BURSA
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Demokratikleşme Paketine ilişkin, "Biz yaptığımız işi biliyoruz. Bunun, hazırladığımız paketin, ne PKK ile ne İmralı ile hatta ne çözüm süreciyle ve son geldiğimiz nokta ile kesinlikle bir ilişkisi yok ama bu kadar acımasızca ve biraz da edep dışı bir ifadeyle PKK'nın başarısı olarak bu paketi göstermek büyük bir densizliktir" dedi.
Arınç, partisinin Bursa İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, bir gazetecinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Demokratikleşme Paketi" ile ilgili sözlerini hatırlatması üzerine, "Sabah sabah ne güzel başlamıştık, şimdi beni hem üzeceksin hem kızdıracaksın" ifadesini kullandı.
Bu konuda çok net olduklarını belirten Arınç, "(Bahçeli şunu söylemiş) diyerek bana bir tek cümle söylersin, ben de cevabını veririm. 'Yorumda bulunmuş, bilmem ne yapmış, ben onları anlamam" değerlendirmesinde bulundu.
Arınç, paketin, bugüne kadar yaptıklarından farklı olmadığını vurgulayan Arınç, ilk hükümeti kurduktan 12 gün sonra 20 yıldır süren olağanüstü hal uygulamasını kaldırdıklarını hatırlattı.
Bundan sonra da temel haklar, günlük hayatı kolaylaştıracak idari tedbirler, ana dilin konuşulması ve öğrenilmesi, kültürel hakların alınması konularında sadece Kürt yurttaşlar için değil, ülkede yaşayan, kökeni ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile birbirine bağlı insanlar için en önemli adımları attıklarını anlatan Arınç, "Bunların terörle çok yakından ilişkisi yok. Bir ilişkisi şöyle olabilir; bölgemizde yıllardan beri devam eden terör olaylarına karşı yeni çözüm sürecinde birtakım yeni gelişmeler olabilir. Yoksa ilk defa bir paket geliyor ve bunu konuşuyor değiliz" diye konuştu.
"Belki 20'ye yakın yeni konuyu açıklamak bana düşmez"
Paketi hazırlayan ekibin içinde yer alan bir kişi olarak, çalışmaların bittiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 30 Eylül'de özel bir toplantıyla üzerinde çok konuşulan bu konuyu açıklayacağını herkesin bildiğini kaydeden Arınç, bunun kenarından, yakınından, uzağından konuşulan her şeyi de kamuoyunun yakından takip ettiğine dikkati çekti.
Arınç, paketin içinde yer almasını düşündükleri nefret suçlarıyla ilgili bir düzenlemenin Türk Ceza Kanununda yer alacağını, geçen hafta İstanbul'da bir konferans sırasında açıklandığını anımsatarak, şöyle devam etti:
"Onun dışında belki 20'ye yakın yeni konuyu açıklamak bana düşmez. Kimsenin de 'Hadi canım, gelin şunu sokakta tartışalım', 'Bizim hiç haberimiz yok' demesi doğru değil. Bir defa eğer bir tasarı olacaksa bu tasarı, Bakanlar Kurulunda tartışılır. Bakanlar Kurulu toplantısına da ne Sayın Haluk Koç'u davet etmek gibi bir geleneğimiz var ne de Bahçeli'ye, 'Buyur, Bakanlar Kurulunda bunu seninle birlikte konuşalım' deme imkanımız var. Bakanlar Kurulu 26 tane bakanın içinde bulunduğu, başında başbakanın olduğu bir kurumdur. Orada konuşulan bir şeyi senin bilmen gerekmez, senin dahil olman da gerekmez."
"Tartışma alanı da olacaktır"
Arınç, teklif olması halinde bunu bir milletvekilinin vereceğini, konunun Meclis'e geleceğini ve komisyonlarda, genel kurulda tartışılacağını dile getirdi.
Erdoğan'ın, paketle ilgili konuşmasını, kamuoyunu bilgilendirmek ve bir tartışma ortamı meydana getirmek için yapacağını bildiren Arınç, şunları kaydetti:
"Onlar da göreceksiniz, bir kısmı kesinleşmiş, karar verilmiş konulardır, bir kısmı da mesela seçim sistemi üzerinde bir tartışmanın kamuoyunda yapılmasını istediğimiz için onu açıklayacağız. Yani 'Buna bütün siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kuruluşlar acaba nasıl bakıyorlar, hangi yönde motive etmek istiyorlar?' diye tartışma alanı da olacaktır. Biz yaptığımız işi biliyoruz. Bunun, hazırladığımız paketin, ne PKK ile ne İmralı ile hatta ne çözüm süreciyle ve son geldiğimiz nokta ile kesinlikle bir ilişkisi yok ama bu kadar acımasızca ve biraz da edep dışı bir ifadeyle PKK'nın başarısı olarak bu paketi göstermek büyük bir densizliktir. Sahibini bilmiyordum, (soruyu soran gazeteci) Aysun Karlı sahibini de söyledi. Bu sözü kim söylerse söylesin, sorumsuzca ifade edilmiş, hükümeti, Başbakanımızı, bizleri kötülemenin ötesinde nefrete yöneltmek için konuşulmuş bir sözdür. Bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Kim, nasıl kabul edecek? Toplumda bazıları vardır ki, 'Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değmedi, torba boş çıktı' diyecek, bilmem ne diyecek, herkes bir şey söyleyecek."
"Senin hiçbir şeyden haberin yok"
Bülent Arınç, kendileri ne yaparsa yapsın, herkesin bir şeyler söyleyeceğini anlattı.
Herkesin, paketin açıklanmasının ardından düşüncesini ifade edeceğini belirten Arınç, şöyle konuştu:
"Ne yapalım, herkes bir şey söyleyecek. Torba değil ki büzesin. Biz bunu konuşmakla ertesi gün kanun olmuyor ki. Meclis'e getireceğiz, komisyonlarda konuşulacak, Genel Kurulda konuşulacak. Diyelim ki kanunu çıkardık, Cumhurbaşkanı'nın imzasına gidecek. Cumhurbaşkanımız imzalar, veto eder, geri gönderir bir daha görüşülür. Ondan sonra Anayasa Mahkemesi var. Her şey var. Böylesine bir yasal süreç içinde, 'Oldu bitti, bizden saklıyorlar, bizim hiçbir şeyden haberimiz yok.' Senin hiçbir şeyden haberin yok, Türkiye'de herkesin her şeyden haberi var. Herkes madde madde yazmaya bile başladı. Bir düşüncen varsa onu söylersin, ya bugün ya da ertesi gün. Önemli bir iş yapıyoruz. Türkiye bundan inşallah fayda görecek. Demokratikleşme bir süreçtir. Özgürlüklerin genişlemesi, alan bulması bir süreçtir. Biz bu süreci takip ediyoruz. Elimizde bir proje değil, bir sürecin içindeyiz. Proje böyle bir projedir; Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu bittiği zaman 'Bitti' dersiniz. Halbuki zamana, şartlara, konjonktüre, gelişime göre bu sürecin bizim 2023 vizyonumuzda yer aldığını herkes biliyor. 30 Eylül kongresinden önce siyaset vizyonumuz diye 63 maddelik bir beyanname neşrettik. Bu siyasi partilerin anlı şanlı genel başkanları, genel başkan yardımcıları, grup başkanvekilleri o kitabı her yerde bulabilir, ne yapmak istediğimizi de ona bakarak öğrenebilir."
Arınç, "üç dönem" kuralının devam ettiğini belirterek, bunu değiştirmek niyetinde olmadıklarını vurguladı.
Kamuda başörtüsü
Başbakan Yardımcısı Arınç, "kamuda başörtüsü" konusunda kanuni düzenleme yapmaya gerek olmadığını belirterek, "Eğer her zaman buna karşı çıktığını, laikliğin bundan zarar göreceğini, Türkiye'de irticanın hortlayacağını söyleyen ve 2008 yılında 411 milletvekilinin el kaldırmasıyla yapılan anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettiren CHP artık o eski günleri geride bırakmış, 'Niye olmasın' noktasına gelmişse inanın bir kanuni düzenleme yapmaya bile gerek yok" diye konuştu.
Arınç, "inkılap kanunları" ismiyle şapka ile ilgili bir kanun bulunduğu ve bunların pek çoğunun anayasada korunduğunu dile getirerek, paşa dahil olmak üzere dedelik, şeyhlik, ağalık, efendilik gibi tabirlerin kullanılmasını yasaklayan yasaların da yürürlükte olduğunu belirtiti.
Bunların kanunda olmasına rağmen fiilen uygulanmadığını bildiren Arınç, şunları kaydetti:
"Özellikle kamuda çalışan memurların başının mutlaka şapkayla örtülü olması lazım. Mesela 80'li yıllarda birkaç arkadaşımla beraber başımıza silindir şapka takarak bu kanunda yazılı olan hususları protesto etmiştik. 'Madem ki mecbur giymemiz lazım, siz niye giymiyorsunuz?' diye birilerine çıkışmıştık. Bu gariplikleri ortadan kaldıracak bir düzenleme yapacağız. Bazı şeyler, mesela üniversitede kılık kıyafet serbestliğinin, kanunun dışında çözülmesi lazım. Yani bu bir anlayıştır, bir uzlaşmadır. Çok şükür bugün geldiğimiz noktada, buna en çok şiddet gösteren CHP de üniversitelerde artık kılık kıyafete karışılmaması gerektiğini söylemiştir."
Yerel seçimler için adaylık süreci
Partisinin belediye başkan adaylarının ne zaman açıklanacağına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Arınç, "Bütün Türkiye'de adaylarımızın müracaatı 1 Ekim'den 1 Kasım'a kadar yapılacak. Bu süreç içinde adaylar, adaylıklarını koyabilirler. Bunlar teşkilat içinden olabileceği gibi mevcut belediye başkanlarımız da olacaktır. Yeni adaylar da olabilir. Yeni adaylarımızın da mutlaka bu süreç içinde başvurması gerekir. Bazen birinci, bazen sonuncu gün olur. Bizde bu tür şeylerde son güne kadar bekleyenler de olabilir. Aday adaylarının belirli prosedürü yerine getirmesi gerekiyor. Bizim bugünden yarına 'Adayımız şudur' deme imkanımız yok. Bunu doğru da bulmayız. Mümkün olan, doğru olan, uygun zamanda adayı açıklamaktır" dedi.
Büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere tüm belediyelerle ilgili başkan adaylarının, zamanı geldiğinde açıklanacağını vurgulayan Arınç, bunda bir gecikmenin söz konusu olmayacağını anlattı.
Suriye
Suriye konusuna da değjnen Başbakan Yardımcısı Arınç, "Suriye'de yıkılmadık cami, ev, bina kalmadı. İnsanlar ekmek kuyruklarında öldürüldüler. Bir taraftan sniperler, bir taraftan en son kimyasal silahlara kadar, balistik füzelere kadar insanlar maalesef katledildi. Buna karşın insanlığın suskun kalmasını hazmetmek mümkün değil" dedi.
BM'nin barış için kurulmuş, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da bu amaçla çıkmış bir örgüt olmasına rağmen Suriye'deki trajediye karşı hiçbir şey yapmadığını vurgulayan Arınç, "Beş Daimi Güvenlik Konseyi üyesi veto hakkına sahip. Bunların birisinin veto etmesi, kaldı ki Rusya ve Çin iki ülke, maalesef Suriye'ye karşı bir yaptırımı gerçekleştirmiyor" diye konuştu.
Yeni anayasa
Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Arınç, şöyle devam etti:
"Allah gecinden versin, ölmedik candan ümit kesilmez. AK Parti'den üç temsilci, komisyonda yeni anayasa yapmak için büyük bir gayretle çalıştı. CHP'nin üç temsilcisi kendi aralarında kavga etti. MHP'nin 'kırmızı'ları çok. BDP'nin de kendine göre bazı talepleri var. AK Parti olarak yeni anayasanın hazırlanması için parlamentoda 326 milletvekilimiz bulunmasına karşı, 'Yeter ki bu anayasa olsun' diye komisyona eşit aday verdik. Her partiden üç milletvekili. Oturduk, Besmeleyi çektik, 'Haydi bakalım herkes fikrini söylesin, şu işi bir yapalım.' Bir sene geçti yok, 6 ay daha verdiler yok, ikinci seneye gidiyoruz. İkinci sene sonunda da 'Bugün hava çok güzel' maddesinde anlaşıyorlar, 'İyi sabahlar beyefendi' noktasında anlaşıyorlar ama yargıda, yürütmede, sistemde şu ana kadar anlaşamadılar.
Bundan sonra ne olur? Ümitle bekleyelim ama bizim bu dönemin sonunda halkımıza söyleyeceğimiz şu sözü de unutmasınlar; 'Ey millet. Biz yeni, demokratik, sivil bir anayasa yapmak istedik. Çünkü Türkiye, darbelerin bütün izlerini ortadan kaldırıyor ama darbenin en büyük izi anayasadır. Anayasayı artık kaldırmak gerektiğine biz inandık. İki sene, üç sene bu insanlarla masada oturduk, sabırla bekledik, bunlar anlaşmadılar. Sana bunları şikayet ediyorum. Eğer sen sivil bir anayasa istiyorsan bana o kadar çok oy ver ki ben kendi milletvekillerimle bu anayasayı yapayım ey millet.' Söyleyecek tek sözümüz bu. Milletimiz bizi samimi bulur, bu sözlerimize değer verirse gerekeni yaparız. Yok, 'Ben yeni anayasa falan istemiyorum kardeşim, vermiyorum' derse onun da başımızın üstünde yeri var. Yapacağımız tek şey bu. Geri kalanını onlar düşünsün."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
