TBMM
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, çözüm sürecinde silah bırakma tartışması yürütüldüğünü belirterek, "Ancak hükümetin 10 maddelik ev ödevi var. Hükümet bu 10 madde yokmuş gibi davranıyor" dedi.
Demirtaş, HDP TBMM Grup Toplantısı'ndan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Terör örgütünün silah bırakması konusunda İmralı'dan mesaj beklendiğinin ifade edilmesi üzerine Demirtaş, "Çözüm süreciyle ilgili silah bırakma tartışması yürütülüyor ancak hükümetin 10 maddelik ev ödevi var. Bu da İmralı'da konuşuldu. Bunu neden söylemiyor Başbakan? 'Bu 10 maddede mutabakat sağlanırsa en kısa zamanda silahsızlanmayla ilgili adım atılacak diye görüşme var. Hükümet bu 10 madde yokmuş gibi davranıyor. Hükümet adına yazıp çizenler de 10 maddeyle ilgili bir şey söylemiyor" diye konuştu.
Çözüm sürecinin sağlıklı ilerlemesini ve sağlıklı şekilde çözüme ulaşılmasını desteklediklerini dile getiren Demirtaş, "Silahsızlanma da dahil, nihai olarak ulaşılması gereken bütün hedeflere ulaşılsın istiyoruz" dedi.
Demirtaş, hükümetin hem İç Güvenlik Paketi'ni yasalaştırma hem çözüm sürecini ilerletme tutumunun yanlış olduğunu söyledi.
Selahattin Demirtaş, "Paket gelirse süreç ilerlemez mi?" sorusuna, "Paket sadece çözüm sürecini değil, bütün toplumsal barış dinamiklerini tahrip eden pakettir. Çözüm sürecini de olumsuz etkiliyor, toplumdaki bütün barış arayışlarını da dinamitliyor. Muhalefetin ezildiği yerde kimse barıştan söz edemez" cevabını verdi.
İmralı'nın 10 maddelik önerilerinin neler olduğunun sorulması üzerine Demirtaş, HDP'nin İmralı heyetinin önümüzdeki günlerde kapsamlı açıklama yapması halinde bu maddeleri de paylaşabileceğini belirtti. Demirtaş, 10 maddenin bilinen, özgürlüklere, demokrasiye, barışa dair atılması gereken adımlar olduğunu ifade etti.
Öcalan'ın çağrısının bu 10 maddeye dair olduğunu anlatan Demirtaş, "Çok istiyorlarsa kendileri paylaşsın. Öcalan, 'bu 10 maddede uzlaşma sağlayalım, hemen gereğini yapalım' diyor. Sürpriz maddeler değil" diye konuştu.
"En cesur erkek bu erkeklik anlayışıyla yüzleşebilen erkektir"
HDP'nin TBMM Grup Toplantısı'nda Mersin'de öldürülen Özgecan Aslan ve gördükleri şiddet sonucu hayatını kaybeden kadınlar için saygı duruşunda bulunuldu, yakalara takılması için siyah kurdele dağıtıldı.
Demirtaş, grup toplantısında yaptığı konuşmada, 78'liler girişiminin çabalarıyla yargı sürecine taşınan Diyarbakır Cezaevinde işkenceyle öldürülen 1500 kişi hakkında zaman aşımından takipsizlik kararı verildiğini söyledi. İşkence suçu insanlığa karşı suç olduğu için zaman aşımı işlemeyeceğini savunan Demirtaş, takipsizlik kararının hukuka ve kamuoyunun vicdanına aykırı olduğunu savundu.
Özgecan Aslan cinayetinin Türkiye'nin son zamanlarda gördüğü en vahşi cinayet olduğunu belirten Demirtaş, "Dillerin lal olduğu, vicdanların karardığı, insanlığımızdan, erkekliğimizden utandığımız durumu yaşıyoruz" diye konuştu.
Cinayetin kaybedilen insanlıkla yüzleşme fırsatı doğurduğunu dile getiren Demirtaş, "Özgecan'ın erkeklere bıraktığı en büyük miras, bu erkeklik anlayışıyla yüzleşme fırsatı olacaktır" ifadesini kullandı. Yüzleşme için cesur olunması gerektiğini vurgulayan Demirtaş, "En cesur erkek bu erkeklik anlayışıyla yüzleşebilen erkektir. Geri kalanlar dünyanın en korkak yaratıklarıdır. Bu bir kadın sorunu değil, erkek sorunu. Kadını katleden, döven, söven, tecavüz eden, taciz eden, köleleştiren kadın değil, erkektir" dedi.
Bütün egemenlik ilişkilerinin kodlarının kadın-erkek ilişkisinde gizli olduğunu ifade eden Demirtaş, kadına bakışın demokrasinin ana meselesi olduğunu dile getirdi.
"Minibüslere buton koyacaklarmış..."
Demirtaş, kadına reva görülen şiddetin, egemenlik kültürünün erkeklere konfor sağlamadığının altını çizerek, şunları söyledi:
"Doğru bakar ve incelerseniz, bütün erkekleri de ezen, sömüren egemenlik anlayışı da aynı kökten besleniyor. Bütün o tecavüz kültürü dönüp dolaşıp erkeğe tecavüze dönüşüyor. O egemen anlayış emeğimize, alın terimize, kültürümüze, dilimize, kültürümüze, inancımıza, yaşam tarzımıza tecavüz ediyor.
Mesele minibüs şoförünün sapıklığı değil. O anlayışı, zihniyeti var eden, büyüten felsefeyle hesaplaşmadığımız sürece bindiğiniz her dolmuş, uçak, girdiğiniz her hastane, gelin olarak girdiğiniz ev bile tehlikelidir. Kadınlar açısından güvenli yaşam alanı yoktur.
Dünden beri müjde veriyorlar, muazzam tedbir alacaklarmış. Minibüslere ikaz butonu koyacaklarmış. Binlerce yıllık sorunla yüzleşmenin basitliğine, yüzeyselliğine bakar mısınız? Buton koyunca mesele çözülüyor, kadın erkek eşit oluyor, kadınlar da korunmuş oluyor."
Demirtaş, kadına yönelik şiddet sorununu çözmenin sadece kadınlara yüklenemeyeceğini belirterek, "Hem öldüreceğiz, üstüne ceza almayacağız, söveceğiz, döveceğiz ama sorunu çözmeyi de kadınlara bırakacağız. Böyle bir adaletsizlik olur mu?" diye konuştu.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın bir haftadır ortada olmadığını savunan Demirtaş, "Ortaya çıkacak yüzü yok. Eminim kendisi de üzgündür. Kendisinin de perişan olduğunun bilincindeyim. Ama temsil ettiği bakanlık, kadın ölümlerini önleyemeyen, proje üretemeyen çaresiz bakanlıktır. İsminiz kadın bakanlığı ama iki erkeğin ağzına bakıyorsunuz. Cumhurbaşkanı ve Başbakanınız ağzını açmadan konuşamıyorsunuz" diye konuştu.
Demirtaş, hükümetin değil, parlamentonun parçası "Kadın Bakanlığı" olarak bir bakanlık örgütlenmesi gerektiğini söyledi.
Kadına yönelik şiddetle ilgili kadın savcı ve kadın hakimlerin görev alacağı özel mahkemeler kurulması gerektiğini de ifade ederek, "Bu gibi davalarda bazı erkek yargıçlar bıyık altından gülerler. Böyle yaratıkları erkekler değil, kadınlar yargılamalı" dedi.
Kadın erkek eşitliği konusunda cesur olmanın şart olduğunu dile getiren Demirtaş, "Cumhurbaşkanı'nın dediği gibi, 'kadınlar Allah'ın hediyesi ve lütfu olarak bizim için yaratılmıştır' gibi sözde kadını öven anlayışla yaklaşırsanız oradan eşitlik çıkmaz" diye konuştu.
"Başbakan günlerdir yalan konuşuyor"
İç Güvenlik Paketi'ne yönelik eleştirilerini de sürdüren Demirtaş, tasarının AK Parti'nin selameti ve onu koruma ve yaşatma amacıyla hazırlandığını öne sürdü.
Demirtaş, şöyle devam etti:
"Başbakan günlerdir yalan konuşuyor. Önceki Başbakan da yalan söylüyordu ama bu acemi. Öbürü ustaydı. Öbürü bu işi beceriyordu Allah var. Bu yalan söyleyince yüzüne yansıyor, gözünü kaçırıyor. Bilmiyor işi, bilmiyorsan yalan söyleme. Günlerdir, 'muhalefet bonzai ve molotof serbest olsun diye yasaya karşı' yalanı söylüyor. Hükümete açık teklif yapıyorum, bonzai ve molotof konusunda hassassanız tasarıyı iki maddeye düşürelim, bir günde çıkaralım. Sizin derdiniz değil, sorununuz bonzai. Fazla kullanıyorsunuz."
Tasarının tek bir fıkrasında özgürlüğü genişleten düzenleme olmadığını, hükümetin ise tasarının AB ile uyumlu olduğunu belirttiğini anlatan Demirtaş, "Molotof atıyorlarmış, elini, kollunu sallayarak gidiyorlarmış. Yalan. Molotof atanlar 20 yıl hapis cezası alıyor" dedi.
"En fazla provokasyon yapan sizsiniz"
Demirtaş, tasarının valilere yargı, gözaltına alma yetkisi verdiğini, yapılacak bir yürüyüşten rahatsız olan valinin herkesi önleme amaçlı gözaltına aldırabileceğini anlatarak, şöyle konuştu:
"Gaziantep'te 'sık lan sık' diyen polis, yasa çıkarsa 'vur lan vur' diyecek. Gücümüz yettiğince, nefesimiz yettiğince bu yasanın çıkmaması için elimizdeki bütün gücümüzü kullanacağız, bütün muhalefet milletvekilleriyle ortak hareket edeceğiz, Meclis'i aylarca kilitleyerek, yasayı çıkartmayacağız. İçtüzükten kaynaklanan bütün haklarımızı kullanacağız, yasanın çıkmasına izin vermeyeceğiz. Madem Başbakan 'bu yasa çıkacak' diyor, biz de 'çıkmayacak' diyoruz. Bu yasaya karşı herkes sokakta sesini yükseltmelidir.
Kobani olaylarında en fazla provokasyon yapan sizsiniz. Serap Eser'i yakan sizsiniz, istihbaratçılarınız. Bu yasaya, seçim öncesinde halkın AKP'ye duyacağı tepkiden korktukları için sarılıyorlar. Halk AKP'ye karşı isyan noktasında. İsyanı nasıl durduracaklar? Vur yetkisi verecekler. Polise bu yetkiyi vermek, katliamlara davetiye çıkarmaktır. Sokaklarda her an çocukların infazıyla karşı karşıya kalacağız demektir.
Yasanın çıkmaması için içtüzüğün verdiği ne kadar yetki varsa kullanacağız. Kürsüdeki konuşma hakkımızdan değişiklik önergelerine, usul tartışmalarına kadar bir madde gerekirse bir hafta konuşulacak. 132 maddeyse 132 hafta konuşulacak. Buna cesaretleri varsa, bugün başlasınlar. Seçime kadar bu yasayı çıkaramayacaklar. AKP'nin seçime kadar başka yasalara ihtiyacı yoksa amenna. Bakalım çıkarabiliyor mu? Aksi halde geri dönüşü imkansız katliam devletiyle karşı karşıya kalacağız."
Demirtaş, Gezi protestolarında yaralanan eylemcilere yardım ettikleri için Ankara Tabip Odası yönetiminin değiştirilmesiyle ilgili davanın muhtemelen Cuma günü sonuçlanacağını belirterek, tabip odasıyla dayanışma içinde olacaklarını söyledi.
Sağlık hizmetlerini de eleştiren Demirtaş, özel sağlık hizmetlerinde yaygınlaşma olduğunu, devlet hastanelerindeki sağlık hizmetleri için de sigorta primi yatırılmasına rağmen ücret alındığını belirtti.
Muhabir: Ali Hakan Der
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
