29 Kasım 2017•Güncelleme: 29 Kasım 2017
İSTANBUL
Eski Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Four Seasons Bosphorus Otel'de Cumhurbaşkanlığı himayesinde Uluslararası İş Birliği Platformunun (UİP) düzenlediği 8. Boğaziçi Zirvesi'nde "Neden zirvede değiliz" konulu panele katıldı.
Terim, burada yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
"Ülkemize ait bir spor kültürü yok. Bunu kabul etmeliyiz. Toplum olarak spor yapmayı sevmiyoruz. Erişkinler olarak yapmıyoruz, yapmadığımız gibi çocuklarımıza da yaptırmıyoruz. Burada hemfikiriz. Okullarda spora ayırdığımız saatlere bakmamız lazım. Şehirlerimizde, beldelerimizde spora ayırdığımız alanlara bakmamız yeterli olacaktır. Sporu değil sporun getirdiği başarıları, taraftarlığı ve sadece kazanmayı seviyoruz. Hayatın her alanında olduğu gibi sabretmeden, gerekli emeği vermeden sonuç almayı istiyoruz. Sabırsız olduğumuz kesin."
Toplumda güven ve takdir duygusunun köreldiğini dile getiren Terim, "Bu iki kelime maalesef hayatımızda eksildi. İnsanların iyi ve başarılı olduğu yönlerini değil, eksik ve hatalarını ön plana çıkarıp yerden yere vurmaya bayılıyoruz. Takım çalışması, birlikte üretme kültürü, bir üretimin parçası olma mutluluğu bizim zayıf olduğumuz alanlar. Bir başka sorunumuz, sporu herkesin iyi hatta çok iyi bilmesi. Kuşkusuz spor herkesin üstat olduğu bir konu, üretmemiş, okumamış, oynamamış, çalışmamış, hiçbir başarısı olmayan kişilerin ahkam kestiği, estiği, gürlediği ve yıktığı bir alan." diye konuştu.
"Genç nüfus konusunda şanslı bir ülkeyiz"
Türk insanının spor konusunda potansiyelli olduğunu anlatan Terim, şöyle devam etti:
"Biz genç nüfusu dünya ile kıyaslandığında son derece şanslı bir ülkeyiz. Bu yüzden aslında potansiyeli çok olan ve iyi değerlendirildiğinde fark oluşturacak yetenekte ve kapasitede bir hamurumuz var. Hamur emek, bilgi, tecrübe, teorik ve pratik uygulama becerisi ister. Bunun için de önce undan başlarsınız. Kreş, hatta anaokulu seviyesindeki çocuklarımıza temel hareket becerisi kazandırıp, spora dair branşların tadına bakma imkanı ile başlamalıyız. İlkokul düzeyinde bu branşlara dair deneyimleme sürecini devreye sokmalıyız. İlerleyen aşamalarda ise ilgisi, yeteneği, potansiyeli olan çocuklarımıza maya, su ve tuz katarak şekil vermeliyiz. Çocuklarımıza fiziksel ve aktif bir yaşamın varlığını kavratarak, sadece ülkemiz için yetiştireceğimiz sporcular bulmak için değil bir yaşam disiplini elde etmeleri, fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı bir birey olmalarını da sağlamayı hedeflemeliyiz."
Deneyimli teknik adam, çocukların 3-4 yaşında spora başlaması gerektiğini vurguladı.
Muhabir: Emrah Oktay