WASHINGTON
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin eşbaşkanlık ettiği Terörle Mücadele Küresel Forumu'nun beşincisi New York'ta yapıldı.
AB ile 29 ülkeden oluşan forumun toplantısının başında konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, terör bağlamında şu an önlerindeki en yakın tehdidin IŞİD olduğuna değinerek, bu kapsamda Türkiye'nin terör örgütlerine karşı mücadelede yükün önemli bir kısmını üzerine aldığını, 75 civarında ülkeden 1000'in üzerinde yabancı savaşçıyı sınırdışı ettiklerini belirtti.
Terörizm tehdidinin sadece coğrafi olarak değil, şiddet eylemlerinin boyutu olarak da genişlediğini ifade eden Çavuşoğlu, şu anda geçmişte hiç olmadığı kadar coğrafi olarak çeşitlenmiş, karmaşık ve tek merkezli olmayan bir tehditle karşı karşıya olduklarını dile getirdi.
Çavuşoğlu, bu nedenle, alınacak önlemler ve geliştirilecek politikaların terörizmin yeni şekilleri ve aktörlerini hedef alması gerektiğini, erken uyarı sinyallerinin daha etkili kullanımına yönelik mekanizmaların geliştirilmesine ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Şu anki en yakın tehdidin IŞİD olduğunu ve Amerikalı mevkidaşı John Kerry'nin IŞİD'in yok edilmesi gerektiği yönündeki sözlerine tamamen katıldığını söyleyen Çavuşoğlu, "Türkiye, bu yükün (terörle mücadelenin) büyük bir kısmını, aslan payını yüklenmek zorunda kaldı. Yaklaşık 75 ülkeden 1000'i aşkın yabancı terör savaşçısının tespiti ve sınırdışı edilmesi için kaynaklar ayırmak zorunda kaldık" dedi.
Çavuşoğlu, uluslararası ortaklarla birlikte, 6 binin üzerinde potansiyel yabancı savaşçıyı içeren "giriş yasağı listesi" oluşturduklarını da belirtti.
Sorunu etkin bir uluslararası işbirliği olmadan çözmenin mümkün olmayacağını, bilgi ve istihbarat paylaşımının çok önemli olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, fidye için masum insanların kaçırılmasının da artık bir endüstriye dönüştüğüne işaret ederek, BM Güvenlik Konseyi'nin bu konuda ilk kez kabul ettiği kararın bununla mücadeleye önemli katkı sağladığını sözlerine ekledi.
"Türkiye, IŞİD'le mücadelenin ön cephelerinde yer alacak"
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de, konuşmasında Türkiye'nin IŞİD terörüyle mücadelenin ön cephelerinde yer alacağını söyledi.
Kerry, "Türkiye bu koalisyonun büyük bir parçası ve bu çabanın ön cephelerinde yer alacak" dedi.
"Türkiye'nin başlarda, IŞİD'in elindeki rehineleri (Musul Başkonsolosluğu çalışanları) nedeniyle zorluklar yaşadığına" işaret eden Kerry, "Ancak bu meselenin şimdi çözülmesiyle birlikte, Türkiye, (IŞİD'e karşı) başarıyı garanti etmek için bizimle beraber ilave çabalar yürütmeye hazır. Türkiye'ye bu istekliliğinden dolayı çok minnettarız" diye konuştu.
IŞİD'in hiçbir sınır tanımayan, yasadışı fonlar ve yabancı savaşçıların akışıyla beslenen bir örgüt olduğunu kaydeden Kerry, sadece güvenlik tedbirlerinin sorunu çözmeye yetmeyeceğini, örgüte katılan yabancı savaşçıların vizelerinin iptal edilmesi, örgütün fon kaynaklarının kesilmesi gibi somut taktiksel adımlar atmaları gerektiğini dile getirdi.
Meselenin, "sadece birkaç gün sürecek birkaç saldırı" olmadığının altını çizen Kerry, bunun uluslararası toplumun bütünlüğü ve işbirliğini, ortak bir stratejiyi gerektirecek daha kapsamlı bir konu olduğunu belirtti.
50'yi aşkın ülke kabul etti
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, şu anda 50'yi aşkın ülkenin IŞİD'e karşı mücadele için oluşturulan koalisyona katılmayı kabul ettiğini belirtti.
Birleşmiş Milletler (BM) 69. Genel Kurul görüşmeler nedeniyle BM'de bulunan Kerry, Irak Cumhurbaşkanı Fuat Masum ve Dışişleri Bakanı İbrahim el-Caferi ile görüşmesinin ardından gazetecilere açıklama yaptı.
Kerry, "Coğrafya ya da sınırların, bizim IŞİD'e karşı eyleme geçmemizi engellemesine izin vermeyeceğiz. Onların sorumluluktan kaçabileceklerini düşündükleri güvenli sığınak bulmalarına imkan tanımayacacağız. Onlara çirkin eylemlerinin hesabını soracağız" diye konuştu.
Kontrolsüz bırakılması halinde IŞİD'in sadece Irak ve bölgeye değil, ABD de dahil birçok ülkeye tehdit oluşturacağını vurgulayan Kerry, bunun sadece Amerika'nın savaşı olmadığını, bu savaşa bölge ülkelerinin liderlik etmesi gerektiğini söyledi.
Kerry, "Şu anda IŞİD'e karşı mücadeleye 50'yi aşkın ülke katılmayı kabul etti. Buna dün gece Suriye'deki askeri eyleme katılan Arap ülkeleri de dahil" ifadesini kullandı. Kerry, önlerinde zorlukların bulunduğunu ancak IŞİD'e karşı bu mücadelede gereken herşeyi yapacaklarını sözlerine ekledi.
Öte yandan, Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkili, AA muhabirinin Suriye'deki operasyonda tam olarak hangi grupların hedef alındığına dair sorusuna karşılık, IŞİD ve Horasan Grubu'yla bağlantılı unsurların hedef alındığını belirtti.
Yetkili, Horasan Grubu'nun, Nusra Cephesi ve El Kaide'nin çekirdek grubuna mensup aşırıcılardan oluşan belirli bir şebekeye verilen ad olduğunu dile getirerek, tüm bunların, militanların eğitilmesi, fon hareketliliği, ABD ve Batılı hedeflere karşı saldırıların planlanması gibi eylemleri içeren bir ortak geçmişe sahip olduğunu kaydetti.
"Askeri harekat yeterli değil"
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura da, IŞİD'le mücadelede askeri harekatın yeterli olmadığını, siyasi sürece de ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
BM'de basın toplantısı düzenleyen Mistura, IŞİD'e karşı güç kullanmanın tek başına etkili olmayacağını , siyasi sürece de ihtiyaç olduğunu ifade etti. Bu aşamada kara harekatına ihtiyaç olmadığını ve bunu karşılayamayacaklarını söyleyen Mistura, "Üç önceliğimiz var; şiddetin düzeyinin azaltmasına katkı sağlamak, Suriye içindeki yardım erişimini artırmak ve siyasi süreci desteklemek'' diye konuştu.
IŞİD'le savaşın, ''oyun değiştirici'' özelliğe sahip olduğunu ifade eden Mistura, hava saldırılarının insani ihtiyaçların hafifletilmesine yardımcı olabileceğini kaydetti.
Suriye'de mevcut sürecin ''hassas'' ve ''tehlikeli'' yönüne dikkat çeken Mistura, dünyanın içinde bulunduğu krizlere rağmen sürecin, acil yardıma ihtiyacı olan 11 milyon Suriyelinin bakımı açısından öncelikli olduğunu vurguladı.
ABD'den BM'ye saldırı mektubu
Öte yandan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Samantha Power, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'a mektup göndererek, ABD hava saldırısını izah etti.
ABD'nin Irak'taki IŞİD tehlikesini ortadan kaldırmak için Suriye'de gerekli ve orantılı askeri eylemleri başlattığı belirtilen mektupta, Suriye'deki rejimin, "sağladığı güvenli sığınaklarla yüzleşemediği ve yüzleşmeyeceğinin ortaya konulduğu" ifade edildi.
Mektupta ABD'nin, BM Sözleşmesinin 51'inci maddesi altında hareket ettiği belirtiliyor.
Muhabir: Mehmet Ö. Toroğlu