ANKARA
28 Şubat dönemine ilişkin, 103 sanığın, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçlamasıyla yargılandıkları davanın 40. duruşması yapıldı.
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.
Üye hakim Süleyman Köksaldı, sanıkların yoklamasını aldı. Önce dün savunmasını tamamlayan emekli albay İsrafil Aydın'ın sorgusu yapıldı.
Cumhuriyet savcısı Kemal Çetin, iddianamede bazı kısımların özet olarak yer aldığını söyleyen Aydın'a, "Cumhuriyet savcısı gelen CD'yi açıyor ve belgeleri çıkartıyor, dosyalıyor. Tutarlı olan geçirilen ifade tutanaklarıdır. Savcıya güvenmeyip de kime güveneceksiniz?" dedi.
Gürüz: "İcraatlarımın arkasındayım"
Aydın ve avukatının ardından 28 Şubat döneminin YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz'ün savunması alındı.
İddianamede, "Yavuz Psikolojik Harekat Planı"nı uygulamakla suçlandığına dikkati çeken Gürüz, planı ilk kez soruşturma sırasında duyduğunu, planın ayrıntılarını ise ilk kez iddianameyi okuyunca öğrendiğini anlattı.
İddianamede, "Yavuz Psikolojik Harekat Planı"nın ilk olarak 1992'de yürürlüğe konulduğu, 1995 ve 1999'da yenilendiği bilgisine yer verildiğine işaret eden Gürüz, "Bu plan ilk uygulandığı dönemde YÖK Başkanı olan arkadaşım Mehmet Sağlam, bugün AKP milletvekili olup, partisince TBMM Başkanvekilliği'ne layık görülmüştür. 1995'te Başbakan olan Tansu Çiller ise bu davanın bir numaralı mağdurudur. Haydi buyurun, içinden çıkın" diye konuştu.
Gürüz, ortaöğretim başarı puanının ağırlığını artırmak için 1996'da çalışmalar yaptıklarını anlatarak, "Kimseye yasak konulmadı, isteyen istediği yere girebilir. Meslek lisesi mezunları giremiyordu. Bu sistem yeniden tasarlandı ve müfredat katsayıları Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulunun temsilcileriyle yapıldı. Nasıl olur da bunu hükümeti devirmek diye iddianameye koyarsınız?" dedi.
Sınav sistemindeki değişikliğin nedenin, orta öğretimdeki başarı puanının etkinliğini artırmak olduğunu belirten Gürüz, şunları kaydetti:
"Genelkurmaydan gelen yazıda, 'Ortaöğretim başarı puanının ağırlığının artırılmasını uygun görmüyoruz, gereğinin takdirini sunarız' denildi. Emir verme diye bir şey yok, gayet nezih bir yazı. Beni çok rahatsız etti bu. Cevap vermemeyi tercih ettim.
Yasal olarak kendisine verilen görevleri yerine getirdiğini savunan Gürüz, şunları kaydetti:
"İcraatlarımın tümünün arkasındayım, bugün olsa yine yapardım. Hepsi, yüce Türk milletinin ve Türk devletinin menfaatleri, uluslararası evrensel, bilimsel normlar göz önünde bulundurularak, büyük bir vicdan rahatlığı içinde yapılmıştır. Bunların hesabını, ben her yıl yüce Türk Milletine, Meclise verdim. Şikayetçi olanlar yargıya gitti. Neredeyse tamamı davaları kaybetti. Dolayısıyla müştekilik yada mağduriyet söz konusu değildir. Hayatımda gurur duyduğum bir dönemdir YÖK Başkanı olduğum dönem. Gururla hizmet ettim, bugün de ederdim."
İfadesini tamamlamasının ardından Gürüz'ün sorgusuna geçildi.
"YÖK'ün fişleme yaptığı yok"
Hakan Oruç'un, "YÖK'te bulunan defterler var. Bunların içinde birçok öğretim görevlisinin, 'tarikat yanlısı nurcu, türbanlı, Atatürk düşmanı' gibi vasıflandırıldığını görüyoruz. YÖK tarafından gönderilen CD'lerde de sizin bazı rektörlere yazdığınız yazılar var. Öğretim görevlilerinin farklı, hatta aykırı görüşe sahip olmasının normal olduğunu düşünüyorum. Bilimin gelişmesi için farklı ve aykırı görüşlerin olması gerekir. Haklarında kanuni işlem yapılması ihtiyacı oldu mu?" sorusuna Gürüz, şu cevabı verdi:
"Hiç kimse hakkında fişleme yapılmamıştır. Bunlar devletin çeşitli kurumların YÖK'e intikal ettirilmiş bilgiler. YÖK bunları alır, ilgili üniversiteye bildirir, kanunlara uygun gereğini yapın diye. YÖK'ün fişleme yaptığı falan yok. Fikir özgürlüğü konusunda sizlere katılıyorum, ama bunun sınırının olduğuna da inanıyorum. Bu defterler kurşun kalemle yazılmış ve benim yazım değil. Bugün üniversitede oylama yapılıyor, YÖK'e geliyor oylama. Orada en çok oy alan atanmıyor, ona göre değerlendirme yapılıyor. Bunların hepsi mahkemeye verilecek, mahkemelerde uğraşılacak falan biz buna gitmemeyi tercih ettik. Kendi mevzuatımız içinde halletmeye çalıştık. Şikayeti olanlar açtı dava, kimi kazandı, ama çoğu kaybetti."
Gürüz, "İmam hatip liseleri, bu milletin bir gerçeğidir, ben bu konuda üzerime düşeni gereğince yapan biriyim" dedi.
"Durduk yere hiç kimseye birşey yapılmaz, hepimiz bu milletin çocuklarıyız, hepimiz dini inançlara saygılıyız" diyen Gürüz, rektör oldu dönemde, üniversitesindeki bir camiyi tamir ettirdiğini, mevlüt okuttuğunu kaydetti.
Duruşmada "darbe" tartışması
Öte yandan, duruşmada, müşteki avukatlarından Reşat Petek'in sorularını yöneltirken, "28 Şubat darbesi" ifadesini kullanması tartışmaya neden oldu.
Birkaç soruda bu ifadeyi kullandıktan sonra Petek'e, sanık avukatları ve bazı izleyiciler tepki gösterdi. Sanık avukatları, bulundukları yerden "Sürekli darbe diyor. Daha yargılama bitmedi" dedi.
Avukat Petek, kendisine tepki gösteren sanık avukatlarından Erol Aras'a, "Dışarıda 'Ordu göreve' diye bağırabilirsiniz" dedi.
Müdahale eden Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, "Yargılama daha devam ediyor. Bu avukat beyin şahsi görüşüdür. Herkes yargılamaya gereken özeni göstersin. Burada herkese yeterince ve kanun gereği söz hakkı veriyoruz. Darbe veya hükümeti düşürme suçlaması var" diye konuştu.
Duruşma, Gürüz'ün sorgusunun tamamlanmasının ardından 3 Aralık salı saat 10.00'a ertelendi.
Savunmasını yapan sanıklar Ruşen Bozkurt ve İsrafil Aydın'ın duruşmalardan vareste tutulması kararlaştırıldı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
