İSTANBUL
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çekmeköy Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (ÇEKSİAD) temsilcileriyle biraraya geldiği Çekmeköy Testi Restoran'da yaptığı konuşmada, hükümeti eleştirdi.
Türkiye'yi kuranların, ülkenin bağımsızlığı için yaptıkları savaşın ardından, "Yurtta sulh, cihanda sulh", "Zorunlu olmadıkça savaş cinayettir" dediklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Bunu savaşan insanlar, bedel ödeyen insanlar söylüyor. Yanındaki arkadaşı şehit olduğunda onu kucağına alan insan söylüyor. O nedenle bizim dış politikamızın barış eksenli olması lazım. Savaş eksenli bir dış politika olmaz. Bakın şu anda Türkiye, kapısını çalacağı bir tek komşusunu bırakmadı. Suriye, Irak, Mısır, İran, (böyle) olmaz... Düşünmemiz lazım. Sanayici kardeşlerimizin de düşünmesi lazım. Onlarla ilişkilerin bozulması en çok kime zarar verir? Türkiye'de üretip, ihracat yapana zarar verir. Irak'a gittik. Irak Başbakanı, 'Önümüzdeki 10-15 yıl içinde Irak, 500 milyar dolara varan bir yatırım yapacak' dedi. 'Metrosundan, havaalanına, barajlarına, toplu konutlarına kadar, yatırım yapacağız' dedi. 'Türkiyeli işadamlarını biz burada istiyoruz. Bütün kapılarımızı açtık gelin diyoruz ama Türkiye pencereden girmek istiyor. Niye pencereden giriyorsun? Açıyoruz sana kapıları' dedi. Bir de 'Bizim içişlerimize müdahale etmeyin' dedi. Bunlar doğru değil."
Türkiye'nin Suriye ve Mısır konularında da yanlış dış politika izlediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "Suriye konusunda Hükümet'i uyardık. 'Yapmayın, bu dış politika hayır getirmez size' dedik. Dünyada yalnız kaldık. Diyorlar ya CHP öneri getirmez diye, kendilerine öneri de getirdik. 'Ankara'da bir uluslararası Suriye konferansı toplayın. ABD'yi, Rusya'yı, Çin'i, AB'yi, Arap ligini davet edin. Suriye'de tarafları da davet edin. Suriye'de barışı nasıl sağlarız, bunun arayışı içinde olun' dedik. 'Hayır. Esad'ın iki günlük ömrü kaldı. Zaten koltuk değneğiyle geziyor. Biz onu bir an önce bitireceğiz' dediler. Hadi buyrun bitirin. 500 bin Suriyeli sığınmacı var Türkiye'de. Yazık günah değil mi o insanlara" dedi.
Bir ülkenin dış politikasının o ülkenin çıkarları üzerine inşa edildiğini kaydeden ve ünlü İngiliz devlet adamı Churchill'in, "İngiltere'nin dostu düşmanı yoktur, İngiltere'nin çıkarları vardır" şeklindeki sözünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Dış politika, ülkelerin çıkarları üzerine inşa edilir. Eğer siz, bir ülkedeki ben bu partiyi tutacağım, diğerlerini düşman ilan edeceğim derseniz bu olmaz. Onun içişlerine müdahale etmiş olursunuz. Mısır konusunda da yanlış politika izlendi. Darbeye karşı mıyız? Evet, darbeye karşıyız. Darbe olmamalı ama bu toptan Mısır halkını karşımıza almak anlamına gelmemeli. El Ezher Üniversitesi'nin rektörü değerli bir bilim insanı. Sorbonne Üniversitesi'nde doktora yapmış. Siz onu düşman ilan ettiniz, hakaret ettiniz ona. Bütün Mısır özür bekliyor. 'Bizim din adamımıza hakaret edemezsiniz' diyorlar. Biz Mısır'a gittik her tarafla görüştük. İhvan'a da gittik, diğerlerine de gittik. Irak'a ben gittim, tüm kesimlerle görüştüm. Aynı şeyi söyledik, 'Türk halkıyla, Irak halkı, dosttur kardeştir. Irak bölgenin çok önemli bir ülkesidir. Irak'taki barış, Ortadoğu'nun barışı demektir. Suriye'yi iyi okuyamadı Hükümet. Suriye'yi Libya gibi zannetti. Gideriz, arkadan hançerleriz, onu da temizleriz. Suriye'yi okuyamayan dünya dengelerini bilmiyor demektir. Suriye'nin, Rusya için ne kadar önemli olduğunu nasıl olur da Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti bilmez? Asıl sorulması gereken soru bu. En son Paris'te üç dışişleri bakanı oturdu, basın toplantısı yaptı. Bizim Dışişleri Bakanı'nı da ayaklarına çağırdılar, akşam yemeğine. Çıksın söylesin bakalım, orada ne söylediler ona. Bir ülkede barışı ve huzuru sağlamak varken o ülkede kavga çıkarmak, kan dökülsün demek doğru mudur? Düşünün, komşunuz var aynı apartmanda oturuyorsunuz. Kavga ediyor karı-koca. Çağırıyorsunuz evin erkeğini, eline veriyorsunuz bıçağı 'Git karını öldür' diyorsunuz. Böyle komşuluk olur mu? Tam tersine bizim geleneklerimizde, araya gireriz, barıştırırız, 'Huzurlu olun, birbirinize tahammül edin' diye söyleriz. Tam tersini yapıyor, hala daha devam ediyor. El Kaide'yi ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. İngiliz Büyükelçiliği'ne yapılan saldırıyı biliyorsunuz. Bir büyük bankanın genel müdürlüğüne yapılan saldırıyı, sinagoglara yapılan saldırıyı biliyorsunuz. 50'den fazla yurttaşımız hayatını kaybetti, 400'ü aşkın vatandaşımız yaralandı. Kim yaptı? El Kaide. Terör örgütü. Bütün dünyanın listesinde. Şimdi El Kaide terör örgütü Türkiye'nin dostu. Anlamak mümkün değil."
İşadamlarının yazılı sorularını da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Türkiye'de vergi denetimlerinin asla siyasallaşmaması gerektiğini, bundan en çok zararı ülkenin sanayicisinin, işadamının göreceğini söyledi.
Yeni Anayasa, çözüm süreci gibi konularda neler düşündüğüne ilişkin soru üzerine de Kılıçdaroğlu, bir anayasaya ihtiyaç olunduğunu belirterek, demokrasiyi güçlendirecek bir anayasaya her türlü katkıyı vereceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, daha özgürlükçü ve daha demokratik bir anayasaya bu ülkede ihtiyaç olduğunu kaydederek, "Fakat biz anayasada değişiklik isterken kurucu iradenin korunmasını istiyoruz. Nedir bu? Anayasanın ilk üç maddesidir. Türkiye Cumhuriyeti bir devlettir. Bunun nesini değiştireceğiz. Bayrağımız al bayrak, resmi dili Türkçe’dir. Bunun neresini değiştireceğiz. Bu maddelerin değiştirilemez olduğuna dair dördüncü madde var. Bunu kabul etmiyoruz. Biz bu ülkenin kurucu iradesine saygı gösteririz. 12 Eylül askeri yönetimin getirdiği darbe hukuku değişti mi? Darbe hukuku değiştirmeden anayasayı değiştirsen ne olur" şeklinde konuştu.
Ayağına kurşun sıkmak
Kılıçdaroğlu, KOÇ grubu şirketlerine müfettiş incelemesiyle ilgili şunları söyledi:
"Denetimin siyasallaşmaması, intikama dönüşmemesi lazım. Sermaye ürkektir. Türkiye’nin en büyük sermaye kuruluşuna 500 müfettiş ordusuyla baskın yapmak doğru değildir. Bu ekonomide ayağına kurşun sıkmak demektir. Yanlıştır böyle bir şey. Bizim düşüncemiz, vergi denetimini özgür kılmaktır. Özerkleştirmektir. Siyasi iradenin dışına çıkarmaktır. İş adamı A partisine, B partisine oy verir. Bizim arzumuz onun daha fazla üretim yapmasıdır. Daha fazla istihdam sağlamasıdır. Fakat siz müfettiş ordusunu görevlendirip, polisle baskın yaparsanız bunlar doğru değildir. Yanlıştır. Kalkar başbakana sorarlar, ‘Sen edindiğin mal varlığının hesabını verdin mi?’. Mesleğe girdiğim 1971’den parlamentoya girdiğim tarihe kadar her dönem, sayın başbakanın aldığı aylıktan çok daha fazla aylık aldım. Para aldım. Benim mal varlığım meydanda. Milletvekili seçildiğim gün mal varlığımı kendi internet siteme koydum. Benim çocuklarımın hiç birisinin gemisi yok."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


