Hakan Çopur,Kasım İleri
16 Mart 2016•Güncelleme: 16 Mart 2016
WASHINGTON - HAKAN ÇOPUR
Rusya'nın Suriye'deki güçlerini azaltma kararı Washington'da "beklenmedik" bir adım olarak görülürken, uzmanlar bu kararı, Moskova'nın Esed rejimine "açık çek" vermediğinin bir kanıtı ve rejimi müzakere masasına daha fazla itecek bir unsur olarak değerlendiriyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in önceki gün açıkladığı "Suriye'den kısmi geri çekilme" kararı Washington'da "sürpriz" olarak değerlendirilirken, uzmanlar bu kararın Moskova'nın Esed'e desteğinin sınırsız olmadığını gösterdiği fikrinde birleşti.
ABD yönetiminin, konuyla ilgili kendilerine önceden herhangi bir bilgi verilmediğini en üst düzeyde birkaç kez açıkladığı kısmi geri çekilme kararı, Washington'da "ihtiyatlı" ve "sürpriz" olarak karşılandı.
"İhtiyatlı bir bekleyiş" yaklaşımı öne çıktı
Ülkede ilgili tüm kurumlar kararı olumlu karşıladıklarını ve yakından takip edeceklerini ifade ederken bu kararın ne anlama geldiğiyle ilgili değerlendirmelerde ise "ihtiyatlı bir bekleyiş" yaklaşımı ön plana çıktı.
Konuyla ilgili AA muhabirlerine değerlendirmelerde bulunan uzmanlar da kısmi geri çekilme kararını derinlemesine analiz etmeden önce "ihtiyatlı" olunması gerektiğine işaret etti.
Johns Hopkins Üniversitesinde çatışma yönetimi üzerine çalışmalar yapan Profesör Daniel Serwer, "Rusya’nın gerçekten ne kadar ve hangi hızda çekileceğini bekleyip görmemiz gerekiyor öncelikle ancak bu adımıyla Putin, Esed’e açık bir çek vermediğini gösteriyor" dedi.
"Rusya’nın Esed’e desteği sağlam ise de sınırsız değil"
ABD’nin eski Moskova büyükelçilerinden olan ve Carnegie Endowment Rusya ve Avrasya Programı Kıdemli Uzmanı James Collins de Serwer gibi, Moskova'nın desteğinin sınırsız olmadığına dikkati çekti.
Kısmi geri çekilme kararının hem Esed rejimini hem de muhalifleri müzakere sürecine daha ciddi katılmaya iteceğini söyleyen Collins, "Bu durum net olarak şunu da gösteriyor, Moskova Esed’e açık çek vermiş değil, yani Rusya'nın Esed'e desteği sağlam ise de sınırsız değil" şeklinde konuştu.
"Esed, Rusya’nın hava saldırıları olmadan mevcut kazanımlarını aynı şekilde koruyamaz"
Atlantik Konseyi Dina Patriciu Avrasya Merkezi Direktörü ve ABD'nin eski Ukrayna Büyükelçisi John Herbst de öncelikle ne olacağını bekleyip görmek gerektiğini belirtti.
Amerikalı yetkililerin de dile getirdiklerine benzer şekilde Herbst "Bu karar eğer gerçekse şaşırdığımı söylemem lazım. Esed, Rusya’nın hava saldırıları olmadan mevcut kazanımlarını aynı şekilde koruyamaz" dedi.
Rus hava saldırılarının “cihatçı gruplar" üzerinde çok da başarılı olmadığını, böyle bir durumda Rusya’nın ayrılmasının Esed'i bu gruplar karşısında zor bir durumda bırakabileceğini kaydetti.
"Rusya'nın ana amacı, Esed rejiminin ayakta kalmasını sağlamaktı"
SETA DC Genel Koordinatörü Kadir Üstün ise Rusya'nın, tam da Esed rejiminin en zorda olduğu bir dönemde askeri müdahaleye başladığını hatırlatarak, "Rusya'nın ana amacı, Esed rejiminin ayakta kalmasını sağlamaktı. Eğer yarın bir gün Esed rejimi yeniden tehlikeye girerse, Rusya dün yaptığını o gün de yapabilir" dedi.
Rusya'nın, askeri müdahalesiyle, Suriye müzakerelerinin istediği yönde gitmesi için rejimi daha güçlü bir pozisyona taşıdığını ve ABD'ye "bölgedeki gerçek muhatabın benim" mesajı verdiğini belirten Üstün, “Esed rejimini kurtarmaya yönelik adımlar atan Rusya, artık kısmen geri çekilebileceğini düşünüyor” şeklinde konuştu.
Bu kararın ekonomik boyutuyla ilgili de birçok spekülasyonun yapıldığını ifade eden Üstün, Kremlin'in bu kararının, "Rus ekonomisinin kötü olmasıyla" birincil derecede ilgisi bulunmadığını söyledi.
“Politik anlamda kesinleşmiş bir tablo yok"
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Rusya ve Avrasya Programı Yardımcı Direktörü Jeffrey Mankoff ise öncelikle "tam bir geri çekilmeden" değil, "kısmi bir geri çekilmeden" bahsedildiğini unutmamak gerektiğine değindi.
Bu kısmi geri çekilmenin Esed üzerinde "müzakere masasına oturma" baskısını artıracağını vurgulayan Mankoff, Moskova yönetiminin, Esed'in tüm ülkeye yeniden hakim olamayacağını bildiğini ve bu yüzden kendi çıkarlarını tehlikeye atmayacak politik bir çözüme varılabilmesi yaklaşımıyla hareket ettiğini kaydetti.