıklarını anlattı.
“Harekata 5 Sünni Müslüman ülkenin katılması önemli”
ABD'nin eski Savunma Bakanı Yardımcısı olan Amerikan İlerleme Merkezi üyesi Lawrence Korb da Schanzer’la aynı fikri paylaşıyor. IŞİD gibi terör örgütlerinin birden ve kolaylıkla yok edilemeyeceğine vurgu yapan Korb, karadan yapılacak saldırının da yetersiz kalabileceğine işaret etti. Korb, “Bu tür örgütleri kara kuvvetleri veya hava güçleriyle yok edemezsiniz. Yapmak istediğiniz onları zayıflatmak, böylece onlar hem bölge için hem de dünya için tehdit olmaz” dedi.
Suriye’deki IŞİD’in hedeflerinin vurulmasında katkı sağlayan ülkelere dikkati çeken Korb, Sünni Müslüman ülkelerin operasyonlarda yer almasının önemini vurguladı. Korb, “Bu askeri harekata 5 Sünni Müslüman ülkenin dahil olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı.
“Örgütü yenebilirsiniz ama sonrasında ne olacak?”
Askeri istihbarat ve dış politika uzmanı Mark Perry de Suriye’de IŞİD’le baş edebilecek yerel güçlerin bulunmadığını dile getirdi. “Ilımlı muhalif güçler IŞİD’le mücadeleye hazır olmaktan çok uzakta” diyen Perry, eğitim ve teçhizattan yoksun bu güçlerin terör örgütünü yok edemeyeceğini belirterek, sahada askerlerin yer alması gerektiğine değindi.
Perry, bölgede örgütün bir şekilde yenilgiye uğratılsa bile sonrasında baş gösterecek sorunların da unutulmaması gerektiğini kaydetti. Örneğin Irak’ta IŞİD’in bozguna uğratıldıktan sonra büyük bir belirsizliğin olduğunu anlatan Perry, “Irak’ta örgütü yenebilirsiniz ama sonrasında ne olacak? Daha sonra ne yapacaksınız? Buradaki siyasi program nedir? Askeri müdahaleye yetki meselesini düşünen Obama yönetimi, burada belki gözünü asıl sorundan kaçırıyor, buradaki sorun ‘ondan sonra ne olacağıdır’. Kısa sürede yenilgiye uğratamayacağımız kimse yok, bu konuda hiç şüphe yok. Bu hiçbir zaman mesele olmadı. Mesele ‘ne amaçla’ olacağı” diye konuştu.