Fed'in Kansas City şubesinin 1978'den bu yana düzenlediği Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu, 27-29 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.
ABD'nin Wyoming eyaletindeki Jackson Hole kasabasında, kritik ekonomik meseleleri ve uzun vadeli politika sorunlarını masaya yatırmak üzere merkez bankası yöneticileri, ekonomistler, finans piyasası aktörleri, akademisyenler ve hükümet temsilcileri bir araya gelecek.
Küresel ölçekte en köklü merkez bankacılığı etkinliklerinden biri sayılan sempozyum, dünya ekonomisi ve politika gündeminin değerlendirilmesi açısından da önemli bir zemin sağlayacak.
Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu'nun bu yılki teması, "Finansal İnovasyon: Ödemeler ve Politika Açısından Etkiler" olacak. Sempozyumun katılımcıları modern dijital ödeme altyapılarının konvansiyonel bankacılığa yansımaları ile kural koyucuların hızla gelişen bu finansal yeniliklere nasıl adapte olması gerektiği gibi sorulara yanıt arayacak.
Sunumlar, panel tartışmaları ve soru-cevap oturumlarını içeren sempozyum, katılımcılara ekonomik konular ve politika meseleleri üzerine derinlemesine tartışmalar yapma imkanı sunacak.
Fed Yönetim Kurulu üyesi olduğu 2006-2011 döneminde ve sonrasında Stanford Üniversitesindeki akademisyen kimliğiyle Jackson Hole'da aktif bir katılımcı olarak bulunan Warsh, Fed Başkanı olarak ilk kez bu etkinlikte yer alacak.
Fed başkanlığı görevini mayıs ayında Jerome Powell'dan devralan Warsh'un cuma günü yapacağı konuşma, konferansın odak noktasında bulunacak. Fed'in 15-16 Eylül'de gerçekleştireceği bir sonraki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesi Warsh'un yapacağı açıklamalarda para politikasının geleceğine ilişkin ipuçları aranacak.
Ayrıca Warsh'un Fed'in iletişim biçimi ve işleyişine yönelik yürütülen gözden geçirme süreci kapsamındaki değerlendirmeleri de takip edilecek.
Fed'in politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında tuttuğu son para politikası toplantısı sonrasında konuşan Warsh, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını yineleyerek enflasyon hedefinde herhangi bir yumuşamanın söz konusu olmadığını söylemişti.
ABD'de tarım dışı istihdam temmuzda artış beklentilerinin aksine 23 bin kişi azalırken, işsizlik oranı yüzde 4,1'e gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşmişti.
Ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), temmuzda aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,4 ile beklentilere paralel artış kaydetmişti.
Temmuz ayı istihdam verileri iş gücü piyasasında soğumaya işaret ederken, TÜFE verileri ise yıllık enflasyonda yavaşlamanın devam ettiğini göstermişti. Tahvil faizleri, tırmanan petrol fiyatları nedeniyle enflasyonun hedefe ulaşmasının gecikeceğine yönelik endişelerle yüksek seyrini sürdürüyor.
ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü iki katına çıkarma hamlesi, piyasadaki satış baskısını hafifletmede sınırlı bir etki yapıyor.
Fed'in temmuz ayındaki toplantısında, üç üyenin faiz artışından yana olmaları nedeniyle karşı oy kullanması ve toplantı tutanaklarındaki şahin ton yılın geri kalanında "faiz artışı" ihtimalini canlı tutuyor.
Warsh'un Jackson Hole'da yapacağı açıklamaların, bu gelişmeler karşısında Fed'in gelecek dönemde atabileceği adımlara dair beklentileri şekillendireceği öngörülüyor.
American Enterprise Institute Kıdemli Uzmanı Steven Kamin, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, eğer son açıklanan veriler enflasyonda yükselişe işaret etmiş olsaydı, Warsh'un enflasyonu yukarı yönlü iten unsurların neler olduğuna ve Fed'in buna karşı ne yapmaya hazırlandığına ilişkin görüşlerini ortaya koymak zorunda kalacağını belirtti.
Kamin, "Son enflasyon verileri oldukça ılımlı geldiğinden, FOMC'nin fiyat istikrarını yeniden tesis etme konusundaki kararlılığına ilişkin Warsh'un yalnızca muğlak açıklamalar yapmaya devam etmesini bekliyorum." diye konuştu.
Hangi gelişmelerin FOMC'nin faizleri düşürmesine, hangi gelişmelerin ise faizleri artırmasına yol açacağına dair daha ayrıntılı bir açıklamanın piyasaların yatışmasına ve vade primlerinin bir ölçüde gerilemesine yardımcı olabileceğine işaret eden Kamin, ancak bunun gerçekleşmesini beklemediğini kaydetti.
Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da kısa vadeli enflasyon baskıları kontrol altında görünse de Orta Doğu'daki süregelen istikrarsızlık da dikkate alındığında, politika yapıcıların enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yeniden yüzde 2 seviyesine döneceği konusunda henüz tam bir güvene sahip olmadığını ifade etti.
Bu durumun temkinli olunmasını, yıl sonuna kadar politika faizinin değiştirilmemesini ve belirsiz görünümün vurgulanmaya devam edilmesini gerektirdiğini belirten Sonola, "Yakın zamanda faiz artışına gidileceğine dair bir sinyal beklemiyoruz." dedi.
Sonola, iletişim beklentisi çıtasının düşük tutulduğunu ve Warsh'un çok fazla şey söylemeyeceğini öngördüklerini vurgulayarak, "Para politikasının izleyeceği seyir ve zamanlamaya dair daha net bir yönlendirme sunan mütevazı bir sinyal bile piyasalar üzerinde olağanüstü bir etki yaratacaktır." ifadesini kullandı.
ING Amerika Bölgesel Araştırma Başkanı Padhraic Garvey, Fed'in haziran ayında yayımladığı ekonomiye yönelik tahminlerine göre, FOMC içinde bu yıl faiz artırımı gerekip gerekmediği konusunda 9'a 9'luk bir bölünme olduğuna işaret etti.
Fed Başkanı Kevin Warsh'un faiz beklentilerine ilişkin bir tahmin sunmadığını anımsatan Garvey, ancak güçlü kanaatin, görüş belirtmek zorunda kalsaydı, Warsh'un faiz artırımına karşı çıkan tarafta yer alacağı yönünde olduğunu dile getirdi.
Garvey, faiz artırımı öngören 9 üyeden yalnızca 3'ünün bu yıl oy hakkına sahip olduğunu düşündüklerini ve söz konusu üyelerin zaten faiz artırımından yana oy verdiğini ifade ederek, "Fed'in faiz artırımı yapabilmesi için istihdam ve enflasyon verilerinin, 'faiz artırımı yok' diyenleri, görüşlerini değiştirmeye ikna etmesi gerekiyor. Bu nedenle bizim görüşümüz, Fed'in 2027'nin ilerleyen dönemlerine kadar faizleri sabit tutacağı yönünde." diye konuştu.
Fed Başkanı Warsh'un gelecek 12-18 aylık dönemde enflasyonun seyrinin kontrol altında olduğu mesajı vermesinin piyasalar üzerinde etkili olabileceğini söyleyen Garvey, savaş endişelerinin ve arz akışındaki kısıtlamaların azalmasına bağlı olarak benzin fiyatlarının manşet enflasyonun düşmesine katkıda bulunabileceğini anlattı.
Garvey, TÜFE'de en yüksek ağırlığa sahip bileşen olan barınma maliyetlerinin 12 ay boyunca genel enflasyon üzerinde istikrarlı bir aşağı yönlü baskı oluşturmasının beklendiğini ifade etti.
Özel sektörde ücret artışı ve ortalama saatlik kazançlardaki artışın da enflasyon hedefiyle uyumlu olduğunu kaydeden Garvey, tarifelerin enflasyon üzerindeki yukarı yönlü etkisinin hızla azalacağı konusunda da daha fazla güven duyulabileceğini dile getirdi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.





