HATAY
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Hatay Havalanı'nda BM ve Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan ile düzenlediği basın toplantısında, Hatay'daki temaslarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Kendisinin bugün özellikle son birkaç gün içerisinde Suriye'den gelen grubu dinlediğini belirten Atalay, şunları kaydetti:
''Sayın Annan da Yayladağı'nda kalan Suriyelileri dinlemiş oldu. Akrabalarını, evlerini ülkelerinde bırakarak Türkiye'ye sığınmak zorunda kalan Suriyelilerin kaderlerini paylaştık. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kendilerine her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Bizim tespitlerimiz Suriye'de durum giderek kötüleşmektedir, kritik bir hal almaktadır. Bunun bir örneğini dün Kilis'te yaşadık. Kilis ilimizde, Suriye tarafından açılan ateş neticesinde Kilis konteyner kentinde bir Türk vatandaşı olmak üzere 4 kişinin yaralanması kabul edilemez bir durumdur. Yine bu saldırıdan kaçan 21 Suriye vatandaşı aynı gün ülkemize giriş yapmış. Bunlardan 2'si kısa bir süre sonra hayatlarını kaybetmişlerdir.''
Suriye rejiminin uyguladığı şiddetten kaçarak ülkemize sığınan Suriye vatandaşlarının Türkiye'nin sağlık güvencesi altında olduğunu vurgulayan Atalay, ''Bu olayların yinelenmesi halinde Türkiye gerekli tedbirleri uygulayacaktır'' diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, ''Gerek Suriye yönetiminin kötü sicili, gerek halen yaptıkları, öncelikle muhaliflerin faaliyetlerini durdurmasına yönelik açıklamaları iyimser olmamızı güçleştirmektedir. Tabii bu misyon içinde Suriye yönetiminin gerekli işbirliğini sergilemediği takdirde BM Güvenlik Konseyi'nin üzerine düşen sorumluluğu üstlenmesi ve Suriye'deki katliama 'dur' demesi kaçınılmaz zorunluluk halini alacaktır'' dedi.
Suriye'deki kanın sona ermesini arzu ediyoruz
Halep, İdlib ve Humus'ta Suriye yönetiminin, askerlerinin şiddetinin sürdüğünü belirten Atalay, şöyle devam etti:
''Mart 2011'den bugüne kadar hayatını kaybedenlerin sayısı 9 binin üzerine çıktı. En tedbirli ifadeyle bu. Bizim kendi tespitlerimiz; daha dün yani 9 Nisan'da hayatını kaybedenlerin sayısı 130'dur. Mart'tan bu yana her gün öldürülen sivil sayısı günlük olarak artmıştır. Türkiye'ye gelenlerle ilgili de bildiğiniz gibi Sayın Annan'ın ilk Suriye ziyareti sırasında buradaki kişi sayısı 12 bindi. Şu anda bu sayı bugün itibarıyla 25 bine yaklaştı. Şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Annan'ın bu misyonunun inşallah çok başarılı bir şekilde sonuca ulaşmasını ve halkın iradesini ve taleplerinin gerçekleşmesini ve oradaki kanın sona ermesini Türkiye olarak arzu ediyoruz ama Suriye yönetiminin siciline baktığımızda da doğrusu endişe ediyoruz.''
Atalay, ''Gerek Suriye yönetiminin kötü sicili, gerek halen yaptıkları, öncelikle muhaliflerin faaliyetlerini durdurmasına yönelik açıklamaları iyimser olmamızı güçleştirmektedir. Tabii bu misyon içinde Suriye yönetiminin gerekli işbirliğini sergilemediği takdirde BM Güvenlik Konseyi'nin üzerine düşen sorumluluğu üstlenmesi ve Suriye'deki katliama 'dur' demesi kaçınılmaz zorunluluk halini alacaktır. Biz Güvenlik Konseyi'nin tarihi sorumluluğunu bu defa yerine getireceğine inanıyoruz.''
Bu misyonu yürüten Sayın Annan ve BM'dir
Beşir Atalay, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Atalay, bir gazetecinin Annan planının desteklenmesine ilişkin sorusu üzerine, şunları kaydetti:
''Sayın Annan'da ifade etti aslında, biz kendisi ile içeride görüşürken... Biz Annan planının başarıya ulaşmasını istiyoruz, onu destekliyoruz. Hem BM, hem Arap Ligi, hem de Suriye'nin Dostları Grubu. o planı destekliyor ve bunun başarılı olmasını istiyor. Plan, kanın dökülmesinin önlenmesi, insani yardımların gitmesi, bundan sonra halkın kendi iradesinin ortaya çıkarılması için demokratik süreçlerin başlaması gibi çok önemli hususları içeriyor.'' Gazetecilerin, ''Suriye'de öldürülen 9 bin kişinin sivil mi yoksa muhalif mi olduğu ve Suriye'den ne kadar kişi beklendiği'' yönündeki soruları üzerine Atalay, "Biz Türkiye'ye Suriye'den gelenlerle ilgili sorumluluklarımızı tam olarak yerine getirme çabası içerisindeyiz. Burada iyi şartlarda barınmaları konusunda gayret gösteriyoruz. Hiçbirisi açıkta değil, hem çadırkent, hem de konteyner kent olarak ama bu konuda BM'nin insani yardım boyutunda, göçmenler boyutunda paylaşılması ve BM'nin daha fazla ilgi göstermesi konusunda talebimiz var. Onu da Annan'a iletmiş olduk" diye konuştu.