İSTANBUL
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, HDP'nin Adana ve Mersin'deki binalarına yönelik saldırıları kınadığını belirterek, "İlkesel olarak bu tür hadiselere karşıyız. Siyaset kurumuna, siyasi bir partiye saldırı varsa bu bütün siyaset kurumuna yapılmıştır ve demokrasiye yapılmıştır" dedi.
Akdoğan, Pendik Belediyesince yaptırılan Ahmedi Hani Kültür Merkezi'nin açılışında yaptığı konuşmada, doğup büyüdüğü Pendik'te bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Akdoğan, 1994'te kültür müdürüyken Pendik'te kültürel etkinlikler düzenlediklerini anlatarak, "O zaman mahallelerimizde çok fazla kültür imkanı yoktu. Bir iki semt konağı vardı. Çocuklarımız kış günü giderlerdi sobanın başında kitap okurdu. Biz de onunla mutlu olurduk. Hamdolsun bugün Pendik Belediyemiz bütün mahallelerimize gerçekten çok güzel kültür merkezleri, aile merkezleri, yaşam merkezleri yapıyor" dedi.
Parti olarak kalkınmanın yerelde başladığını söylediklerini aktaran Akdoğan, "Belediyelerimizin bu yatırımları, bu hizmetleri, bu icraatları çok büyük önem taşıyor. Çünkü yeni Türkiye'yi yerelde başlayan kalkınmayla inşa edeceğiz" diye konuştu.
Akdoğan, bunun bir ayağını da belediyelerin oluşturduğunu anlatarak, "Yeni Türkiye'nin inşasında çok önemli noktaya geldik. Türkiye 12 yılda güven ve istikrara kavuştu. Dev projeler, dev yatırımlar yapıyor. Avrupa ülkeleri küçülüyor, Türkiye büyüyor. Onlar yatırımları durdurdu, Türkiye büyük yatırımlar yapıyor" ifadelerini kullandı.
"Birileri eski Türkiye'ye dönmeye çalışıyor"
Türkiye'de her alanda büyük gelişmeler olduğunu kaydeden Akdoğan, dev şehir hastaneleri yaptıklarını, 6 bin kilometre duble yolu bugün 24 bin kilometreye çıkardıklarını, Türkiye'yi 3 kat büyüttüklerini söyledi.
Türkiye'de her alanda çok büyük gelişmeler olduğunu belirten Akdoğan, şöyle devam etti:
"Ama biz yeni Türkiye'yi inşa ederken birileri de eski Türkiye'ye dönmeye çalışıyor. Eski Türkiye'ye geri götürmeye çalışıyor bizi. Nedir o eski Türkiye? Eski Türkiye, koalisyonlar, çok parçalı koalisyonlar iktidarının olduğu, batık bankalar demek. Eski Türkiye, yüksek enflasyon demek, kriz demek, işsizlik demek, terör demek, şehitlerin gelmesi demek, kavgalı siyaset kurumu demek. Eski Türkiye'de siz nelerin yaşandığını gördünüz 1990'lı yıllarda. Herkes her şeyini kaybetti, ekonomik olarak kaybetti. Cebinde ne varsa kaybetti. İki büyük ekonomik kriz yaşadık. Dünyada kriz falan yoktu. Bunların beceriksizlikleri yüzünden kriz yaşandı."
"Hak ve özgürlükler ayaklar altına alındı"
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, 28 Şubat sürecinde herkesin her şeyini kaybettiğini dile getirerek, "Silindir gibi toplumun üzerinden geçtiler. Vakıflar dernekler kapatıldı. İmam Hatip'ler kapatılmakla yüz yüze kaldı. Öğrenci sayısı onda bire düştü. Yeşil sermaye dediler, toplumun her kesiminin üzerine gittiler. Hak ve özgürlükler ayaklar altına alındı" dedi.
Şimdi birilerinin o eski Türkiye'yi arzu ettiğini kaydeden Akdoğan, şöyle devam etti:
"Seçim beyannamelerine bakın. Hani o 'ben üç fazlasını veririm, 5 fazlasını veririm beyannameleri.' Biraz kazıyın altından 28 Şubat zihniyeti çıkıyor. 28 Şubat'ın eğitim sistemi çıkıyor. İmam Hatip'lerin orta bölümünü kapatalım çıkıyor. Din dersini kaldıralım çıkıyor, Diyaneti kapatalım çıkıyor. İstiyorlar ki bütün kazanımlarımızı kaybedelim. Güven ve istikrar bizim en değerli varlığımız, onu kaybedelim. Türkiye tekrar koalisyonlarla karşı karşıya kalsın, yönetilemeyen bir Türkiye olsun, vesayet odaklı. Zaten hep böyle yaptılar. Siyaset kurumu etkisiz olsun istediler. 'Öyle bir zayıflatalım ki zayıf iktidarlar olsun, muktedir olmayan iktidarlar. Bizim dediğimiz olsun, onlar varsın oyalansınlar, gitsinler yol yapsınlar, kanalizasyon yapsınlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi büyük işlerle uğraşmasın, yüksek siyaset yapmasın, anayasayı değiştirmesin. Belediye reisi gibi çalışsın.' Böyle dediler."
"Türkiye ahlaki bir duruş ortaya koyuyor"
Yalçın Akdoğan, herkesin suspus olduğu dönemde, Türkiye'nin ahlaki bir duruş ortaya koyduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Bunların seçim beyannameleri Türkiye'yi IMF'nin kulu kölesi yapma beyannamesidir. Türkiye'yi bağımlı hale getirme beyannamesidir. Dediler ki 'Türkiye çok oluyor, aldı başını gidiyor. Kukla devlet değil, uydu devlet değil, süper güçlerin dediğini yapmıyor. Ayakları üzerinde doğrulup koşmaya başlıyor.' Bölgede katil İsrail'e katil diyor. Zalim Suriye'ye zalim diyor, Esed'e darbeciye Mısır'da darbe diyor. Herkes suspus, Türkiye ahlaki bir duruş ortaya koyuyor. Bundan çok rahatsız oldular. Dediler ki 'bunu durdurmamız lazım'. Ne yapacaklar? AK Parti iktidara geldi, dediler ki 'biz bunu üç beş ayda götürürüz. Daha önce Refah Partisi'ne yaptık. Türkiye İran mı oluyor? İrtica geliyor, laiklik gidiyor' dediler, tutmadı. Fiili müdahale yaptılar, kapatma davaları, e-muhtıralar, tutmadı."
O dönemde bazı çevrelerin "Gezi olaylarıyla Kobani olaylarıyla" milleti sokağa dökmeye, toplumsal isyanlar çıkarmaya çalıştığını da aktaran Akdoğan, ama milletin yine iktidarının arkasında durduğunu kaydetti.
"Şimdi tek umutları kaldı HDP"
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, bunlarla başarılı olunamayınca 17 Aralık operasyonunu yaptırdıklarını ancak onun da tutmadığını ifade ederek, şunları söyledi:
"Onlar dediler ki 'biz bunları bir araya getirelim. Tek başına bu partiler AK Parti'ye baş edemiyorlar.' Yerel seçimde ittifak yaptırdılar. Okyanusa maya çalmak, yine tutmadı. Dediler ki 'ikisi olmuyor, hepsini bir araya getirelim.' Cumhurbaşkanlığı seçiminde çatı aday çıkardılar, yine tutmadı. Şimdi tek umutları kaldı HDP. Diyorlar ki 'HDP barajı geçerse AK Parti'nin bileğini bükeriz.' Ama yine tutmayacak. Çünkü bu kaybet-kaybet koalisyonudur. Bu şer cephesidir. Bunlar samimi değiller. 'AK Parti kaybetsin de ne olursa olsun' diyorlar. Biz 'Türkiye kazansın da biz kaybetmeye razıyız' diyoruz. Onlar 'AK Parti gitsin Türkiye batsın' bütün dertleri bu."
Bu oyunlara gelinmemesi gerektiğini vurgulayan Akdoğan, "Millet oyunu hep bozdu. İnşallah 7 Haziran'da da bozacak. Bunların yapmadığı oyun kalmadı. Her türlü saldırı, sabotaj, tuzak, tehdit" diye konuştu.
"Şimdi HDP çıkmış beni kullanın diyor maşa olarak"
Akdoğan, milletin AK Parti'nin arkasında durduğu için AK Parti'nin bileğini bükemediklerini ifade ederek, şöyle devam etti:
"Şimdi HDP çıkmış beni kullanın diyor maşa olarak. Barajı geçersem AK Parti'yi engellersiniz. Bu maşa ama odundan. Ateşi tuttuğunda kendisi yanmaya başlayacak farkında değil. O darbeci, vesayetçi anlayış, bunun varlığına karşı olanlar, ulusalcılar, çözüm süreci düşmanları, hepsi kol kola girdi. Dediler ki, 'HDP'nin parti olarak girmesi bir projedir. Dediler ki bi girsin zorlayalım, barajı geçmezse olaylar çıkar ortalık karışır. Barajı geçerse AK Parti'yi devirmiş oluruz. Her halükarda çözüm süreci biter. Ortalık karışır.' Yani şu anda HDP'yi, bu projeyi isteyenler, çözüm süreci başarısızlığa ulaşsın diye bu projeyi destekliyorlar, Türkiye yeni anayasa yapamasın diye, yeni Türkiye kurulamasın diye bu projeyi destekliyorlar."
HDP'nin şu anda kendisini kullandırttığını dile getiren Akdoğan, "Milletimiz bunun da farkında. Yani sürece karşı olan, bu zihniyete karşı olan kim varsa bir araya geldi. Şimdi soruyorum, AK Parti'nin başına bir şey gelse çözüm süreci olabilir mi? Kim yapacak, MHP mi yapacak? Ulusalcı CHP mi yapacak. HDP tek başına mı yapacak? Çok açıktır bu. AK Parti varsa çözüm süreci var. AK Parti güçlü bir şekilde çıkarsa yeni Anayasa yapılabilir, güven ve istikrar sürebilir, yeni Türkiye kurulabilir" dedi.
Akdoğan, bu oyunun çok iyi görülebilmesi gerektiğini kaydederek, "Bugün HDP'nin Adana ve Mersin'deki seçim bürolarına saldırı olmuş. Kınıyoruz biz ilkesel olarak bu tür hadiselere karşıyız. Siyaset kurumuna, siyasi bir partiye saldırı varsa bu, bütün siyaset kurumuna yapılmıştır ve demokrasiye yapılmıştır. Bundan dolayı da hep kınadık ve kınıyoruz. Yaralılara da geçmiş olsun diyorum" diye konuştu.
Akdoğan, AK Parti'nin seçim otobüslerinin taşlandığını, birçok parti binasının molotofkokteylli saldırıya uğradığını, milletvekili adaylarının tehdit edildiğini söyledi.
Yalçın Akdoğan, "Başbakanımız mitinge gidiyor, sokak başlarında birileri milletin yolunu kesiyor. Bu bir tehdittir, bir şiddettir, bir baskıdır. Bunun da görülmesi gerekiyor. (Eğer barajı geçmezsek kıyamet kopar) gibi tehditler, şantajlar, siyaset kurumunu şantaja açık hale getirir. Bu Türkiye için büyük bir tehlikedir. 'Ben bunu uyguluyorum.' Yani sen herkesi mecbur tutuyorsun, 'geçmezsek görürsünüz ha', bunu dile getiriyorsun" diye konuştu.
Siyaset kurumunu şantaja açık hale getirmenin büyük bir tehlike olduğunu vurgulayan Akdoğan, şöyle devam etti:
"Bakın Selahattin Demirtaş, yüzde 9'u geçti. Ne oldu? Daha mı demokrat oldu. İki ayı bulmadı, milleti sokağa döktü. Toplumsal isyan çağrısı yaptı. Yani yüzde 9'u geçti diye daha demokrat olmadı. Peki yarın yüzde 10'u geçerse aynı çağrıları yapmayacağının garantisi var mı? Tehdit etmeyeceğinin, toplumsal isyanlara çağrı yapmayacağının garantisi var mı. Bu yüzden ben diyorum ki bu HDP, işte millet birilerine oy veriyor ama onların dediği olmuyor. Arkada bir adam var, elinde silah var onun dediği oluyor. Millet belediye başkanı seçiyor, orada bir tane örgüt komiseri var, gidiyor belediye başkanına fırça atıyor. Onun dediği oluyor. Bunlar iki de bir Kandil'e gidiyor. Yani terör örgütünün vesayeti altında olan, onun tarafından ikide bir azarlanan, ikide bir hesap sorulan, milletvekili listeleri bile onun tarafından belirlenen bir partinin güçlenmesi, demokrasiye nasıl katkı sağlayabilir. Bu olamaz. Yani HDP güçlenmiş olmuyor, elinde silah olan adam güçlenmiş oluyor. Sen bölgede her türlü tehdidi yapacaksın, şantajı yapacaksın, baskıyı yapacaksın. Sonra da 'şu kadar oy aldım.' Bu oylara şaibe karışmaz mı? Hadi örgüt silah bıraksın da göreyim, bakayım ne kadar oy alıyorsun. O zaman görelim etin ne butun ne. Bunları görmemiz lazım."
"AK Parti olmazsa süreç olmaz"
"Kürt kökenli ya da Kürt kardeşlerimiz veya HDP'ye oy veren kardeşlerimiz, soruyorum Çözüm Süreci'ni kim başlattı" diyen Akdoğan, "AK Parti başlattı. Bunlar var mıydı o zaman? Yoktu. Ne barajı geçmişti, ne Meclis'te varlardı. Tayyip Erdoğan başlattı 2005'te. Peki Çözüm Süreci'ni kim sürdürüyor? AK Parti sürdürüyor. Bunlar ikide bir 'süreç bitti, süreç doldu, süreç askıya alındı, süreç bozuldu.' Adamlar yapmak istemiyor, yapmak. Örgüt silah bırakmak istemiyor" ifadelerini kullandı.
Çözüm sürecinde reformları, ana dilde her türlü gelişmeyi, enstitülerin açılmasını, televizyon kurulmasını, onlarca adımı AK Parti'nin attığına işaret eden Akdoğan, "HDP ne yaptı Kürt meselesinde sorun çıkarmaktan başka, takoz olmaktan başka, sabote etmekten başka ne yaptı. Hiçbir adımımıza destek vermediler ya. Süreci biz başlattık, bütün adımları biz attık, onlar sadece engeller. Bugün sürecin düşmanlarıyla, darbecilerle, paralelcilerle iş tutan kim? Ve kim olmazsa süreç olmaz? AK Parti olmazsa süreç olmaz" değerlendirmesinde bulundu.
"Kimseye eyvallahımız yok"
Akdoğan, bunların çok iyi anlaşılması gerektiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün yine konuşmuşlar birileri. Bizi uyarıyorlar güya. Biraz konuşunca çok rahatsız oluyorlar. Hiç alışmamışlar eleştiriye. Bunlar çiçek çocuk. Bunları besleyeceksin, sulayacaksın, büyüteceksin, okşayacaksın. Mecbur mu arkadaş millet sizi sevmeye ya? Biri 'hiç konuşmasın' diyor, 'öbürü az konuşsun' diyor. Biri 'çenesini kapatsın' diyor. Bunlar ceberrut, hastalıklı bir anlayış. Siz bugün konuşuyorsanız AK Parti, özgürlük zeminini sağladığı için konuşuyorsunuz. Yaka paça Meclis'ten götürülüyordunuz. Bugün AK Parti var diye AK Parti'nin özgürlük imkanında konuşuyorsunuz. Ondan sonra utanmadan konuşmayın. Biz sizinle mücadele edeceğiz arkadaş."
Şimdi birilerinin "Dolmabahçe'de oturmuş konuşuyordunuz" dediğini aktaran Akdoğan, bu konuşmayı terörden kurtulmak için yaptıklarını, "HDP barajı geçsin" diye konuşmadıklarını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, bu eleştirileri bir yıldır dile getirdiğini kaydederek, şöyle devam etti:
"Sadece karakol basmamak, eylemsizlik değildir. Yol kesmeyeceksin, adam kaçırmayacaksın, haraç almayacaksın. İllegal faaliyetlere son vereceksin. Bunları ben bir yıldır söylüyorum ve bu eleştirileri dile getiriyorum. Yani senin uyarılarından mı korkacağım ben? Cürmün kadar yer yakarsın. Sen devleti dağda dize getiremedin, şehirde mi dize getireceksin. Barajı geçmezlerse bilmem ne olurmuş."
"Millet ne derse o olur. Millet kime barajı geçirirse o barajı geçer" ifadesini kullanan Akdoğan, "Onun ötesinde kimseye eyvallahımız yok, kimse de tehditle, baskıyla milleti dize getiremez, devleti dize getiremez, hükümeti dize getiremez" dedi.
"Paralel örgüt, bölücü örgüt kol kola girdiler"
Yalçın Akdoğan, paralel örgütle bölücü örgütün kol kola girdiğini belirterek, "Bunlar güya birbirine düşmandı. Çözüm sürecinin her türlü kötülüğünü bu paralelciler yaptı, düne kadar bunların ağlayıp sızladığı ne varsa. Nasıl kol kola girdiniz? Bakın size dost tavsiyesi. Bunlar akrep, akrep. Akreple suyu geçmeye çalışırsan, koynuna alırsan, bunun karakteri bozuk seni sokacak bir yerde. Bugüne kadar hep soktu, bundan sonra da sokacak. Sanmayın ki bu iş birliğinden size fayda var. Bunlar hangi akla oynadıysa kaybetti, kaybetti. Siz de kaybedeceksiniz. Bunu görmemiz gerekiyor" değerlendirmesini yaptı.
"Demişler ki (biz özgür Türkiye, Özgür Kürdistan için çalışacağız)" diyen Akdoğan, "Bunların zihniyeti bu, bunlar 'demokratik özerklik' derken, başındaki demokrasi milleti kandırmak için, özerklik dedikleri de kanton, kanton. Kobani de yaptılar, Irak'ta yapmaya çalıştılar. Kanton yapmaya çalıyorlar. Buna millet de izin vermez, devlette izin vermez, biz de izin vermeyiz" diye konuştu.
Akdoğan, bunun bir oyun olduğunu, milletin de bunu çok iyi görmesi gerektiğini ifade ederek, HDP'nin barajı geçmesinin de bir proje olduğunu söyledi.
Bunun çözüm sürecine karşı bir proje olduğunu belirten Akdoğan, "Hem de 'AK Parti'yi bu şekilde devirelim de Türkiye'de güven ve istikrar bozulsun.' Tekrar kendi eksenlerine Türkiye'yi alabilsinler. Bunun için bir proje. Bu oyuna gelmememiz gerekiyor. Onlar bu seçimi hayat memat meselesi görüyor olabilirler. Diyorlar ki 'AK Parti kazanırsa bize yeni Türkiye'de yer yok' diyorlar. Evet derin devlet yapılanmalarına, paralel devlet yapılanmalarına, KCK yapılanmalarına yeni Türkiye'de yer yok. Millet ne diyorsa, yeni Türkiye'de o olacak" dedi.
Akdoğan, yeni Türkiye'de sadece milletin dediğinin olacağını, onun ötesinde vesayet odaklarının, darbeci odakların hiçbirinin yeri olmayacağını kaydederek, "Bunların hepsini tarihe gömeceğiz. Onun için de bunları sandığa gömmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Ahmed-i Hani'nin çok değerli bir şahsiyet olduğunu aktaran Akdoğan, HDP'lilerin bu isimleri İslam mütefekkiri şahıslar olduğu için çok zikretmediğini belirtti.
Akdoğan, geçmişte çok büyük haksızlıklar, işkenceler, yargısız infazlar yapıldığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İşte bugün o geri dönmeye çalıştığı Türkiye var ya o Türkiye'de bunların hepsi oldu ama bugün öyle bir Türkiye yok. Bugün devlet o olumsuzluklarla anılmıyor, hizmet yapan bir devlet var, şantaj yapan, baskı yapan bir örgüt var."
Bugün yatırım yapan bir devlet olduğuna vurgu yapan Akdoğan, "Bugün kim zulmediyor Kürtlere? Terör örgütü zulmediyor. Bu ceberrut bir anlayıştır. Biz insanlarımızı seviyoruz ve kucaklıyoruz. Bütün bölge insanı, dini, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun 'insanı yaşat ki, yücelt ki devlet yaşasın, yücelsin' diyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Kültür Merkezi açıldı
Pendik Belediye Başkanı Kenan Şahin de Kavakpınar Mahallesi'nde 4 bin 500 metrekare alana kurulan kültür merkezinin 5 milyon liraya mal olduğunu söyledi.
Kültür merkezinin içinde kurulan aile sağlığı merkeziyle 5 hekimin Pendik'te vatandaşlara hizmet vereceğini belirten Şahin, merkezde İSMEK iş birliğinde meslek ve sanat kursları, bilgi evi, kütüphane, internet, konferans salonu gibi hizmetlerin de yer aldığını dile getirdi.
Konuşmaların ardından, Akdoğan, Pendik Kaymakamı Osman Tunç, Belediye Başkanı Kenan Şahin ve öteki ilgililer kurdele keserek kültür merkezinin açılışını yaptı. Akdoğan, açılışın ardından kültür merkezini gezdi.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, daha sonra Pendik Spor Kulübü'nü ziyaret etti.
Muhabir: Filiz Kınık
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


