TBMM
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, Türkiye ve dünyada önemli değişimler yaşandığına işaret ederek, hem dünya hem Türkiye'yi yakından gözlemleyeceklerini ifade etti.
Hollande'nin, Avrupa'yı da değiştireceğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Hollande, 21. yüzyılda AB'ye de önemli katkılar verecektir. Düşünsel olarak da önemli katkılar verecektir. Umuyor ve diliyorum, Türkiye'nin AB'ye girişinde öncülüğü Fransa yapacaktır. Buna da yürekten inanıyorum. Eğer Avrupa değişmek, güçlü olmak, dünyada önemli konuma gelmek istiyorsa bu, Türkiyesiz olmaz. Türkiye'yi, AB kucaklamak zorunda. Bu Türkiye istediği için değil, siz söz sahibi olmak istiyorsanız güçlü, dirençli, kararlı, aktif olan bir Türkiye'yi AB'ye almak zorundasın. Bu gerçeği gören Türkiye'de ilk kişi İsmet İnönü'dür; Ankara Anlaşması'nı imzaladı'' diye konuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu, artık sivil toplumla kaynaştıklarını, hiç kimseyi ötekileştirmediklerini belirterek, ''Demokrasi, özgürlük, baskıya karşı direnmek mi istiyorsunuz, onurlu bir Türkiye mi, daha sağlıklı, tutarlı, kararlı, halkını düşünen, çaba harcayan bir yönetim mi istiyorsunuz; çatı CHP. Kimse başka bir şey aramasın. CHP, artık bilinmelidir ki Türkiye'de değişim, dönüşümün adresidir. Umarım CHP, siyasette devrimin de adresi olacaktır'' dedi.
Taksicilere, ''Erdoğan'a güvenmekten vazgeçin. İnandırıcılığı olmayan bir politikacıya güvenmekten, size yalan söyleyen bir politikacıya güvenmekten vazgeçin'' diye seslenen Kılıçdaroğlu, ''Korsan taksi uygulaması, öteden beri var. AKP zaten biliyor ama önlem almıyor. Belediye başkanı sizde, vali, emniyet müdürü emrinde. Yasal düzenlemeyi hep beraber çıkaralım. Hayır yapamaz. Yolsuzluktan beslenen bir parti vatandaşın sorunuyla ilgilenemez. Artık bu gerçeği kamyon şoförü, esnaf, çiftçi, taksici, imam da öğretmenler de bilsin. Yolsuzluktan beslenen bir siyasal parti, ülkenin sorunlarına çözüm üretemez, kendisi sorundur zaten. Getirin CHP'yi iktidara, bakın korsan taksi İstanbul'da olur mu olmaz mı? Bitireceğim onu'' görüşünü dile getirdi.
Kılıçdaroğlu, ''darbe temizliği için'' bir demokrasi paketi hazırladıklarını dile getirerek, ''Siz darbelere karşı mısınız?'' sorusuna, ''Karşıyız'' yanıtını aldığını söyledi. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''O zaman gelin darbelerin getirdiği yasaları, demokratik anlayışla, evrensel hukukun öngördüğü anlayışla beraber değiştirelim. Darbe hukukunu niye temizlemiyorsunuz? Totaliter darbenin getirdiği hukuk kirliliğini ortadan kaldırmak bizim, milletvekillerinin, siyasi partilerin görevi değil mi? Darbe hukukunu kaldırmıyorsun, arkasına saklanıyorsun, sonra darbe edebiyatı yapıyorsun. Yemezler senin darbe edebiyatını. Çık adam gibi, 'Kılıçdaroğlu seni destekliyorum, hepsini değiştireceğim' de.
Anayasayı değiştiriyoruz, güzel; peki darbe hukukunu? Yanaşmıyorlar. Darbe hukukunu değiştirmeye yanaşmayanlar darbenin, o suçun ortaklarıdır. Gelin değiştirelim, gücümüz, yetkimiz, parlamentonun iradesi de var. Ama yanaşmıyorlar, değiştirmiyorlar. Darbe yasaları, namuslu topluma karşı yöneltilen silah gibidir. Darbe yasaları, baskı rejimini getirir. O silahı eskiden darbeciler elinde tutuyordu, şimdi o silahı AKP elinde tutuyor."
Bildiri yayımlarsan, yanıtını anında alırsın
Genelkurmay Başkanlığı'nın, ''bazı yazar, konuşmacı ve meslek kuruluşu temsilcilerinin, ifade özgürlüğünü istismar ederek, TSK'yı tahrik etmeye çalıştıkları'' yönündeki açıklamasına değinen Kılıçdaroğlu, ''Düne kadar 'Genelkurmay Başkanlığı bildiri yayınladı' diye kıyameti koparırlardı. Fazla zaman geçmedi. İki gazetecimiz yazı yazmış. Demokraside herkesin, her kurumun eleştiriye tahammül etmesi lazım. Eleştirisiz demokrasi olmaz. Genelkurmay Başkanlığı da buna dahil. 'İki kişi eleştirdi, bir bildiri...' Astsubaylar hak arıyorlar, bir bildiri daha. Sen zam aldın, astsubaylara verilmedi. İsyan etmesin mi?'' diye konuştu.
Bu konuda bir özeleştiri yapmak istediğini belirten Kılıçdaroğlu, geçmişte Genelkurmay Başkanlığı bildiri yayımladığında ''bazı arkadaşların'' seslerini çıkarmadığını ya da alkışladığını ifade etti. Bunun, demokrasi açısından en büyük handikap olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Yeni CHP'de kim olursa olsun, isterse Genelkurmay Başkanı olsun, bildiri yayımlarsan, yanıtını anında alırsın'' dedi.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Açıklama yapmış, 'Genelkurmay'ın mazereti varmış.' Mazeretsiz açıklama olur mu? Sen kendine göre mazeret yaratırsan olmaz. Demokrasi farklı bir şeydir. Disiplin ayrı bir şeydir, baskıcı rejimlerde değil demokrasilerde olur. Yasama organının çıkardığı yasalar, yargı organı tarafından her zaman denetlenir. Toplumsal disiplin budur. Öyle başına buyruk, 'Birisi yazı yazdı ben de bildiri yayımlıyorum' olmaz. Her önüne gelenin bildiri yayımladığı ülke değildir burası. Burası Patagonya değil. Herkes yerini, gücünü bilecek oturacak yerinde.
Askerin rahatsızlığı varsa gider Başbakan'a anlatır. Haksızlığa uğrayan birisi varsa siyasi otoriteye, yargıya gider. Demokrasi dışı bildiriler bizim kabul edeceğimiz şeyler değil. Kimse kusura bakmasın. Başbakan'ın diktatör zihniyeti bir enfeksiyon gibi toplumun her tarafına sirayet ediyor. Aynı anlayışı başka yerlerde de görüyoruz. Buna izin vermeyeceğiz.''
Türkiye'nin dış politikasının ilk kez böyle karanlık sularda gidip geldiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu'nun hazırlık yaptığını, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında gensoru önergesi vereceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Bu rezil bir dış politikayı Türkiye Cumhuriyeti tarihi görmemiştir'' dedi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


