MANİSA
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Manisa'da Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde halka hitap etti.
"15 yıl neredeyse yavrularımız başları örtülü diye okullara sokulmadı" diyen Erdoğan, "Kimler vardı iktidarda, iktidarda olanlar bunun hesabını niye vermiyorlar? Biz 'sabır' dedik, 'sabır' dedik, 'sabır' dedik ve hamdolsun artık bu ayrımcılığı bitirdik. Şimdi artık yavrularımız okullarına başı örtülü olarak giriyor mu? Başı açık olarak da giriyor mu? Ne oldu, ülke parçalandı mı? Ülke normalleşti. Şimdi başı açığı da başı örtülüsü de hepsi aynı sıraları paylaşıyor, aynı sınıfları paylaşıyor. Rahatsız olanlar yok mu? O rahatsız olanları da biliyoruz. İşte bu anamuhalefet, yavru muhalefet, bunlar rahatsız. Ama şu anda ses çıkaramıyorlar. Neden? Çünkü bu milletin mayasında bu var da onun için" değerlendirmesinde bulundu.
Başbakan Erdoğan, "Meslek lisesi mezunlarına 'katsayı' dediler. İnsaf niye katsayı? Neden ayağına bağlıyorsun bir taşı, koş diyorsun? Nasıl koşacak? Ne oldu şimdi? Katsayı da kalktı mı? Kalktı. Şimdi artık bütün meslek lisesi mezunları istediği üniversiteye, fakülteye gitme şansına sahip mi? Hamdolsun Allah'a bu da başarıldı. Daha güzel günler var önümüzde. Kamuya sokuluyor muydu başörtülü? Şimdi artık kamuya da başörtülü kardeşlerimiz girebiliyor mu? Ne oldu yıkıldık mı, parçalandık mı? Başörtülü bu ülkenin kızı değil mi, evladı değil mi, neden rahatsız oldunuz bundan" dedi.
"Milletimiz emaneti alırsa hizmete başka yollarla devam ederiz"
Bulundukları makamın geçici olduğunu belirten Erdoğan, "Biz bu makamlarda, dünyada faniyiz, baki olan Allah'tır. Baki olan bu kubbede kalacak hoş sedadır, hizmettir, eserdir" diye konuştu.
Bulundukları makamlarda ilelebet kalmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Milletimiz emaneti alırsa hizmete başka yollarla devam ederiz. Hizmet yolu sadece bu değil. Vademiz dolduğunda da bu dünyadan göçüp gideceğiz. Ama biz arkamızda eserler bırakmak, öldükten sonra da kapanmayacak, eserlerimiz sayesinde hayır yazılacak bir amel defteri bırakmak istiyoruz. Biz istiyoruz ki ülkemizde birlik, beraberlik olsun, Türkiyemiz bizden sonra da bugünkü gibi özgür, bağımsız, demokratik bir ülke olsun. Biz istiyoruz ki Türkiye bizden sonra da milli iradenin egemen olduğu, milletin ülkeye istikamet çizdiği bir ülke olsun. Türkiye dışında planlanan, burada uygulanmak istenen bu alçakça projenin maşalığını, taşeronluğunu malesef Türkiye içinden bazı örgütler, bazı medya, sermaye, siyaset çevreleri üstlendi. Biz istiyoruz ki 11 yıldır Türkiye nasıl büyüyorsa bizden sonra da büyümeye devam etsin. Daha mutlu, daha huzurlu, 76 milyonun bir ve beraber, kardeşçe yaşadığı bir ülke olsun."
"76 milyonun tamamı için huzur, refah istiyor, bunun mücadelesini veriyoruz"
Erdoğan, 11 yıldır bunun için mücadele ettiklerini dile getirerek, "Biz kendimiz için değil, kendi partimiz, parti mensupları için değil, belli bir şehir, belli bir bölge için değil 780 bin kilometrekare için, 81 vilayet için çalışıyor, 76 milyonun tamamı için huzur, refah istiyor, bunun mücadelesini veriyoruz" dedi.
Kendilerinde ayrım olmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Biz Alevi, Sünni diye ayırmıyoruz. Yoksul, zengin diye ayırmıyoruz. CHP'i, MHP'li, BDP'li diye, Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Roman, Gürcü, Boşnak, siyah beyaz, doğulu batılı diye ayırmıyoruz. Biz Yunus'un diliyle yaradılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz" ifadesini kullandı.
Mevlana'nın, "Yaradılandan şikayet, Yaradan'dan şikayettir" sözüne işaret eden Başbakan Erdoğan, Türkiye'yi bir, bütün olarak gördüklerini, 76 milyona hep aynı nazarla, kardeş nazarıyla baktıklarını aktardı.
"Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız"
Yola çıkarken de böyle çıktıklarını anımsatan Erdoğan, "Dedik ki: Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece. Gideceğiz gündüz gece. Ayırt etmeksizin, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız dedik. Halka hizmet bizim için Hakk'a hizmettir, bu anlayışla çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz" ifadesini kullandı.
Yola çıkarken, bir şey daha söylediklerini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ne dedik, 'tek millet' dedik. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle... İki, tek bayrak dedik, bu bayrak tek. Şehidimizin kanı, rengi. Hilal bağımsızlığımızın ifadesi. Yıldız şehidimizin simgesi. Şair ne diyor: Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.' Üçüncüsü ne diyoruz? 'Tek vatan' diyoruz. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Dördüncüsü rabia. Ne diyoruz? 'Tek devlet.' Ayrım yok. Böyle bütünleşeceğiz."
"Toparlarız bunları hiç endişeniz olmasın"
İstikrarla büyüyen ve her alanda tarihi başarılar elde eden bir Türkiye olduğunu dile getiren Erdoğan, "Yolsuzlukların olduğu bir Türkiye olsa 79 senede 6 bin 100 kilometre yol yapılmışken, yolsuzlukların olduğu bir Türkiye'de 10 senede, 17 bin kilometre bölünmüş yol yapılabilir miydi" dedi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
"79 senede 230 milyar dolar milli geliri olan bir Türkiye, 10 senede bunu 800 milyar dolar milli gelire yükseltebilir miydi? Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıf Bank, bunların hepsi zarardaydı, şimdi hepsi kar ediyor. Yolsuzluk olsa bunlar olur muydu? Devletin borçlanma faizi yüzde 63'tü, şimdi faiz devlette 6-7. Ama bu olaylarla bakın yukarı doğru tırmandı. Bunun bedelini kim ödeyecek? İşte bu ihanet şebekesi, bu çeteler, bu örgütler... Toparlarız bunları hiç endişeniz olmasın. Çünkü biz MHP'den, CHP'nin yavrusu DSP'den, ANAP'tan biliyorsunuz 23,5 milyar dolar IMF borcu ile devraldık. Şimdi borç var mı? 14 Mayıs'ta sıfırladık. Üstelik şimdi biz onlara 5 milyar dolar borç vereceğiz. Onlar borçlandı, biz ödedik. Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. Yolsuzlukların olduğu bir ülkede Merkez Bankası, 136 milyar dolar bir döviz rezervine çıkabilir miydi? Bunlar bu dönemde oldu. Daha güçlü olacağız. Daha iyi olacak, hiç endişeniz olmasın. Rekorlar kıran, on yılların sorunlarını çözüp, kararlı şekilde, emin adımlarla geleceğe ilerleyen bir Türkiye var."
"Bunlar durup dururken olmadı"
Yüzlerce, binlerce baraj ve gölet inşa eden bir Türkiye olduğunun altını çizen Erdoğan, göreve geldiklerinde 26 olan havalimanı sayısını 52'ye çıkardıklarını hatırlattı.
Yine göreve geldiklerinde 9 vilayete doğalgaz olduğunu şimdi ise bu sayının 72'ye yükseldiğini anlatan Erdoğan, bunların durup dururken olmadığını söyledi.
Erdoğan, "Tarihimizde olduğu gibi, ecdadımızın yaptığı gibi gururuyla, onuruyla, büyüklüğüyle dünyada kendisini hissettiren, kendisinden söz ettiren, ağırlığı ve itibarı olan bir Türkiye var. İşte bu Türkiye, birilerini rahatsız etti. Büyüyen Türkiye, yeni Türkiye, faiz lobilerini, kan lobilerini, savaş lobilerini rahatsız etti" değerlendirmesini yaptı.
Alandakilere, "Bir yıldır Manisa'ya şehit geliyor mu?" diye soran Erdoğan, aldığı "Hayır" yanıtı sonrasında ise "İşte bu onları rahatsız etti. Çünkü oradan besleniyorlardı. Onlar istiyordu gelsin. Gelsin de zil takıp oynayalım, istiyorlardı. İşte şimdi bu lobiler, faiz, kan, terör, savaş, kaos lobisi benim güzel ülkemi karıştırmak, benim güzel ülkemde operasyon yapmak, bu aziz milletimin kutlu yürüyüşünü durdurmak istiyor" diye konuştu.
"Burada acı olan..."
"Burada acı olan, Türkiye içindeki bazı çevrelerin, bir takım örgütlerin bu kirli saldırıda görev almış olmalarıdır" diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Tabii bu tuzak dışarıda planlandı. Ama ben sizden bir şey isteyeceğim, siz sakın beddua etmeyin. Kim olursa olsun etmeyin. Siz dua edin. Onun için ne diyoruz? Şu beddua kavramı var ya, diyoruz ki 'bedduaya lanet, duaya davet'. Bize yakışan budur. Biz şuna inanıyoruz 'Müslüman o kimsedir ki elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu insandır. Biz böyle bakacağız. Onun için de asla insanlara bu noktada beddua etmeyeceğiz. Ben inanıyorum ki şu karşımdaki onurlu, gururlu millet evelallah bu idrakin içindedir. "
Seçimlere yaklaşık 90 gün kaldığını da hatırlatan Erdoğan, "30 Mart'tan sonra Hüseyin Tanrıverdi kardeşimizle geleceğe yürümeye hazır mıyız? Size emanet ediyoruz" ifadesini kullandı.
"Türkiye'nin güçlenmesi demek milletin güçlenmesidir"
Erdoğan, artık normalleşen bir Türkiye olduğunu ancak bazı kesimlerin rahat durmadığını, Gezi olaylarıyla bir çalkalanma başladığını ancak yetmediğini, bu yapılanların salt AK Parti iktidarına karşı olmadığını, bunu yapanların millete karşı olduğunu belirterek, "Türkiye büyüyor, Türkiye güçleniyor. Türkiye'nin güçlenmesi demek milletin güçlenmesidir. Bunu hazmedemiyorlar" ifadesini kullandı.
Yaşananların arkasında uluslararası güçlerle onların içerdeki taşeronlarının olduğunu dile getiren Erdoğan, bu taşeronların kimler olabileceğini halkın bildiğini, tahmin ettiğini söyledi.
Erdoğan, "Onun için bu oyunu da hep birlikte bozacağız, hep birlikte el ele vereceğiz. Kardeşlerim durmadan, usanmadan, kavli leyyin ile tatlı dille konuşmak suretiyle inşallah şu kalan 90 günde, AK Parti iktidarının devamından yana bir tercih yapacağız. Ya millet kazanacak, ya zillet kazanacak. İnşallah bunu beraber başaracağız" dedi.
"Batılı yüksek hızlı trene biniyor da benim vatandaşım niçin binmesin"
Manisa merkezde, ilçelerde spor ve gençler için çok büyük yatırımlar yaptıklarını anlatan Erdoğan, yeni hastaneler, sağlık ocakları inşa ettiklerini, hastaneleri yeni cihazlarla donattıklarını, 3 bin 726 konutu tamamlayıp Manisalılara teslim ettiklerini söyledi.
Kente 2002'ye kadar 76 kilometre yol yapıldığını belirten Erdoğan, bu ağı 5 kat arttırarak yol uzunluğunu 376 kilometreye çıkardıklarını, Manisa'nın yüksek hızlı treni de hak ettiğini söyledi.
Son günlerdeki gelişmelere değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu yapılanlar ne için biliyor musunuz? Türkiye'de yüksek hızlı tren yapılıyor ya...Ya siz niye yüksek hızlı tren yapıyorsunuz? Katarla gidin katarla. Eskiden vardı ya kara tren, şimdi de öyle gidin. Bunu istiyorlar. Biz de diyoruz ki Batılı yüksek hızlı trene biniyor da benim vatandaşım niçin binmesin?
İşte buyurun Eskişehir-Ankara, şimdi İstanbul bağlantısı yapılıyor. İşte Marmaray buyrun, çalışıyor. Ankara-Konya, Konya-Eskişehir çalışıyor. Bütün bunlarla birlikte Türkiye'yi inşallah biz, yüksek hızlı tren ağlarıyla öreceğiz. Hani 10. Yıl Marşı'nda geçiyor ya 'demir ağlarla ördük' diyor. Ne oldu? Yani Gazi Mustafa Kemal'den sonra yapılan bir şey var mı? Bize kadar yapılan bir şey var mı? Bu kadar CHP iktidarları geldi ne gördünüz? MHP geldi ne gördünüz? Bunlar dertli değil, bunların yapacağı iş değil bunlar. Biz dertliyiz, bu millete sevdalıyız."
"Dürüst olmak gerek"
Muassır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmanın lafla değil icraatla olacağını, AK Parti olarak bunu yaptıklarını anlatan Erdoğan, Ankara-Afyonkarahisar arasında inşaatın hızla devam ettiğini, Afyon-Uşak arasının yapımına yakında başlayacaklarını, Uşak-Manisa-İzmir arasının ihalesine de yakında çıkacaklarını söyledi.
Erdoğan, toplam 641 kilometrelik Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren projesini en kısa sürede tamamlayarak Ankara-Manisa arasını üç saatin altına düşüreceklerini bildirdi.
İzmir'de, İZBAN'ı belediyenin değil kendilerinin yaptığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
"İzmir'e dünyanın gıptayla izlediği özgün raylı sistem projesini kazandırdık. Biz bu sistemi Manisa'ya kadar uzatma kararı aldık. En yakın zamanda inşallah uygulamaya geçiriyoruz. Manisa-Bandırma demiryolu, 150 yıllık bir demiryolu. Türkiye topraklarına döşenen ikinci demiryolu hattı buradan geçiyor. Bu yolları yenilediğimiz, 100 yıldır el değmeyen rayları değiştirdiğimiz gibi şimdi de bu hattı Bandırma'ya kadar elektrikli ve sinyalli hale getiriyoruz.
Akhisar'ın şehir merkezinden geçen demiryolunu 8 kilometrelik bir varyantla şehir dışına alıyoruz. Batı Anadolu'nun yüklerini artık Manisa'dan Batı Avrupa'ya blok halde 4,5 günde taşıyoruz. Böylece Manisa'yı ulaşımın, lojistiğin merkezi haline getirdik. Diğer yandan Gördes Barajı, Aşağı Gediz Projesi gibi büyük çaplı projeler hayata geçirdik. Enerjide, sanayide, tarımda diğer tüm alanlarda Manisa'yı tarihi nitelikte eserlerle, hizmetlerle buluşturduk. Siz bize yetki, emanet verdiniz. Biz de o yetkiyi, o emaneti hakkıyla kullanmanın, vazifemize hakkını vermenin mücadelesi içinde olduk. Soruyorum Allah aşkına, Bu CHP gelip de buralarda ne diyecek? Bu büyükşehiri biz daha iyi mi yönetiriz diyecek. MHP biz bu büyükşehiri daha iyi mi yönetiriz diyecek? Siz Meclis'te büyükşehire karşıydınız, şimdi bunu hangi yüzle söyleyeceksiniz? Dürüst olmak gerek, dürüst."
"Gün ola harman ola"
Son günlerdeki kampanyada atılan adımların, çamurların farklı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti.
"Yolsuzluğa bulaşan kim olursa olsun karşısında bizi bulur. Hiç buradan tavizimiz olmaz fakat şunu da söylemek zorundayım. Tabii ki çok ciddi bir iftira kampanyası da var. Şunu da ifade etmek zorundayım. Maalesef devletin içinde yapılaşmaya giden bir örgüt, bir çete de var. Bunlar mahremiyet diye bir şey tanımıyor. İzlemekse izlemek, daha önce de söyledim, dinlemekse dinlemek, daha önce de söyledik ve yapılan işlerde dikkat ediniz, yargıda dürüst karar veren, dürüst adım atan, Anayasa'da görevi belirlendiği şekilde adım atan bütün yargı mensuplarını tenzih ediyorum, ama bunların dışında maalesef belli bir örgüt anlayışı içinde, görev alanının dışına çıkmak suretiyle, bazı medya mensuplarını da yanına alarak, medyaya gizlilik kaydı olan evrakları servis yapmak suretiyle, masum insanları lekeleme gayreti içinde olan yargı mensupları da var. Aynı şekilde yürütme mensupları da var. Bu da polisin içinde var. Onu da söyleyeyim. Ben polisin de ahir ekseriyetini tenzih ederim ama maalesef orada da bunlar var. Oradan da bu tür servisler yapılıyor ve bir de bakıyorsunuz ki hiçbir günahı olmayan insanlar, onlar böyle bir şeyle suçlanıyor.
Bakınız bir savcı, görevi kendisinden kim alıyor, başsavcı. Ona bağlı. Başsavcı görevi ondan alıyor diyor ki 'Sen, sana verdiğim talimatı niye yerine getirmedin, bana bunu niye getirmiyorsun? Hiçbir savcı medyayla görev paylaşımı yapamaz, sen bunu niye yaptın' ve hemen o yandaş medyalar, o malum savcıya sahip çıkıyor, o malum savcıya. O da çıkıyor Adalet Sarayı'nın dışına, bizim zamanımızda marjinal örgütlerin militanları vardı, aynen onlar gibi o da orada bildiri dağıtıyor. Sen nasıl bir adamsın, sen kime hizmet ediyorsun önce bunu açıkla, seni tanıyalım. Gün ola harman ola. Dün de söyledim, bugün de söylüyorum. Suç duyurusu yapıyorum. Nereye? Hakimler Savcılar Yüksek Kuruluna. Bakalım ne yapacak. Ama bu arada Hakimler Savcılar Yüksek Kuruluna da bir şey söylüyorum: Sizler de adli kollukla ilgili olarak Danıştaydaki süreci etkileme hakkına sahip değildiniz. İstanbul Başsavcısı açıklamayı yaptı, arkasından siz Danıştayla ilgili açıklama yapıyorsunuz ve bu açıklamayı yaparken siz de dürüst hareket etmediniz. Anayasa'nın 138. maddesini çiğnediniz çünkü böyle bir etki alanı doğurmaya hakkınız yok, hangi ad altında olursanız olun, hangi kurum olursa olsun bunu yapamazsınız. Siz de bunu yaptınız. Hak er veya geç yerini bulacaktır."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
