Bayram Altuğ
28 Nisan 2016•Güncelleme: 28 Nisan 2016
ANKARA – BAYRAM ALTUĞ
Rus mahkemesinin Kırım Tatar Milli Meclisi'ni yasaklama kararını değerlendiren uzmanlar, Kırım'ın Rusya tarafından ilhakının ardından böyle bir kararın sürpriz olmadığını belirtti. Uzmanlar, söz konusu meclisin Sovyetler Birliği gibi dünyanın en totaliter rejimlerinden birinde göstermiş olduğu demokratik mücadele dolayısıyla Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Rusya'nın aldığı kararla Kırım Tatarlarının asimilasyonunu hedeflediğine işaret eden uzmanlar, böylelikle Kırım Tatarlarının oyunun dışına atılmış olacağını belirtti.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Karasar, Rus mahkemesinin 26 Nisan'da Kırım Tatar Milli Meclisi'ni aşırıcı örgüt kapsamına alarak faaliyetlerini yasaklama kararına tepki göstererek, "Kırım Tatar Milli Meclisi bütün eski Sovyetler Birliği topraklarında Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesi gereken en demokratik oluşumdur." dedi.
Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Karasar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kırım Tatar Milli Meclisi'nin dünyadaki birçok ülkenin parlamentolarından daha demokratik ve geleneksel prensiplerle oluşmuş bir temsil heyeti olduğunu söyledi. Karasar, Meclis'in demokratik olgunluğunun, 1944 sonrası sürgüne gönderilen Kırım Tatarlarının Sovyetler Birliği gibi dünyanın en totaliter rejimlerinden birinde göstermiş oldukları demokratik mücadeleyle alakalı olduğunu vurguladı.
"Kırım Tatar Meclisi'nin meşruiyetini sorgulamak savcının işi değil"
Rusya'nın aldığı kararın Kırım Tatarları açısından son derece üzücü bir durum olduğunu belirten Karasar, "Ama zaten bu, Kırım’ın işgali sonrası beklenen bir karardı. Çünkü Kırım Tatar Milli Meclisi'ne bütün baskılara rağmen boyun eğdiremediler. Meclis, bütün baskılara rağmen uluslararası hukuk, insan hakları beyannamesi çerçevesinde siyasi duruşunu ve politik kavgasını tam anlamıyla demokratik yollardan sürdürme kararlılığını ve azmini gösterdi. Bunun karşısında da Rus otoriteleri en son çare olarak bu metoda başvurdu. Fakat Kırım Tatar Meclisi'nin meşruiyetini sorgulamak herhangi bir savcının veya otoritenin işi değildir." değerlendirmesinde bulundu.
"Putin, Kırım Tatarlarının asimilasyonunu hedefliyor”
Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Kırımlı ise Kırım Tatar Milli Meclisi’nin yasaklanmasının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kırım politikasının bir parçası olduğunu söyledi. Meclisin yasaklanmasının beklenen bir karar olduğunu ifade eden Kırımlı, “Putin, Kırım Tatarlarının eriyip yok olup gitmesini istiyor. Rusya, bütün Tatar müesseselerinin kapatılmasını ve Tatar varlığına son vermek istiyor. Kalan Tatarların da asimilasyonunu hedefliyor.” dedi.
"Kırım Tatarlarına oyunun dışında tutmaya çalışıyorlar"
Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Çelikpala da Rusya’nın aldığı kararın sürpriz olmadığını söyledi. Çelikpala, Rusya'nın Kırım'da muhalif olarak gördüğü bütün yapıları tasfiye etmeye çalıştığını dile getirerek, "Kırım Tatar Milli Meclisi, Rusların Kırım'da gördükleri en önemli tehdit unsuru. Böyle olunca da terör örgütü ve ayrılıkçı grup olarak niteleyerek oyunun dışına atmaya çalışıyor. Bu bir bahane ve haksız bir değerlendirme." diye konuştu.
Türkiye de Rus mahkemesinin Kırım Tatar Milli Meclisi'ni aşırıcı örgüt kapsamına alarak faaliyetlerini yasaklama kararını kınamıştı.