SİİRT
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin, Siirt'te Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlediği mitingde halka hitap etti.
Erdoğan, konuşmasının başında, Siirt ve isimlerini tek tek saydığı ilçe halkını selamdı.
“30 Mart’a hazır mısınız? 30 Mart’ta milli iradeye, ‘evet’ diyor muyuz? Demokrasiye evet diyor muyuz? 30 Mart’ta mührü AK Parti’ye vuruyor muyuz?” diye alandakilere sorular yönelten Erdoğan, vatandaşların “evet” diye yanıt vermesi üzerine, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Maşallah. Siirt bugün her zamankinden daha fazla, kabına sığmıyor. Siirt daha bugünden 30 Mart’ın sonucunu belli ediyor. Rabbim sizlerden razı olsun. Vefanız, ahde vefanız için Rabbim sizlerden razı olsun. Hükümete, AK Parti’ye, başbakanınıza, yani damadınıza sahip çıktığınız için Allah sizlerden razı olsun.”
"Demokrasi tarihimizin en önemli seçimlerinden biri"
Siirt’teki meydanda okuduğu bir şiirden dolayı Pınarhisar Cezaevine gittiğini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“O zaman İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydım. Ne yaptım, adam mı öldürdüm? Bir şeyler mi çaldım? Ne yaptım? Ziya Gökalp’in, Milli Eğitim'in kitaplarından, onaylı o şiirini okudum. Neydi o? Biliyor musunuz onu? 'Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker.' Bunu söyledim diye, Pınarhisar’a gittim. Kardeşlerim, bu devir kapandı. Şimdi yeni bir dönem başladı. Evet şimdi, ‘imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür’ anlayışıyla yürüyoruz. Demokrasi tarihimizin en önemli seçimlerinden birine giriyoruz. Sadece belediye başkanlarının oylanacağı değil, artık partinin oylanacağı bir seçime giriyoruz. Türkiye’nin istikametinin şekilleneceği seçime giriyoruz. Eski Türkiye ile yeni Türkiye arasında tercihin yapılacağı bir seçime giriyoruz.”
"BDP, belediyecilik yapmaz, eser üretmez"
“Kardeşlerim eski Siirt’i de çok iyi biliyorsunuz. 10 yıl öncesinde Siirt’te ne vardı? Bakınız geçen belediye seçiminde burayı farklı bir partiye verdiniz. Allah aşkına şurada BDP, belediye başkanlığını almasından sonra taş üstüne taş kondu mu” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bizim dönemimizde ne yaptıysak o. Ondan sonra taş üstüne taş konmadı. Burası maalesef sadece bizim yaptıklarımızla kaldı. Niye? BDP belediyecilik yapmaz. BDP eser üretmez. BDP’de gerilim var, ideoloji siyaseti var. Biz istiyoruz ki, Siirt’e eser lazım, eser. İşte biraz sonra o eserlere geleceğim. Kardeşlerim, eski Türkiye’de ne vardı? Yasaklar vardı, yoksulluk vardı, yolsuzluk vardı. Eski Türkiye’de ret vardı, inkar vardı, asimilasyon vardı, eski Türkiye’de türkülere yasak vardı. Eski Türkiye’de kitaplara yasak vardı, eski Türkiye’de annenin evladıyla ana dilinde konuşmasına yasak vardı. Bunları kim serbest etti, biz ettik ya. Eski Türkiye’de olağanüstü hal vardı. Bunları kim kaldırdı ya? Biz kaldırdık. Yol kontrolleri vardı, girilmesi yasaklı bölgeler vardı. Bunları kim kaldırdı ya?"
"Artık silahlar değil siyaset var"
"Eski Türkiye’de kan vardı, gözyaşı vardı, acı vardı. Eski Türkiye’de Siirt’in sesinin ulaşmadığı duvarlar vardı, işte biz o eski Türkiye dönemini kapattık" ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle dedi:
"Siz bunları istemiyor muydunuz? Sizin bu istediklerinizi, biz Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile yerine getirmedik mi? Şimdi yeni Türkiye var. Yeni Türkiye, milletiyle bir, beraber, milletiyle kucaklaşan bir Türkiye. Türkülerin, şarkıların özgürce söylendiği bir Türkiye, kitapların özgürce basıldığı bir Türkiye var. Herkesin ana dilinde konuşabildiği bir Türkiye var. Yeni Türkiye isteyene, istediği dili öğrenebildiği, kursların açıldığı, üniversitelerde bölümlerin açıldığı, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin mümkün olduğu ortam var, kardeşlik var. Artık silahlar değil siyaset var. Yeni Türkiye’de dağa çıkan değil, kendi şehrinde üniversiteye gidebilen gençler var. Yeni Türkiye’de ağlayan değil, eşiyle çocuklarıyla bir sofranın etrafında huzurla oturan anneler var. Kardeşlerim çok çalıştık, çok mücadele ettik, bugünlere ulaştık. Çok badireler atlattık, çok tuzaklardan geçtik ama bugünlere geldik. Hayalleri hedeflere ve bu hedeflere ulaşırken gerçeği yakaladık."
"Demokrasinin yolu sandık"
"Önce gezi eylemleri dediler, huzur ve istikrarı bozmak istediler" değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Şimdi de 17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimiyle yeni Türkiye'ye sabotaj düzenlemek istediler. Gezi eylemlerinde ağaç bahaneydi, çevre bahaneydi, gerisi çok şahaneydi. Ne oldu? Güzel neticeler mi alındı? Yaktılar, yıktılar molotofla... Molotoflarla demokrasi gelir mi? Vatandaşın camını, çerçevesini yakıp yıkmakla demokrasi gelir mi? Demokrasinin yolu sandık. Gücün varsa, inanıyorsan sandıktan çıkarsın. Sandığa gitmiyorsan halka saygısızsın.
17 Aralık darbe girişiminde de yolsuzluk ve rüşvet sadece bahanedir. Bir iftiranın arkasına saklanıp Türkiye ekonomisine, istikrara, huzura, özellikle de kardeşliğimize, çözüm sürecine hücum ediyorlar. Burada Siirt'te, memleketimde bir kez daha söylüyorum. Hiçbir yolsuzluk girişimine ne boyutta olursa olsun, hiçbir rüşvet girişimine asla göz yummadık ve yummayız. Biz yolsuzluklarla mücadele ederek bugünlere geldik. Bundan sonra da hiçbir yolsuzluğun üzerini örtmeyiz, hiçbir yolsuzluğu takipsiz bırakmayız. Ancak yolsuzluk ve rüşvet iftirası atılarak milli iradenin çalınmasına da asla geçit vermeyiz."
"Sokaklardan bu şekilde umut olur mu?
Erdoğan, "İşte bu CHP, bu MHP, bu BDP, onlara rehberlik eden Pensilvanya, beraber oldular, bir oldular, arkadaş oldular, dost oldular. Ne zamandan beri siz dosttunuz. Sizin kumaşınız birbirine pek uymaz. Nasıl oldu bu iş? Aslında bunlar yolsuzlukların peşinde koşmuyor, aslında milli iradeyi çalmak istiyorlar. Çünkü bunların sandıktan umudu yok. Bunlar sandıkta bir kez daha kaybedeceklerini biliyorlar. İşte onun için çirkinleşiyor, çirkefleşiyor, sandık dışında yol arıyorlar" diye konuştu.
Sandık dışında her yol ve yöntemin gayrı meşru, antidemokratik, ahlak ve edep dışı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Hukuksuzca dinleyip kaydettikleri telefon görüşmelerini kullanıyorlar, devletin sırlarını ifşa ediyorlar, ulusal güvenliğimize, birliğimize, çözüm sürecine, kardeşliğimize sabotaj yapmak istiyorlar. Sokakları tahrip edip, tahrik edip ülkede huzuru bozmaya çalışıyorlar" dedi.
"Pensilvanya'nın kuyruğuna takıldığını" ileri sürdüğü CHP, MHP ve BDP'nin sokaklardan umut beklediğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Sokaklardan bu şekilde umut olur mu? Bu ittifaka çok çok dikkat edin sevgili kardeşlerim. Kimlerin, kimlerle iş tuttuğuna, kimlerin kimlerle ortak hareket ettiğine lütfen dikkat edin. Pensilvanya, CHP ile hareket ediyor. CHP, en ağır sözleri söylediği Pensilvanya ile hareket ediyor. MHP hem CHP ile hem Pensilvanya ile birlikte hareket ediyor. Marjinal sol örgütler, anarşistler, teröristler, vandallar işte bu MHP ile, CHP ile, Pensilvanya ile, BDP ile ittifak halinde sokakları karıştırmak istiyorlar.
Hiç merak etmeyin, asla umutsuz olmayın, biz bütün bunların hesabını soracağız. 30 Mart'ta siz sandıkta bunun hesabını soracaksınız. Biz de hukuk içinde bu ihanet girişimlerinin hesabını soracağız. 30 Mart'ta siz sandıkta CHP'den, MHP'den, BDP'den hesap soracaksınız. Biz de bu Pensilvanya'dan, ihanet şebekesinden hesap soracağız."
Kılıçdaroğlu'na tepki
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisine yönelik "İsviçre bankalarında hesapları var" iddialarına tepki gösteren Erdoğan, şu görüşleri dile getirdi:
"Sende zerre kadar karakter varsa, senin cibilliyetin düzgünse, bu hesaplar hangi bankadaysa, vicdanın varsa bu hesapları bul, çıkar. Ben de bu hesaplardan çıkan parayı varsa, sen çok fakirsin ya sana vereceğim. Sana vereceğim. Yalanın kuyruklusunu biliyorduk, bu kadarını bilmiyorduk. Adamın bütün hayatı iftira üzerine kurulu. Çünkü fetvayı veren hocaları da var artık. Fetvayı da Pensilvanya'dan alıyorlar. Ondan sonra da 'iftira at, tutmasa da iz bırakır' diyorlar. Bul, hangi bankadaysa çıkar. Madem sana 13 bankada benim hesabım olduğunu söylediler. Çıkar. Ondan sonra da seninle beraber o parayı tahsil edelim ve sana vereyim ben onu. İnsaf ya, insaf. Yalan olur da bu kadarı da olmaz. Ama bunda karakter zafiyeti var. Yani sabır, sabır, sabır, artık dayanılmaz hale geldi. Çünkü bunlarda takiyye var. Bunların karakterinin gereğidir. Yalan var, karakterlerinin gereğidir. İftira var, karakterlerinin gereğidir. Zaten bu üçü bir araya geldiği zaman fitne var, fesat var."
"Biz dertliyiz"
Başbakan Erdoğan, imam hatiplere bile kızların baş örtülü sokulmadığını, bu okulların orta kısmının kapatıldığını kaydederek, "Kim yaptı bunları? CHP'nin yavrusu DSP, bu zihniyet. Aynı zaten farkları yok" diye konuştu.
İmam hatipli nesil üniversitelere giremesin diye "katsayı" getirildiğini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu zulmü kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Niye? Biz dertliyiz. Benim 4 çocuğumun dördü de imam hatip mezunu. Benim kızlarım bu çileyi çok çekti. Okulların kapısından çok döndü. Türkiye'de üniversite okuyamadılar, onun için yurt dışına gittiler. Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya dediler. Gittiler orada başörtülü okudular, burada okuyamadılar. Şimdi üniversitede benim kızlarım başörtüsüyle okuyabiliyor mu? Sıkıntı var mı? İmam hatiplerde sıkıntı var mı? Hatta hatta düz liselerde bile hamdolsun yavaş yavaş bu başladı. Siirt'e geçen gelişimde meslek lisesi ziyareti yaptım, baktım gayet iyi. Bununla da kalmadık, devlet dairelerinde de artık başörtülü olarak çalışabiliyor mu benim vatandaşım? Neydi bu zulüm ya? Başı açık, başı örtülü, böyle bir zulüm olabilir mi ya. Onun için ne diyoruz biz, zalimler için yaşasın cehennem diyoruz. Bu zulümleri kimler yaptıysa o zalimler bunun karşılığını cehennemde bulacaklar. Onun için yaşasın cehennem, zalimler için. Katsayı diye bir zulüm çıkardılar. İmam hatip mezunu musun, meslek lisesi mezunu musun? Yok, katsayı. Ayağına bağlıyor taşı, girebilirsen gir. Niye? İşte sokuyorsun üniversite imtihanına kim daha fazla puan alırsa arzu ettiği yere girsin bırak. Yok. Engellediler. Şimdi o da kalktı mı? İstediğin üniversiteye gireceksin değil mi? Şimdi sizden biz de başarı, gayret bekliyoruz. Bu başarıyı gösterin, tamam mı kızlar?
Suriyeli ve Afganlı mülteciler ellerinde bayramlarla karşıladı
Erdoğan'ı havalimanından miting alanına geçişi sırasında yolda bekleyen Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda kalan Suriyeli ve Afganlı mülteciler ellerinde Türk, Suriye ve AK Parti bayraklarıyla karşıladı.
Başbakan Erdoğan, mitingin yapılacağı alana geçiş güzergahında bekleyen Marmara YİBO'da barınan ve ellerinde Türkiye, Suriye ve AK Parti bayrakları ile kendisini karşılayan mültecileri görünce otobüsten indi.
Afganistan ve Suriyeli çocuklara oyuncak dağıtan Başbakan'ı Suriyeli mülteciler Rabia işaretiyle selamladı.
Suriyeli Mahmut Abas, Başbakan'ın Müslüman ülkelere sahip çıkan tek lider olduğunu belirterek, bundan dolayı kendisiyle gurur duyduklarını söyledi.
Daha sonra otobüsle miting alanına hareket eden Başbakan Erdoğan Siirt Küçük Sanayi Sitesi kavşağında toplanan kalabalığı da selamlayarak çocuklara oyuncak dağıttı.
Muhabir: Kurbani Geyik, Hüseyin Gazi Kaykı, Selma Bıyıklı Adabaş, Enes Kaplan
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


