30 Eylül 2015•Güncelleme: 30 Eylül 2015
NEW YORK - ERKAN AVCI
Rusya’nın, Birleşmiş Milletler’deki (BM) tasarıları reddetmek de dahil 5 yıldır yürüttüğü Suriye politikası, ülkedeki krizin aşılmasına herhangi bir fayda sağlamazken, Amerikalı uzmanlar Moskova’nın yaklaşımında değişiklik beklemiyor.
BM'nin rakamlarına göre, beşinci yılına giren Suriye'deki iç savaşta 250 bini aşkın kişi hayatını kaybetti, 4 milyon civarında Suriyeli de çareyi komşu ülkelere sığınmakta buldu. Çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan kişi sayısı 7 milyonu, insani yardıma muhtaç kişilerin sayısı ise 12 milyonu aşmış durumda.
Son dönemde artan Avrupa'ya Suriyeli sığınmacı akını nedeniyle iyice dillendirilmeye başlanan krizin diplomatik yollarla çözülmesinde ise BM’nin önemli rol oynama şansı varken, burada Rusya’nın tutumu kilit rol oynuyor.
Krizin başından beri Esed'e desteğinden ödün vermeyen Rusya, BM’de bugüne kadar, Suriye’yi kan gölüne çeviren, insanlık trajedisinin yaşandığı savaşın diplomatik çözümünü tıkamaya yönelik politika izleyerek savaşa uluslararası toplumun müdahalesini engelleyecek adımlar attı.
Rusya'nın veto hakkı BM'nin işlemesini engelledi
Sorunun başından bu yana da BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan, Esed rejimini eleştiren ve hükümete yaptırımı öngören dört Suriye tasarısını veto eden Rusya, bu noktada Çin ile işbirliğine de gitti. Konsey'de bu dört tasarı 13 lehte oya karşın Rusya ve Çin tarafından veto edildi.
İlk üç tasarı, Esed rejimine sivillerin yaşadığı bölgelere ağır silahlarla saldırmaması ve insan hakları ihlallerinden vazgeçme çağrıları içerirken, Mayıs 2014’teki son tasarı Suriye'de işlenen savaş suçlarının Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşınmasını öngörüyordu.
Rusya ve Çin’in, hangi taraftan olursa olsun savaş suçlularının cezalandırılması talebini içeren tasarıyı bile veto etmesi uluslararası toplum tarafından tepki gördü.
Konuyla ilgili birçok başka tasarı ve başkanlık bildirisi de bu iki ülkenin veto tehdidi nedeniyle Konsey’e getirilemedi.
Bu durum da BM’nin Suriye’deki krizle ilgili yapıcı ve somut adımlar atmasını ve kurum olarak bu konuda işlevsel olabilmesini engelledi.