ANKARA
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bilgilendirme toplantısı yaparak, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Şah Fırat Operasyonu sürecinde YPG, IŞİD gibi örgütlerle ya da ABD ile temas olup olmadığının sorulması üzerine, Kalın, şunları söyledi:
"Sayın Başbakanımızın dün açıkladığı gibi, operasyonun selameti açısından müttefiklerimize bilgi verilmiş, Suriye rejimine de bir nota iletilmiştir. Fakat bahsettiğiniz diğer örgütlerle herhangi bir temas, koordinasyon, yardımlaşma söz konusu değildir. Bu operasyonun kararı, tamamen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendi kararıdır ve kendi imkan ve kabiliyetleriyle hayata geçirilmiş bir operasyondur. Bizim gerek Genelkurmayımız, gerek İstihbarat Teşkilatımız, gerek Dışişleri Bakanlığımız ve gerekse ilgili birimlerimiz, o coğrafyayı gayet iyi bilir. Bu operasyonun gerek hazırlanışı, gerek uygulamasında hiçbir sorun yaşanmadan bu noktaya gelinmiş olması da bu bilgi birikimiyle de doğrudan alakalıdır. Dolayısıyla sahada tamamen Türkiye'nin kendi inisiyatifiyle, kendi imkan ve kabiliyetleriyle hayata geçirilmiş bir operasyon söz konusu."
Sözcü Kalın, Türkiye'nin, öncelikli hedefi ve arzusunun, Suriye'deki çatışmaların bir an önce sona ermesi, Suriye halkının hakettiği özgürlük, eşitlik, adalet prensiplerine bir an önce kavuşması olduğunu dile getirdi. Kalın, şöyle devam etti:
"Bu konuda biz, kendimize ait bir türbe ve karakolla ilgili bu tedbiri alırken, aynı zamanda bildiğiniz gibi Suriye halkına destek vermeye de devam ediyoruz. Suriyeli mültecileri ülkemizde barındırmaya devam ediyoruz. Ama Suriye'deki durumun her gün daha kötüye gittiği de aşikar. Bu konuda uluslararası toplum, üzerine düşen sorumluluğu daha fazla gecikmeden yerine getirmek durumundadır. Geçenlerde BM'nin de açıkladığı gibi, Suriye krizi ikinci dünya savaşından beri yaşanan en büyük insani krizdir. Gözlerimizin önünde ve bizim yanı başında yaşanan bu krize artık nitelikli bir müdahale yapılma zamanı çoktan gelmiş bulunmaktadır. Bizim Süleyman Şah'la ilgili aldığımız tedbir, orada yaşanan bu dramın büyük fotoğrafı içerisinde görülmelidir. Hamdolsun, bu operasyonla olası bir saldırı, bir çatışma, bir hayat kaybı önlenmiştir. Tersinden düşündüğünüz zaman, bu tahliye yapılmasaydı ve Allah korusun türbeye ve Saygı Karakolu'na bir saldırı yapılsaydı, askerlerimiz yaralansaydı ya da Allah korusun öldürülseydi ne kadar çok daha kötü bir tabloyla karşı karşıya kalacağımız ortada olurdu. Bu operasyonla bu ihtimal ortadan kaldırılmış bulunmaktadır."
Türkiye'nin tavrı başından beri net
Kalın, "IŞİD ile mücadelede bundan sonra daha aktif rol alması mümkün olacak mı?" sorusu üzerine de Türkiye'nin, IŞİD terörüne karşı başta beri çok net tavır aldığını söyledi.
Türkiye'nin, tehlikenin farkında olarak, batıda ve Arap dünyasındaki müttefiklerine gereken uyarıları yaptığını anlatan Kalın, "Bugüne kadar 'Türkiye IŞİD'e ya da DAİŞ'e karşı etkin mücadele vermiyor' şeklinde propaganda yapıldığını üzülerek gördük. Somut olarak yapılanlara bakıldığında, Türkiye bugüne kadar DAİŞ terörünün ne Suriye'de ne Irak'ta ne de Türkiye topraklarında bir karşılık bulmaması için en fazla gayret gösteren ülke olmuştur" dedi.
İbrahim Kalın, Kobani'ye yapılan saldırıların ardından, Türkiye'nin peşmergenin geçişini sağladığının ve 200 bine yakın Kobanili'nin Türkiye'de misafir edildiğini hatırlattı.
Musul Başkonsolosluğunda yaşanan olayın ardından yapılan başarılı operasyonla konsolosluk çalışanlarının Türkiye'ye getirildiğini de hatırlatan Kalın, Türkiye'nin DAİŞ terörizmine karşı mücadele kararlılığının en üst makamlar tarafından defalarca ifade edildiğini ve bununla ilgili de pek çok tedbir alındığını kaydetti. Özellikle yabancı savaşçılar konusunun pek çok kez gündeme getirildiğine dikkati çeken Kalın, Türkiye'nin şu ana kadar bin 400 civarında terörist olma ihtimali olan, yabancı savaşçı niteliğindeki kişiyi sınır dışı ettiğini, ülkeye giriş yasağı getirdiğini, sınırlarda güvenlik tedbirlerini artırdığını anlattı.
Özellikle yabancı savaşçılar konusunda mücadeleyi Türkiye'nin tek başına veremeyeceğini söyleyen Kalın, diğer ülkelerin de bu süreçte etkin bir koordinasyon içinde olması gerektiğini vurguladı.
İbrahim Kalın, şunları kaydetti:
"Bu kadar insan Suriye'ye geçerken, 'acaba bu kadar insan kendi ülkelerinden ayrıldıkları noktada neden durdurulmuyor' sorusunu bizim sormamız gerekir. Bugünlerde de 'Üç İngiliz kızının Suriye'ye gidip DAİŞ'e katılmak üzere Türkiye'den gittiği' şeklinde haberler yer aldı. Biz yine aynı soruyu soruyoruz: Bunların terörist eylemlere katılma ihtimali ile ilgili bilgi varsa bu durdurma eylemini sizin kendi kapılarınızda sınırınızda yapmanız gerekir. Bunu engelleyemiyorsanız, Türkiye ile bu bilgileri paylaşırsınız, Türkiye ile ortaklaşa bunun gereği yapılır. Eşgüdüm ve koordinasyona ihtiyaç var. DAİŞ terörizminin dünyada ne tür barbarlıklara imza attığını izledik, izlemeye de devam ediyoruz. Buna karşı etkin mücadele için Suriye'deki savaşın sona erdirilmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmemiz gerekiyor. Zira, Esad rejimi çok açık şekilde, DAİŞ'i hür Suriye ordusunu zayıflatmak ve bölmek için kullanmaktadır. Dolaylı olarak destek vermektedir. Aynı şekilde dünyadaki propaganda savaşını lehine çevirebilmek için de bu örgütün barbarca eylemlerine izin vermektedir."
Kalın, Türkiye'nin DAİŞ terörüne karşı her türlü tedbiri, her zeminde bundan sonra da almaya devam edeceğini vurguladı.
Türbenin yeni yeri
İbrahim Kalın, "Süleyman Şah Türbesi'nin yeni yeri, PYD güçlerinin kontrolünde. Türbenin yeni yerinde gelecekte bir güvenlik riski ihtimali görüyor musunuz?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Öncelikle PYD bizim için bir terör örgütüdür. Suriye'deki son derece kırılgan güvenlik yapısı içerisinde 'şu grup şu bölgeye, şu grup şu bölgeye hakim' demek bile oldukça zordur. Bunlar her gün değişir, değişebilir. Fakat şu anda bizim Suriye Eşmesi olarak belirlediğimiz, sınırımıza yakın noktadaki yer Türkiye Cumhuriyeti'nin koruması altındadır. Burada biz herhangi bir sorun, herhangi bir çatışma ihtimali görmüyoruz. Şu anda burayla ilgili de zemin, kazı ve etüt çalışmaları yapılıyor. Bu türbe en kısa zamanda tarihi değerine ve kutsiyetine uygun şekilde inşa edilecek ve yine Türk askerleri tarafından korunacak ve Türkiye Bayrağı orada dalgalanmaya devam edecektir."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Latin Amerika ülkelerine yaptığı ziyaretler hakkında bilgi veren Kalın, son yıllarda Latin Amerika ile olan ilişkilerin büyük ivme kazandığını, ziyaretlerin devam edeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, G-20 dönem başkanı olması nedeniyle G-20 üyesi ülkeleri ziyaret etmeye devam edeceğini belirten Kalın, Meksika'nın da bu kapsamda ziyaret edildiğini kaydetti.
Özgecan Aslan cinayetinin de gündemi oldukça meşgul ettiğini dile getiren Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konunun bizzat takipçisi olduğunu ve bu konuda hükümetle gerekli görüşmeleri yaptığını belirtti.
Bu tür olaylarda cezaların artırılması ve önleyici tedbirlerin alınması için kapsamlı bir çalışmanın hükümet tarafından başlatıldığını bildiren Kalın, "Cumhurbaşkanımız da özellikle kadına karşı her tür şiddetin önlenmesi için kanuni çalışmaların yanı sıra toplumsal bilincin ve duyarlılığın artırılması yönünde de çalışmalar yapmaya devam edecek" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Sofrasında konunun uzmanlarıyla başkanlık sistemi konusunu ele aldığını da anlatan Kalın, "Bu konunun 'Türkiye en iyi nasıl yönetilir' sorusu bağlamında etraflı şekilde tartışılmasının, Türkiye'deki siyaset hayatına, gelecekteki yönetim modeli arayışlarına önemli katkılar vereceğini düşünüyoruz" şeklinde konuştu.
Şah Fırat Operasyonu
Şah Fırat Operasyonu hakkında da bilgi veren Kalın, "Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu, Suriye'de kötüye giden güvenlik şartlarına karşı alınmış bir tedbir olarak, son derece başarılı bir gece operasyonuyla gerçekleştirildi. Burada bu operasyonla hükümetimiz, Süleyman Şah Türbesi'ne ve Saygı Karakolu'na olabilecek muhtemel bir saldırıyı ve askerlerimizin hayatlarının tehlikeye atılması riskini bu operasyonla ortadan kaldırmış bulunmaktadır. Burada bize ait olan uluslararası anlaşmalara bağlı olarak, toprak parçasının hukuki statüsünde herhangi bir değişiklik söz konusu değildir" diye konuştu.
Kalın, 1921'deki Ankara Antlaşmasıyla türbenin yerinin Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları olduğunu vurgulayarak, türbenin yerinin daha önce iki defa daha değiştirildiğine işaret etti. Kalın, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla sembolik değeri son derece yüksek olan, bu mekanın korunması, ecdat yadigarı olan bu hatıranın yaşatılması ve Türk bayrağının orada dalgalandırılması için gerekli emniyet tedbirleri alınmış ve nakli kubur yapılmak suretiyle sandukalar ve oradaki emanetler salimen Türkiye'ye getirilmiştir. En az bunun kadar önemli olan da orada Saygı Karakolu'nda görev yapan 38 askeri personelimiz yine hamdolsun sağ salim ülkemize getirilmiştir.
Sadece operasyon sırasında bir kaza sonucu bir askerimiz şehit edildi, Başçavuş Halit Avcı. Bu vesileyle ben de buradan tekrar kendisine Allah'tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu operasyonda bizi üzen tek hadise bu olmuştur."
Sorular
İbrahim Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanının, Türkiye'ye özgü Başkanlık sistemi önerisinin içinde, güçlü bir parlamento için seçim sisteminde bir değişiklik öngörüsü de var mı? Daha güçlü bir parlamento için dar bölge seçim sistemi önerisi var mı?" sorusu üzerine, Başkanlık sistemiyle ilgili dünyada farklı modeller bulunduğunu, tüm uzmanların da kuvvetler ayrılığı prensibinin en güçlü şekilde hayata geçirildiği modelin başkanlık sistemi olduğunu söylediğini aktardı.
"Başkanlık sistemi geldiğinde, parlamento olmayacak ya da etkisi aza indirilecek" şeklindeki tartışmaların gerçekle ilgisinin bulunmadığını dile getiren Kalın, başkanlık sisteminin uygulandığı ülkelere bakıldığında, parlamentonun ne kadar güçlü olduğunun görüleceğini anlattı.
Kalın, "Başkanlık sistemi, Parlamentonun belki bu günkü parlamenter sistemden daha da güçlü olduğu bir modeli öngörüyor. Parlamentoya seçilecek vekillerle ilgili yapılacak çalışma tabii ki neticede parlamentonun, Meclisimizin yapacağı çalışmalar neticesinde ortaya çıkacaktır. Temsilin en yüksek olacağı seçim modeli hangisiyse buna göre mutlaka yapılacaktır, çalışmalar devam ediyor" diye konuştu.
"Başkanlık sistemi feodalizmi gerektirir" gibi anlayışların da bulunduğunu aktaran Kalın, başkanlık sisteminin bununla da doğrudan ilgisinin olmadığını, illa da bir federal sistemin olması gerekmediğini kaydetti.
Federal sistemin olduğu, olmadığı örnekler bulunduğunu dile getiren Kılan, "Türkiye 2023 hedeflerine ulaşırken en iyi nasıl yönetilir, en etkili sistem nasıl inşa edilir sorularına cevap olarak tartışılacak konular" dedi.
Kalın, "Başkanlık sistemi tek adam yönetimidir" algısının da verilmeye çalışıldığını dile getirerek, "Yine örneklere baktığımız zaman, başkanlık sisteminin bununla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Tam tersine başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı çok net şekilde ortaya konduğu için başkanın, parlamentonun yetkileri bellidir. Yasama ve yürütmenin alanları net şekilde ayrılmıştır. Yargı da tüm bunları denetleyen bir merci olarak kendi yerine orada sahiptir" şeklinde konuştu.
Çanakkale Töreni
"Çanakkale Savaşları ile ilgili 23-24 Nisan'da yapılacak töreninin eksik katılım nedeniyle iptal edileceği" yönündeki iddiaların hatırlatılmasına karşılık da İbrahim Kalın, bu yöndeki haberlerin asılsız olduğunu söyledi.
Kutlamalarla ilgili hazırlıkların devam ettiğini, beklenenden çok daha fazla ilgi ve teyidin ulaştığını anlatan Kalın, Avustrulya'dan Avrupa'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya, Latin Amerika'ya, Balkanlar'a kadar pek çok coğrafyadan devlet ve hükümet başkanları, bakanlar ve diğer temsilciler düzeyinde katılım sağlanacağını ifade etti.
İbrahim Kalın, "Bu yıl Çanakkale'nin 100. yıl olması münasebetiyle şehitlerimizin tarihi hatırasına layık şekilde anma törenleri gerçekleştirilecek. Bu konuda herhangi bir değişiklik söz konusu değil" dedi.
Kalın, "Milli Savunma Bakanlığının, uzun menzilli füze sisteminin NATO sistemine entegre edilmeyeceği yönündeki açıklamaları, Türkiye'nin NATO üyeliğine bağlılığının sorgulanmasına yol açacağı şeklinde yorumlanıyor" denilmesi üzerine de şunları söyledi:
"Sayın Savunma Bakanımızın yaptığı açıklama, ihale sürecinin bitmesiyle ilgilidir. Yoksa henüz, 'şu veya bu ülkeye verildi, şu teklif kabul edildi' şeklinde bir karar verilmiş değil. Bu füze meselesi gündeme geldiğinden beri, Türkiye'nin NATO üyeliğini tartışmaya açmaya çalışanlar, aslında Türkiye gibi NATO üyesi ama kendi bağımsız politikalarını yürüten bir ülkenin bir füze sistemi alırken hangi kriterlerle karar vereceğine dair büyük biri zihin karışıklığı içindeler. Bu konuda son derece objektif kriterler vardır, fiyattır, teslim tarihidir, teknoloji transferidir ya da ortak üretimdir. Bu kriterlere kim uyuyorsa, bu kriterler içinde Türkiye'nin menfaatlerine en uygun teklif hangisiyse o esas alınır ve o hayata geçirilir. Bu gelecek füze sisteminin NATO savunma sistemiyle uyumlu olmaması diye bir şey söz konusu olmaz. Biz NATO'nun güvenlik hattının en önemli ülkelerinden birisi olarak elbette bu entegrasyonu ve uyumu sağlayacağız. Fakat bunun etrafında yürütülen tartışmalar, zaman zaman art niyetli noktalara gidebilmektedir. Bizimi kriterlerimiz son derece nettir, objektiftir. Bunu ideolojik, siyasi noktalara çekmek, bu tartışmayı verimsiz bir noktaya götürür. Önümüzdeki haftalarda ve aylarda bu konuda, değişik teklifler değerlendirilecek ve nihai olarak bu karar Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Savunma Bakanlığı ve Başbakanımız tarafından verilip, Cumhurbaşkanımızın onayına sunulacaktır."
İş Bankasına el konulacağı iddiası
TMSF'nin İş Bankasına el koyacağıyla ilgili sosyal paylaşım sitelerinde yer alan iddiaların da sorulduğu Kalın, bu konuda kendilerine ulaşan herhangi bir şey olmadığını söyledi.
Kalın, "Bu konuda BDDK'nın ya da TMSF'nin bir tasarrufu olur mu olmaz mı bunu bilemiyorum. Bu konuda bize ulaşmış bir bilgi söz konusu değil. Resmi makamların yaptığı açıklamaları esas almak daha doğru olur" dedi.
İbrahim Kalın, IŞİD'e katılmak üzere Türkiye'ye giriş yaptıkları iddia edilen 3 İngiliz vatandaşıyla ilgili bir soru üzerine de konuyla ilgili İngiliz makamları ve Türk makamlarının yoğun mesai içinde olduklarını belirtti. Kalın, "Bunlar Türkiye'ye geldilerse bulunması, önlenmesi ya da motivasyonları neyse bunların ortaya çıkarılması için bir çalışma içerisindeler. Umarım en kısa zamanda bahsedilen tehlikeyi ortadan kaldıracak adımları birlikte atma imkanımız olur" şeklinde konuştu.
Obama'nın terör ve şiddet toplantısı
Kalın, "Geçen hafta Beyaz Saray'ın ev sahipliğinde, şiddet içeren aşırılıklarla mücadele konusunda bir zirve düzenlendi. Kapanışında Sayın Obama'nın geniş kapsamlı değerlendirmesi oldu. Özellikle muhaliflerin susturulmasının, şiddet içeren aşırılıkları körüklediğini söyledi. Toplantıda ele alınan konuları, önerileri ve Obama'nın konuşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, hükümetin de toplantıya bakan düzeyinde katıldığını hatırlattı.
Yapılan değerlendirmelerden verimli bir toplantı olduğunun anlaşıldığını ifade eden Kalın, şunları söyledi:
"Özellikle Avrupa'dan Ortadoğu'ya doğru yayılan bu aşırı şiddet yanlısı grupların, fikirlerin, örgütlerin önlenmesi, bunların ihata edilmesi ve sonlandırılmasıyla ilgili önemli bir toplantıydı. Burada Sayın Obama'nın verdiği mesajları biz son derece olumlu buluyoruz. Kendisinin özellikle İslam ile İslam'ı tahrif ederek, istismar ederek, kendi aşırı ideolojilerini meşrulaştırmaya çalışan gruplar arasında net bir ayrım yapmış olması, şüphesiz takdire değerdir. Biz de bunlara aynen katılıyoruz. Kendisinin ifade ettiği gibi bunlar dini lider ya da dini temsilci değil, düpedüz teröristlerdir. Tabii burada bu durumu ortaya çıkaran sebepler üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor. Avrupa'da yetişmiş bir genç, nasıl olur da böyle fikirlere kapılır, bir terör örgütünün parçası haline gelir, gider dünyanın bir başka coğrafyasında, tanımadığı bilmediği bir ülkede savaşlara katılır, böyle hunharca eylemlerin parçası olur, bunlar üzerinde kafa yormak lazım. Buradaki yabancılaşma, ayrımcılık, acaba ne tür neticeler doğuruyor, bunlar üzerinde kafa yormak gerekiyor."
Aynı şekilde, Suriye'de yaşanan savaşın, bu durumun ortaya çıkmasındaki rolünü mutlaka değerlendirmek gerektiğini ifade eden Kalın, Türkiye'nin, Suriye savaşı başladığından beri bu gelen tehlikeye hep dikkat çektiğini hatırlattı.
Sözcü Kalın, "Umarız, 18 Şubat'taki bu toplantının ardından alınan kararlar çerçevesinde terörizmle ve aşırı hareketlerle mücadele konusunda entegre, kapsamlı, bütün aktörleri kapsayan bir strateji hayata geçirilir. Türkiye terörden yıllarca büyük acılar çekmiş, büyük bedeller ödemiş bir ülke olarak, dünyanın hiçbir yerinde terör eylemlerini, kim tarafından yapılıyor olursa olsun, ne adına yapılıyor olursa meşru görmez. Ama bunu demek yeterli değil. Bu terörizmi ortaya çıkaran şartları mutlaka ortadan kaldırmak lazım ki, biz sadece sineklerle uğraşmayalım, bataklığı kurutmaya çalışalım" diye konuştu.
Suriyeli bakanın açıklamaları
"Suriyeli bir bakan, Süleyman Şah operasyonuna ilişkin, 'Bu saldırı bir savaş nedenidir' ifadesini kullandı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna da Kalın, şu cevabı verdi:
"Öncelikle Suriye rejiminin yaptığı açıklamanın bizim nezdimizde bir karşılığı olmadığını ifade etmek isterim. Meşruiyetini yitirmiş, 300 binden fazla insanının ölümüne neden olmuş, milyonlarca vatandaşını mülteci haline getirmiş bir rejimin ne bölgede ne uluslararası hukukta herhangi bir meşruiyeti kalmamıştır. Dolayısıyla, yaptıkları bu açıklamanın da ne bizim açımızdan ne müttefiklerimiz açısından karşılığı söz konusu değildir. Üstelik bu konuyla ilgili olarak sayın Başbakanımızın da açıkladığı gibi, Suriye'ye bir nota verilmiş ve bu operasyon gerçekleştirilmiştir."
Kalın, "Şah Fırat Operasyonu'ndan sonra bölgede Türkiye'nin pozisyonunun nasıl etkileneceğine" yönelik soru üzerine, Suriye'deki muhalefetin güçlendirilmesi, Hür Suriye Ordusu ve Suriye Ulusal Koalisyonuna uluslararası toplumun insani açıdan, siyasi açıdan, lojistik gibi her açıdan ve diğer alanlarda destek vermesinin sağlanmasının, en önemli kritik eşiği oluşturduğunu söyledi.
İbrahim Kalın, uluslararası topluluğun bu konuyla ilgili üzerine düşen sorumluluğu tam manasıyla yerine getirmediği için konunun bu noktaya ulaştığını ve Suriye topraklarının, adeta terör örgütlerinin bir militan devşirme alanı haline geldiğini ifade etti.
Sözcü Kalın, "Bizim DAİŞ terörüne karşı tavrımız çok açık ve nettir. Devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla gerek eylemlerinin gerek söylemlerinin inançlarının, hepsinin tam manasıyla karşısındayız, karşısında olmaya da devam edeceğiz. Doğabilecek muhtemel güvenlik risklerine karşı da ilgili birimlerimiz gerek sınır boyunda gerek ülke içinde tedbirleri en üst düzeyde almış bulunmaktadır" dedi.
Bir gazetecinin, "Şah Fırat Operasyonu'ndan bahsederken, 'Bir askerimiz kaza sonucu şehit edildi' cümlesini kullandınız. 'Şehit edildi' bir dil sürçmesi mi, yoksa farklı bir anlam yüklememiz gerekiyor mu?" sorusunu Kalın, "Teknik olarak değil de yani ulaştığı manevi makam anlamında söyledim. Bildiğiniz gibi o kaza sonucu hayatını kaybetti, bu askerimiz. Ben bu vesileyle tekrar, kendisine Allah'tan rahmet diliyorum" sözleriyle yanıtladı.
Operasyon kararı nasıl alındı?
Kalın, "Operasyon kararı ne zaman verildi? Sayın Cumhurbaşkanının Türbeye ziyareti söz konusu olabilir mi?" sorusunu yanıtlarken de operasyonunun karar saatini, gününü paylaşamayacağını söyledi.
İbrahim Kalın, "Bununla ilgili değerlendirmeler her gün yapılır, anlık yapılır. Konuyla ilgili Cumhurbaşkanımızın sevk ve idaresinde, Başbakanımızın koordinasyonunda, Genelkurmay Başkanımızın başkanlığında bu karar verildi, operasyon yapıldı. Tabii ki bunun bir arka planı var. Bu karar cumartesi öğleden sonra verilmedi. Bölgedeki dinamik güvenlik unsurlarını analiz etmek suretiyle verilmiş bir karardır" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şu aşamada türbeyi ziyaret etmesi gibi bir planı bulunmadığını kaydeden Kalın, "Bayrağımız oraya o anda dikildi, aynı anda iki operasyon yapıldı. Dolayısıyla şimdi onun etrafı yapılıyor. Önce onu bir görelim, bir bitsin, nasıl ne şekilde ziyaret ederiz, o zaman karar veririz" şeklinde konuştu.
Muhabir: Aylin Sırıklı-Selma Kasap-Barış Kılıç
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
