Murat Birinci
09 Ekim 2015•Güncelleme: 09 Ekim 2015
İSTANBUL - Murat Birinci
Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Direktörü Sadık Ünay, 2009'da küresel finans krizini en az zararla atlatan Türkiye’de siyasi istikrarın ne kadar gerekli olduğunun son birkaç aylık süreçte daha net görüldüğünü belirterek, "İstikrar hem siyaset hem de ekonomi için kilit rolde" dedi.
AA muhabirine son dönemde döviz kurları, enflasyon, özel sektör borç yükü ve güven endeksindeki bozulmayı değerlendiren Ünay, istikrarın hem siyaset hem de ekonomi için kilit rolde olduğunu, istikrarın Türkiye için çok daha önem arz ettiğini ifade etti.
Türkiye için istikrarın son 10-12 yıllık dönemde veri olarak kabul edildiğini, ülkenin siyaseten istikrarlı olmasının, otomatik olarak ekonomi için de istikrar doğurduğunun görüldüğünü belirten Ünay, "Küresel krizi en az kayıpla atlattık ama son birkaç aylık süreç, istikrarın ne kadar gerekli olduğunu gösterdi. Bu süreç bize hem siyasetle ekonomi arasındaki istikrarın ne kadar bağlantılı olduğunu hem de bazı şeylerde kırılganlığı henüz aşamadığımızı gösterdi" dedi.
Ünay, 1 Kasım seçimlerinden sonra kurulacak hükümetin daha reformist olacağını öngören ve hükümetin gerekli adımları atmasının ardından birkaç ay içerisinde makroekonomik verilerin ve beklentilerin tekrar yukarı yönlü artabileceğini kaydetti.
"Merkez Bankası kendi hamlelerini Fed'e bağlıyor"
AA Finans Analisti ve Ekonomist Haluk Bürümcekçi ise Fed'in faiz artırımını konuşmaya başladığı süreç içerisinde Merkez Bankası'nın uyguladığı politikaları tam olarak yeterli ve yerinde bulmadığını ifade etti.
Odeabank Başekonomisti İnanç Sözer de TCMB'nin risk primlerini düşürmek ve büyümeyi desteklemek için kredibilitesini güçlendirmek adına politika duruşunu bir an önce normalleştirmesi gerektiğini belirtti.
Jeopolitik sorunlar bir yana bırakıldığında, küresel ekonomik gelişmelerin Türkiye ekonomisi için potansiyel büyümeyi artırmaya yönelik önemli bir fırsat sunduğuna dikkati çeken Sözer, Merkez Bankası'nın 2010 sonunda uygulamaya başladığı yenilikçi para politikası duruşuyla uluslararası arenada da dikkatleri çektiğini, ancak son birkaç yılda sık sık iletişim hataları yaparak yatırımcı algısını yönetemediğini ve risk primlerinin olması gerekenin oldukça üstünde gerçekleşmesine yol açtığını söyledi.
Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı ise beklenti kanalının, para politikası aktarım mekanizmasının önemli kanalı olduğunu, TCMB'nin son birkaç yıldaki hamlelerinin ne yazık ki piyasada "TCMB her zaman gevşek para politikasına temayül ediyor" algısının doğmasına yol açtığını söyledi.
Kanlı, Merkez Bankası'nın kendi hamlelerini Fed'e bağladığını ve bunu anlamlandıramadığını vurguladı.
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu ise kur artışının sonradan yarattığı enflasyon için TCMB'nin faiz koridoru içinde dönem dönem daha güçlü sıkılaştırma yapabileceğini ancak bunun o dönemki politik tartışma ortamında uygulanamadığını ifade etti.