İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, dün savunması alınan Geçek'e bazı sorular yöneltildi.
Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bu sırada söz alarak, duruşmada diyalog kurulmasının şeffaflığı büyüttüğünü ve sorular sorulmasının mahkemeye de faydası olduğunu düşündüğünü söyledi.
Bu iddianame içerisinde hakikati aramanın bir yanıyla çok kolay, bir yanıyla çok zor olduğunu belirten İmamoğlu, şunları kaydetti:
"İddianame içerisinde olan biteni sizlerin açıklamalarından sonra daha iyi idrak ediyoruz. İddia makamının bir kurgu üzerinden senaryo yazıp sonra o senaryoyu yerleştirmek için insanları köşe başlarına oturtmak gibi bir yol ve yöntemle arayış içerisinde olması bugün hicap duyulacak bir duruşmayla, mahkemeyle, İBB davasıyla ya da İmamoğlu davasıyla bizi buluşturdu. Ama ben yine de hem sayın başkan ve heyetin hem de burada bizi izleyen herkesin huzurunda bazı konularda karşılıklı teyitleşmeyi önemli buluyorum."
İmamoğlu, Geçek'e, "Bu kadar yakın, siyasi bir yoldaşlık geçmişimiz olmasına rağmen bir telkinim, zorlamam, baskım, 'Melih Geçek olacak.' diye bir şey duydunuz mu veya böyle bir şey hissettiniz mi?" sorusunu yöneltti.
Geçek, bu soruyu, "Başkanım asla duymadım. Hatta sizin bir sözünüz var, 2019 başında. Burada söylemekten de çekinmiyorum. 'Kimse bana, ben ne olacağım diye gelmesin.' dediniz. Biz de o yüzden sizi bu konuda hiç rahatsız etmedik. Sizinle de bu süreçteki tek temasımız, göreve başlamadan bir gün önce fotoğraf çektirdiğimiz, 'Hayırlı olsun.' dediğiniz beş dakikalık görüşmeydi, o kadar." diye cevapladı.
İmamoğlu, "özel vasıflı üye" kavramının ne ifade ettiğini bir tek iddia makamının bildiğini dile getirerek, "Biz bilmiyoruz. Bizim dünyamızda özel vasıflı üye yok, 86 milyon insanın eşitliği var. Bizim ruhumuzda 16 milyon insanın eşitliği var. 100 bin kişilik İBB kadrosunun eşitliği var. Hiç kimseyi birbirinden ayırmadığımızın işareti olması açısından ifade ediyorum." diye konuştu.
Geçek, İmamoğlu'nun, "Gayrimeşru, hukuka uygun olmayan, direkt ya da dolaylı bir talimatım size geldi mi?" sorusuna ise "Asla olmadı." yanıtını verdi.
Soruşturma kapsamında düzenlenen bir operasyonda bulunan cep telefonunu 25 seneden fazla süredir kullandığını belirten İmamoğlu'nun "Cep telefonunun incelenmesi bir yılı aşkın bir süre sürer mi? Hala tek bir kelimenin bile mahkeme başkanının ve mahkeme heyetinin önüne gelmemesini nasıl yorumlayabilirsin?" sorusu üzerine Geçek, "Başkanım ben ekleri inceledim. Açıkçası bu telefonla ilgili bir inceleme kaydı tutanağı bulamadım, göremedim ya da çok fazla ek var." dedi.
Ardından İmamoğlu, "Bakınız, sayın başkan, sayın heyet, cep telefonum yüzünden bir insanın karakteriyle oynanmıştır. Yalan ifadeler kurgulanmıştır. Bu ifade yüzünden o insanın şahsiyeti, geçmişi, geleceği zarara uğramıştır. Bunu yöntem olarak belirleyen iddia makamını bir kez daha kınıyorum. Gerçekten bu yanlış bir durumdur, yanlış bir bakıştır ve benim cep telefonumun hala bu şekilde gündemde kalmasını sonlandırmanız gerektiğini düşünüyorum. Ben size bu konuda bir yük atfetmek istiyorum." ifadelerini kullandı.
Geçek'in çapraz sorgusunun tamamlanmasının ardından avukatının beyanı alındı.
Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Melih Geçek'in avukatının beyanı alındı.
Daha sonra söz alan duruşma savcısı, davanın tutuksuz sanıklarından İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner hakkında, iddianamedeki 13. eylemde bulunan "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin, "kişisel verilerin kaydedilmesi" ve "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etti.
Daha sonra sanık kürsüsüne gelen Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan, kimlik tespitinde, iletişimci olduğunu ama bu davada siyasi danışman olarak yargılandığını belirtti.
Özkan, 387 gündür bugünü beklediğini, ilk defa kendisini ifade edecek bir ortamda olduğunu kaydederek, "Sabrınızı talep ediyorum. 387 gündür suçsuz, günahsız, delilsiz ve ispatsız şekilde bugünü bekliyorum. Soruşturmaya 826 kişiyi dahil edilmiş. 407 kişi iddianameye girmiş. Bu 407 kişiden sadece 37 kişiyi tanıyorum. 37 kişiden 3'ünü gazeteci olduğum için, 5'ini seçilmiş siyasetçi olduğu için, 6 kişiyi ise iş dünyasından. Geriye 23 kişi kalıyor, İBB'deler. Geri kalan kimseyi tanımıyorum, hayatımda görmedim." savunmasını yaptı.
İddianamede kendisine "suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak", "rüşvete aracılık etmek" ve "kişisel verilerin kaydedilmesi" suçlarının isnat edildiğini belirten Özkan, şunları kaydetti:
"Benim İBB'de herhangi bir titrim, unvanım, sorumluluğum yok. Beylikdüzü'nde de İBB iştiraklerinde de olmadı. İBB'nin ya da iştiraklerinin tek bir ihalesine girmişliğim yok. Yaptığım yegane iş Sayın Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyasına dışarıdan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediyesi ile İBB seçim kampanyalarını yürüttüm. İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı için partisinin içinde yarışa girdi. O kampanyanın hazırlıklarına başlamıştık. Arkasından başımıza geleni biliyorsunuz. Bütün bu çalıştığım süre boyunca yaptığım işi CHP'ye yaptım."
Kendisi hakkında "casusluk" davası açıldığını belirten Özkan, 11 Mayıs'ta bu konuyla ilgili hakim karşısına çıkacağını söyledi.
Özkan, "İddianameden şunu anlıyoruz, Ekrem İmamoğlu 2014 yılında örgüt kurmuş. Böyle bir örgütün olabilmesi için organik bağların somut delille kanıtlanması lazım. Bana soruşturmanın hiçbir aşamasında örgüte üye olmakla ilgili tek bir soru sorulmadı." ifadelerini kullandı.
Necati Özkan, üzerine atılı "örgüt üyeliği" suçlamasını reddetti.
Duruşma, Özkan'ın savunmasının alınmasına devam edilmek üzere 13 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.