TBMM/ANKARA
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yerel seçimlerin Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en şaibeli seçimleri olarak gerçekleştiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, seçimlerin güvenliğinin, yargı denetimde olmasından geçtiğini, ancak bu seçimlerin yargı değil, hükümetin denetiminde gerçekleştiğini söyledi. Bu nedenle yurttaşların kaygı duyduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Normal bir demokraside yurttaş 'benim oyum çalınacak mı, çalınmayacak mı?' diye bir kaygı içine girmez. 'Sandıklara sahip çıkılacak mı, çıkılmayacak mı?' diye bir kaygı içine girmez. Ahlaki kurallar vardır, oyunuzu kullanmışsınızdır, güvence altında sayımı yapılır ve sonuçlar ilan edilir. Ama bizim ülkemizde bu olmuyor. Neden? Başbakanlık koltuğunda oturan zat bir açıklama yaptı, 'inşallah önümüzdeki günlerde Yalova seçimleri de iptal edilecek' dedi. Söyledi mi? Söyledi. İptal edildi mi? Edildi. Hangi sandık güvenliğinden söz edeceğiz? Hangi anlayıştan söz edeceğiz? Eğer siz bir seçime müdahale ediyorsanız, iptal edileceğini önceden bilip ilan ediyorsanız, arkadan Yüksek Seçim Kurulu bunu onaylıyorsa bu seçimin güvenliği her yerde tartılışır, geldiğimiz nokta budur. Ama ben buradan Yalova'daki kardeşlerime seslenmek isterim, kim ne yaparsa yapsın, bir kişiyi seçtiniz ve belediye başkanlığı koltuğuna oturdu. O kişiye sahip çıkın, onun arkasında durun. Oylarınızı satın almak için dünyanın parasını dağıtacaklardır. Bunların hepsini biliyoruz. Ama ben Yalovalılara güveniyorum. Onlar gereğini yapacaklardır."
"AİHM, 1 Mayıs kutlamaları için Taksim'i işaret etti"
Kılıçdaroğlu, konuşmasında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'ne de değindi.
Adına ne denirse densin 1 Mayıs'ın bütün dünyada çalışanların ortak bayramı olduğunu kaydederek, 1977 yılında Taksim Meydanı'nda 33 yurttaşın hayatını kaybettiği 1 Mayıs olayını hatırlattı.
İşçilerin yasak nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurduğunu ve davayı kazandıklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, böylece ilk kez uluslararası bir mahkemenin 1 Mayıs kutlamaları için bir meydanı işaret ettiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, "Şimdi yeniden yasak gelmeye başladı. Neden? 'Olaylar çıkacak'. Olaylar niye çıksın efendim? 2010'da olaylar çıkmadı, yine çıkmaz" diye konuştu.
Taksim Meydanı'nda kutlama talebinin 34 kişinin hayatını kaybettiği olay nedeniyle kendi tarihine sahip çıkmak anlamı taşıdığını savunan Kılıçdaroğlu, bunun anılması gereken bir olay olduğuna işaret etti. Kılıçdaroğlu, "Bizim çağrımız; bırakın insanlar nerede istiyorlarsa, bayramlarını kutlasınlar. Kimsenin burnu kanamaz, kimsenin kavga etmek gibi bir niyeti de yok zaten. Ama siz baskı uygularsanız, kavga çıkar. Bunun faturası, topluma, halka insanlara çıkar. Herkesi bu konuda dikkatli olmaya davet ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Eski bakanlarla ilgili soruşturma önergeleri
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"7 Aralık sürecinden sonra bir gerçeği gördük. Soyulan Türkiye gerçeğini gördük. Bir yabancının dört bakanı nasıl satın aldığını gördük. Rüşvetin nasıl çalıştığını gördük. Diyor ki '17 Aralık'ta bize darbe yapıldı.' Ne darbesi? Hangi darbe yapıldı? Darbelere karşı bir siyasal parti olarak bunu söylüyoruz. Darbelerde en büyük acıyı çekmiş bir siyasal parti olarak söylüyoruz: Hangi darbe? 17 Aralık'ta eğer oğluna telefon edip 'paraları sıfırla' diyorsa oturup bu ülkenin bütün yurttaşlarının düşünmesi lazım. Bir tarihe bakmaları lazım bir de şimdiye bakmaları lazım. Onlar mı namusluydu bunlar mı namuslu? Onlar mı halktan yanaydı bunlar mı halktan yana? Onlar mı kul hakkı yiyordu bunlar mı kul hakkı yiyor? Onlar mı Türkiye için çalışıyordu bunlar mı Türkiye için çalışıyor? Madem ki egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, o zaman milletimin düşünmesini isterim.
Şunu kimse söylemesin: 'Efendim, Erdoğan'ın haberi yoktu bundan.' Bunu söyleyenin önüne, üç sayfalık Milli İstihbarat Teşkilatı raporunu koyarız. Tarihi ile birlikte. 18 Nisan 2013. Devletin soyulduğunu Erdoğan'a söylüyorlar. Umre'ye gidiş de var orada, paraların nasıl dağıtıldığı da var orada... Başbakan'ı uyarıyorlar. Ben bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Önce bunu vicdanlarımızda bir sorgulayacağız. Tarihimizle, inançlarımızla sorgulayacağız. Çünkü bu hafta soruşturma ile ilgili görüşmeler başlayacak. Hep diyorlardı ya 'yalan' diye. Şimdi neyin yalan neyin gerçek olduğu, biraz daha net belgelerle ortaya çıkacak."
"Rüşvetin adı cari açık olmuş"
Kemal Kılıçdaroğlu, bir havuz medyası oluşturulduğunu ve bu medyanın temel özelliğinin iktidar yandaşlığı yapmak, yolsuzlukların üzerini kapatmak olduğunu ileri sürdü.
Bu medyanın, Rıza Sarraf'ı televizyonlarına ve gazetelerine çıkardığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Neymiş, Rıza Sarraf hayırsever bir işadamıymış. Neymiş Rıza Sarraf; Türkiye'nin cari açığının yüzde 15'ini tek başına kapatan adammış. Samimi söylüyorum, Rıza Sarraf'ın heykelini dikmek lazım. Zafer Çağlayan anıtı var biliyorsunuz Meclis kavşağında. Saatler. 700 milyar liralık kol saati alan Zafer Çağlayan anıtı dikildi oraya. Onun yanına mutlaka bir de Rıza Sarraf'ın heykeli dikilmeli. Ama bir heykel yetmez. İkinci heykeli İçişleri Bakanlığı'nın önünde olması lazım. Rıza Sarraf'ın önünde yatan bir İçişleri Bakanı. Demişti ya Rıza Sarraf'a, 'Sana bir şey olmaz, gerekirse ben önüne yatarım' diye.
Bir heykelini de Maliye Bakanlı'ğının önünde dikmemiz lazım. Madem ki cari açığın yüzde 15'ini tek başına kapatıyor. Böyle mükemmel bir adamı nerede bulacaksınız? Maliye Bakanlığı'nın önüne heykelini dikeceksiniz. Ama birilerinin cebine para sıkıştırırken olacak.
Bir heykelini de Başbakanlığın önüne dikeceksiniz. Hiç tartışmasız. Sarraf'ın elinde bir çikolata kutusu, Başbakan'a giderken. 'Bana yeni bakanları verebilir misin' diye bir ses de olacak.
Tabii Rıza Sarraf'ın aile fotoğrafında da önemli bir yeri var. Son balkon konuşmasında bütün üç kağıtçılar vardı orada. Devleti soyanlar vardı, aile de vardı orada. Rıza Sarraf eksikti. Neyin ne olduğunu bu millet unutmasın.
'Cari açığı kapattı' diyor. Bence, bakanların cari açığını kapatmıştır. Zaten yeni rüşvetin adı cari açığı kapatma. Bir bakan telefon açacak, 'cari açığımı kapatır mısın?' diye, 'Tabi. Çikolata kutusu içinde 500-500 gönderiyorum. Cari açığını kapatacağım.' Geldiğimiz tablo budur. Rüşvetin adı cari açık olmuş.
Bu tabloda benim üzüldüğüm bir şey var. Çıkarıyorsunuz Rıza Sarraf'ı, arkasında fon olarak Türk Bayrağını kullanıyorsunuz. En ağrıma giden budur. Bir sahtekarın arkasına Türk Bayrağı fon olarak kullanılarak onu meşru göstermek asla mümkün olmamalıdır. Bunun hesabını soracağız. Havuz medyasından bunun hesabını soracağız."
İşe demokratik açıdan bakacağız
CHP Basın Birimi'nden yapılan açıklamada da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Avrasya Türk Radyosu'nda bir programa katılarak soruları yanıtladığı belirtildi.
Programda, yerel seçimlerin sonuçlarını değerlendirdiklerini ve eksikliklerini belirlemeye çalıştıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, seçimlerdeki beklentilerinin ise çok yüksek olduğunu ancak bu beklentileri gerçekleşmeyince doğal olarak biraz üzüldüklerini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı yönündeki bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, şu açıklamaları yaptı:
"Cumhurbaşkanlığı o kadar sıradan bir olay değil. Yani üzerinde hepimizin durması, düşünmesi gereken bir olay. Ben şöyle düşünüyorum, samimi düşüncemi aktarmak gerekirse, elbette herkesin gönlünde bir aslan yatıyor, bir yerlere gelmek ister. Ama ben cumhurbaşkanlığı konusunda halkın daha dikkatli bir tutum sergileyeceğine inanıyorum. Çünkü o makam çok önemli bir makamdır ve o makamda görev yapacak kişilerin çok temiz, duru, arı olması lazım. O makamları kirletmememiz gerekiyor. Bu duyarlılığı herkesin göstereceğine inanıyorum. Samimi düşüncem bu."
Mevcut Seçim Yasası ile gidilmesi durumunda, AK Parti'nin önümüzdeki seçimlerde parlamentodaki çoğunluğunu büyük bir ihtimalle yitireceğini ve tek başına iktidar olamayacağını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Şimdiden bunun arayışları başladı. Nasıl bir seçim modeli getiriyim ki ben yine parlamentoda çoğunluğumu korumuş olayım diye" ifadesini kullandı.
Bu arayışa dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, milli iradenin parlamentoya daha dengeli yansımasının yollarının mutlaka bulunması gerektiğini bildirdi.
Dar bölge
Tartışılan dar bölge sistemine yönelik soru üzerine Kılıçdaroğlu, "Dar bölge sistemi bizi bitirmez onu ifade edeyim. İkincisi, 'çalışın kazanın.' Bu çok güzel bir söz. Ama çıkaracağım milletvekilini, çıkaracağın bir yasayla sen üstleniyorsan, sen götürüyorsan o zaman nasıl çalışacağız" değerlendirmesini yaptı.
Dar bölge sisteminin Meclis gündemine gelmesi durumunda destek verip vermeyeceklerinin sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Önce görmemiz gerekiyor samimi söylemek gerekirse. Bakarsınız güzel bir model de gelmiş olabilir. Yani çok önyargılı değiliz biz illa şu gelsin veya bu gelsin diye. İşe biraz demokratik açıdan bakacağız. Öyle bakmamız gerekiyor. Demokrasimizi güçlendiriyorsa yapılan düzenleme bir sorunumuz yok. Ama demokrasimizi güçlendirmiyor da bir partinin egemenliğine yol açıyorsa o zaman buna da doğal olarak karşı çıkarız."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
