ANTALYA
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, 3 yıllık hizmetini Antalya Kültür Merkezi Aspendos Salonu'nda düzenlenen ''Hizmette 3. Yıl Toplantısı''nda anlattı.
Hizmetleriyle ilgili sunumun ardından gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Akaydın, Kemer'de partisinin ilçe kongresinde yapılan konuşmalarla ilgili sorulara, ''Kamuoyu önünde partililerimi hiçbir zaman tartışmam. Hiç yapmadım'' dedi.
Partisine yönelik ilk kez Kemer İlçe Kongresi'nde konuştuğunu anlatan Akaydın, ''Hep saldırı gören bir insanım. Aradan 3 yıl geçmiş, projeleri engellenen bir başkan. Ee tabi ki konuşacağım canım. Benim de çenem fena değildir'' dedi.
Partililerinin de kendisi için önemli olduğunu ve referanslarını önemsediğini dile getiren Akaydın, şöyle devam etti:
''CHP'lileri doldurmadım. Ama kabaca söylüyorum yüzde 40'ında CHP referansı vardır. Bunda ayıp bir şey yok ki? Demek oluyor ki yüzde 60'ında da yoktur. Kriterlerimi söyledim, son derece adil. Bana çok küsmüş CHP'li arkadaşım vardır, kızını, oğlunu işe almadığım için. İhtiyacım yok veya onun evinde aşa ihtiyaç yoktur. Genellikle emekli personeli işe almam. Çünkü adamın en azından emekli maaşı var. 'Gencecik çocuklar sokakta iş beklerken' gibi kriterlerim var. Hiç de ayıp kriterlerim yok.''
"10 binin 4 bini işten ayrıldı"
Kemer'de yaptığı konuşma için bazı gazetelerde, ''Hoca gemileri yaktı'' gibi başlıklar atıldığına dikkati çeken Akaydın, şunları söyledi:
''Ben ne diye gemileri yakacakmışım ki? Beni destekleyen partililerim var. Ben siyasette entrika yaratan insanları gözlerinin önüne döktüm. (Bakın particilik bu değil) dedim. (Particilik namusluluk, dürüstlüktür. Sadece kendine, kendi grubuna siyasi bir rant sağlama makamı değil) dedim. Özellikle orada olanlara, (Hiç kimsenin gölgesi altında siyaset yapmayın) dedim. (Adam gibi yapın) dedim. Konfüçyüs'ün bir sözü var, (Küçük insanların gölgeleri uzamaya başladığında güneş batıyor demektir). Çok severim bu lafı. Hemen kalkmış birisi diyor ki, (Partimizin boyu bu kadar kısa değil). Ben partimize bir şey demedim ki. Kime dediğim belli. Arkadaşlar ben (Kral çıplak) dedim. Çıplak, kral çırılçıplak ya...Ben bunu söylüyorum, yanlış mı söylüyorum? Şimdi siz de alkışlıyorsunuz, siz de farkındasınız. Ama daha kızdırırlarsa daha da (çıplaktır) derim.''