TBMM
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, Erdoğan'ın, ''Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık'' dediğini, kendisini kurtarmak için antropolojiyle ilgili dergiler gösterdiğini, elli dereden su getirdiğini ileri sürdü.
Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın, Türkiye Cumhuriyeti topraklarını, NATO toprağı olarak tanımladığını; bunu yapan kişinin milliyetçiliği de böyle tanımlayacağını söyledi.
BDP heyetinin Sinop ve daha sonra Samsun'a gittiğini, Sinop'ta olayların çıktığını anımsatan Kılıçdaroğlu, grup toplantısında yaptığı ilk işin CHP'li belediye başkanını suçlamak olduğunu savundu.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Daha önceki gruplarda söyledim; yalancıdan başbakan olmaz, yalan söyleyen adamdan başbakan olmaz, yalan söyleyen adamdan bu ülkeye hayır gelmez. Sen Başbakansın, vali emrinde, açarsın olayları kimlerin çıkardığını sorarsın. İçişleri Bakanı emrinde ona da sorarsın. Arzu edersen Sinop Belediye Başkanı'na olayları kimlerin çıkardığını sorarsın. Onları hiç arayıp, sormuyorsun. Belediye Başkanımız Sinop'ta değil, açıkça, milletin gözüne baka baka suçluyorsun. Bir Başbakan'a yakışır mı bu? Sen ülke yönetiyorsun. Sinop Belediye Başkanımız, CHP'den seçildi ama bütün Sinoplulara hizmet veriyor, siyasal parti ayırımı yapmıyor. Hangi belediye başkanı kendi ilinde olay çıkmasını ister. Belediye Başkanımız Samsun'da, Sinop'ta çıkan olay nedeniyle CHP'yi sorumlu tutuyor. Bunu yapan adama, herhangi bir demokratik ülkede başbakan denilemeyeceğini önce bu kişinin öğrenmesi lazım.
Belediye başkanlarımıza yönelik sadece bu suçlama değil, bir suçlama daha yapmıştı. CHP'den iki kez özür dilemeni bekliyorum; bir Sinop olayı dolayısıyla, iki, 'CHP'li belediyeler yaptıkları ihalelerle PKK'ya para aktarıyorlar dediğin' için. Özür dilemek erdem işidir, şerefli insanların işidir, olgunluk işidir. BDP'li milletvekili çıktı, bizim belediye başkanından özür diledi, olgunluk gösterdi. Sen Başbakansın, çık aynı olgunluğu göster, Belediye Başkanı'nından açıkça özür dile.''
Kabahati biliyor, özrünü de biliyor
Başbakan Erdoğan'ın partisinin grup toplantısındaki konuşmasının yaklaşık 1 saatlik bölümünü milliyetçilik kavramına ayırdığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Çünkü öyle bir laf ettik ki nasıl kurtaracak, nasıl kıvıracak onun çabası içinde. Neredeyse 1 saatini buna ayırdı. Kabahati biliyor, özrünü de biliyor. Aman fazla kıvırma belinde hasar oluşursa kabahatlisi ben değilim'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Gidin köyün kahvesinde oturan vatandaşa, 'sen milliyetçilikten ne anlıyorsun?' diye sorun. 'Vatanımı seviyorum, milletimi seviyorum, bayrağımı seviyorum. Milliyetçilikten anladığım budur benim' diyecektir. O ne anlıyorsa milliyetçilikten CHP'nin genel başkanı olarak ben de aynı şeyleri anlıyorum. Bir insan renginden, inancından, ailesinden, köyünden hele hele milliyetinden hiç utanmaz. Niye utansın? O nedenle hiç kimsenin milliyeti ya da insanın ırkını aşağılayacak bir ifade kullanmaması çok önemlidir.''