ANKARA
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Pakistan Başbakanı Navaz Şerif'i Köşk'e gelişlerinde Büyük Şeref Kapısı'nda karşıladı.
Basın mensuplarına el sıkışarak poz verilmesinin ardından görüşmelere geçildi.
Cumhurbaşkanı Gül, Afganistan Cumhurbaşkanı Karzai, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Pakistan Başbakanı Şerif ile bir araya geldi.
Bu görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Gül Pakistan Başbakanı Şerif, Başbakan Erdoğan da Afganistan Cumhurbaşkanı Karzai ile görüştü.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Gül, Afganistan Cumhurbaşkanı Karzai, Başbakan Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif dörtlü görüşme gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Gül'ün Karzai ve Şerif onuruna vereceği öğle yemeğinden sonra yapılması öngörülen "Kısıtlı Katılımlı Üçlü Zirve Toplantısı" yemek öncesine alındı. Toplantıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.
Zirve toplantısının ardından Gül, Karzai, Şerif ve Erdoğan, fotoğraf çekimi için basın mensuplarının karşısına geçti. Gazetecilerin isteği üzerine liderler, el ele tutuşarak poz verdi.
Başbakan Erdoğan, fotoğraf çekiminin ardından Çankaya Köşkü'nden ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Gül, konuk devlet başkanları onuruna yemek verdi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ev sahipliğinde gerçekleştirilen Türkiye-Afganistan-Pakistan Üçlü Zirvesi çerçevesinde konukları onuruna yemek verdi.
Başlangıcında basın mensuplarının görüntü almasına izin verilen yemekte, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Pakistan Başkakanı Navaz Şerif'in yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan da bulundu.
Yemeğe, Afganistan ve Pakistan heyetlerindeki bazı bakan ve üst düzey yetkililer de katıldı.
Gül: Anlayış birliği oluşturuldu
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye-Afganistan-Pakistan Üçlü Zirve Süreci sayesinde ülkeler ve kurumlar arasında karşılıklı güven, diyalog ve ortak ilgi alanlarına giren konularda büyük ölçüde anlayış birliği oluşturulduğunu belirterek, "Zirve sürecinin şimdiye kadarki en büyük kazanımı herhalde budur" dedi.
Afganistan ve Pakistan'ın bu zorlu dönemde, kardeşleri Türkiye'yi, bugün burada olduğu gibi, tüm samimiyetiyle yanlarında görmeye devam edeceklerini ifade eden Gül, "Komşu ve dostlarının işbirliği olmadan, Afganistan'da gerçek anlamda istikrar ve güvenliğin hakim kılınması da mümkün değildir" dedi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı Afganistan açısından da 2014'ün çok önemli bir yıl olacağını kaydeden Gül, yıl sonu itibarıyla ISAF operasyonunun sona ereceğini ve uluslararası askeri gücün geri intikal sürecinin tamamlanacağını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Gül, "Böylece, uluslararası toplumun desteğiyle, başarı ve aynı zamanda çalkantılarla dolu bir dönem geride kalacaktır" dedi.
Zirvenin genel oturumuna, Türk tarafından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Efkan Ala, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Erdal Öztürk ve diğer yetkililer katıldı.
Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai
Karzai de burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de son derece sıcak ve kardeşçe karşılandıklarını ve zirve çerçevesinde güvenlik, savunma, barışın tesisi ve ulaştırma gibi pek çok konuda görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakaladıklarını söyledi.
"2014 Afganistan için önemli bir yıl, bir geçiş yılı olacak. Özellikle güvenlik anlamında önemli olacak” diyen Karzai, Afgan güvenlik güçlerinin güvenlik sorumluluğunu NATO’dan devralmaya başladığını belirtti ve yakın gelecekte cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yerel seçimlerin yapılacağını hatırlattı.
"Bizler Afganistan’da çok umutluyuz” ifadesini kullanan Karzai, "Afganistan ve Pakistan olarak pek çok ortak alanda ilerleme kaydettik. Bunların hepsi Türkiye’nin desteği ve kolaylaştırıcılığıyla oldu" dedi.
Karzai, "İkili güvenlik anlaşması imzalanmadan önce barış sürecinin başlaması gerekir. Bu pozisyonu takınmak anlaşmaya muhalif olmak demek değildir. Aksine anlaşmanın yolunu açmak, kolaylaştırmak demektir. İkili anlaşmanın imzalanmasına muhalif bir durumumuz yok ama imzalanmasını kolaylaştırmanın yolu barışı sürecini başlatmaktır" diye konuştu.
Karzai, "Afganistan bağımsız bir ülkedir. Eğer Afgan makamları bir tutukluyu serbest bırakmaya karar verirlerse bu ABD’yi ilgilendiren bir mesele değildir, olmamalıdır. Umuyorum ki ABD, Afganistan’ın yargı bağımsızlığını taciz etmeyi bırakır ve artık Afganistan’ın egemenliğine saygı duymaya başlar" dedi.
Pakistan Başbakanı Muhammed Navaz Şerif
Pakistan Başbakanı Şerif de burada yaptığı konuşmada, ikinci evi gibi gördüğü Türkiye’ye gelmekten mutluluk duyduğunu vurgulayarak, Türk hükümetine ve Türk halkına desteklerinden ötürü teşekkür etti. Zirve kapsamında Afganistan Cumhurbaşkanı Karzai'yi de görmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Şerif, "Pakistan, Asya'nın Kalbi'nde sürdürülebilir barışın tesisi için Türkiye'nin atmış olduğu adımları takdirle karşılıyor" diye konuştu.
Pakistan'ın, Afganistan'daki barış ve uzlaşı sürecine desteğini dile getiren Şerif, "Afganistan çok tarihi bir dönemden geçiyor. Bütün Afganların bir araya gelmesi, barışı sağlaması ve ülkelerini yeniden inşa etmeleri gerekiyor. Afgan halkının direnci ve kararlılığıyla bu zorlukları geride bırakacağına inanıyoruz. Benim hükümetim de ikili ilişkiler temelinde Afganistan'da iyi komşuluk ilişkileri kurma ve sürdürme konusunda kararlı" dedi.
Süreçteki zorluklara da değinen Şerif, "Önümüzde aşırıcılık, sosyo-ekonomik geri kalmışlık ve terörizm gibi önemli zorluklar var. Bu ortak zorlukları en iyi aşma yolu da bölgede çabalarımızı ortak kılmak ve uluslararası arenada beraber hareket etmek" dedi.
Navaz Şerif, zirve kapsamında liderlerle yaptığı görüşmelerde nasıl bir etkileşim sağlandığının sorulması üzerine, Ankara'daki temaslarının sonuçlarından çok memnun olduğunu söyledi. Pek çok konuyu tartıştıklarını ve karşılıklı olarak endişeleri dinlediklerini ifade eden şerif, "Bundan sonraki amacımız, Afganistan'daki barış sürecini kalpten ve doğrudan destekleyebilmek" ifadesini kullandı.
Ortak bildiri
-Zirve sonucunda kabul edilen ortak bildiride, Afganistan ile Pakistan arasındaki ikili ilişkilerde sağlanan olumlu ivme memnuniyetle karşılandı.
-Terörün tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele konusundaki ortak kararlılığın yinelendiği bildiride, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da ilerletilmesi konusunda tüm çabaların ve sosyo-ekonomik kalkınma amaçlı ortak projelerinin teşvik edileceği belirtildi.
Temel mesele Taliban sorunu
Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında, bölgesel güvenlik, istikrar, barış ve ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi amacıyla 2007 yılında oluşturulan üçlü mekanizmanın 8. liderler zirvesi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev sahipliğinde, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Pakistan Başbakanı Muhammed Navaz Şerif'in katılımıyla bugün Ankara’da gerçekleştiriliyor.
Türkiye’nin arabuluculuğunda yürütülen ve Afganistan ile Pakistan arasında diyaloğun pekiştirilmesini hedefleyen mekanizma çerçevesinde, iki ülke arasındaki temel meselelerden Taliban sorununun çözümüne ilişkin konuların da ele alınması bekleniyor.
Afganistan Cumhurbaşkanı Karzai'nin ülkesinde Taliban ile gizli görüşmelerde bulunduğu söylenirken, Pakistan hükümeti, ilk kez olmamakla birlikte, Pakistan Talibanı ile müzakerelere daha açık bir şekilde girdi.
Pakistan'da hükümet verilerine göre, 2004 yılından bu yana en az 12 bin can alan Taliban hareketini sona erdirmeyi amaçlayan görüşmeler 6 Şubat'ta başladı ve hükümetle Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) arasında hemen bir ateşkes kararı alındı.
Ateşkes, TTP ile Pakistan güvenlik güçleri arasında, Kasım 2013'te liderleri Hakemullah Mesud'un ABD'ye ait insansız hava aracı saldırısında ölmesinin ardından militanların yeni saldırılarıyla başlayan şiddet sarmalını da durdurdu. Mesud'un ölümü, Pakistan Başbakanı Şerif'in Ağustos 2013'te göreve gelir gelmez başlattığı görüşme sürecinin aniden son bulmasına da neden olmuştu.
Şerif hükümeti, görüşmelerin TTP'nin şiddetten uzak durması koşuluna bağlı olduğunu açıkça ortaya koyarken, Aralık 2013'ten bu yana ordu, TTP'nin güvenlik güçlerine saldırısına misilleme olarak Kuzey Veziristan bölgesini 2 kez bombaladı.
Chatham House uzmanlarından Hamid Hakimi'ye göre, son aylarda artan şiddet seviyesi, Şerif'in görüşmeler için destek toplamasını güçleştirdi.
TTP'nin, eski Pakistan yönetimleri için olduğu gibi, Şerif için de ciddi bir çıkmaz ve sorun olduğuna işaret eden Hakimi, "TTP ile diyalog için destek toplamak, şiddet seviyesinin artması yüzünden neredeyse imkansız" diye konuştu.
Bazı Pakistanlı uzmanlar, iki tarafın da zaman kazanmaya çalıştığını düşünüyor. Buna göre hükümet, askeri operasyon için zorlu kış mevsiminin geçmesini, Taliban ise yeni bir şiddet dalgası başlatmak için sınır ötesinde sığınak bulmak düşüncesiyle NATO güçlerinin Afganistan'dan çekilmesini bekliyor.
Görüşmelerin Pakistan'a sürdürülebilir bir barış mı getireceği, yoksa ülkenin iç güvenliğine daha fazla zarar mı vereceği konusundaki kuşkular sürüyor. İki tarafın da birbirini bütünüyle alt etmesinin kolay olmadığı düşünülüyor.
Taliban
Müzakere sürecinin olası engellerinden biri de Afganistan Taliban'ının aksine, Pakistan'daki Taliban'ın bütünleşmiş olmaması. Örgüt, 2004 yılında Federal Yönetilen Aşiretler Bölgesi'ndeki (FATA) askeri varlığa karşı kurulmuş, 2007'de TTP olarak yeniden örgütlendiğinde daha saldırgan bir hal almıştı.
Küçük aşiret milislerinin liderlerinden oluşan koalisyon, onlara ortak bir isim verdiyse de farklı grupların genellikle çatışan istekleri olabileceği gerçeğini değiştirmedi.
TTP'nin, kuruluşundan beri çeşitli amaçları olsa da Pakistan'ın şeriat sistemiyle yönetilmesi öncelikli hedefti.
Pakistan Taliban'ı militanlarının çoğu, ülkede kendi katı dini görüşlerine karşı olanlara yoğunlaştılar. Militanlar, dini liderleri ve aşiret liderlerini, Şiileri ve Pakistanlıların değer verdiği Sufi türbelerini hedef aldı.
Militanların son dönemde, "yabancı casusların gizlenmesine yaradığı" gerekçesiyle, çocuk felciyle mücadele kampanyalarına ve okullara yönelmeleri Pakistanlılar arasında büyük öfke uyandırdı.
Taliban'ın Pakistan'da ortaya çıkması, militanların sınır ötesine kaçmasına yol açan ABD'nin 2001'deki Afganistan işgaliyle bağlantılı. Sonuç olarak, Pakistan ordusu yabancı savaşçıları temizlemek üzere aşiret bölgelerine saldırı düzenlemeye başladı ve bu, yerel militan liderlerini öfkelendirdi.
Afganistan Talibanı 1980'lerdeki Sovyet işgali sırasında Afganistan'dan kaçan genç Paştunlar tarafından kurulmuştu. Sınırın ötesinde, Pakistan'daki medreselerde eğitim görmüş ve daha sonra Sovyet ordusuna karşı direniş hareketine katılmışlardı. Pakistan Talibanının pek çok lideri, genç Afganlarla birlikte eğitim görmüştü. Taliban'ın Afganistan'a hakim olduğu süre zarfında, pek çok Pakistanlı, örgütün şeriat düşüncesinin hayata geçirilebilmesine destek vermek için sınır ötesine geçmişti.
Muhabir: A. Eda Ünlü Özen, Fatma Can, Duygu Bayar Ekren
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
