KARAMAN
Ermenek Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar maden ocağının sahibi Saffet Uyar, maden sahasının ruhsat sahibi Abdullah Özbey, teknik nezaretçi Ali Kurt, tutuksuz sanıklar Mehmet Zeybek, Şerafettin Zeybek, Naci Özsoy, Mustafa Ayan, madenci yakınları ile taraf avukatları katıldı.
İlk duruşmada tutuklanmasına karar verilen daimi nezaretçi maden mühendisi Yavuz Özsoy'un duruşmada olmadığı görüldü.
Tutuksuz yargılanan bazı sanıklar, bulundukları illerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya dahil oldu.
"Özel belgede sahtecilik" suçlaması
Duruşmada, her vardiyada barut kullananlar ve barutu teslim edenlerce imzalanması gereken barutçu defterinin, ehliyeti olmamasına rağmen bir kısmını doldurup imzaladığı ileri sürülen sanık Naci Özsoy'a söz verildi.
Hakkında "özel belgede sahtecilik" suçlaması yapılan Özsoy, ocakta sürekli kalması nedeniyle depoyu kontrol etmesi için mühendisin kendisini görevlendirdiğini ifade etti.
"Ehliyetim olmamasına rağmen emanet edildi"
"Benden önceki barutçu işi bırakınca, ehliyetim olmamasına rağmen depo bana emanet edildi" diyen Özsoy, kazadan yaralı kurtulduğunu, herhangi bir art niyet taşımadan barutçu defterine imza attığını kaydetti.
Kazadan kurtulduktan sonra ne yapacağını bilemediğini anlatan Özsoy, "Bana defterleri sağlam tutmam ve imzaları attırmam gerektiğini söylenmişti. Barutçu defterini teslim etmem gerektiğini düşünerek olaydan sonra geriye dönük imzaları attım. Kaza günü olay yeri, ana baba günüydü. Defterleri yakar ya da yok edebilirdim ama ben toplayıp ilgililere verdim" diye konuştu.
Faciadan bir hafta önce iş güvenliği uzmanı ocaktaymış
İş güvenliği uzmanı Engin Yetim ise denetim yaptığı süre içinde herhangi bir tehlike arz edecek durumla karşılaşmadığını dile getirdi.
Müşteki avukatlarından birisinin, "Hiç vicdan azabı duymadınız mı, sondaj makinesi olmadan çalışılmasına izin vermişsiniz?" sorusuna Yetim, yasanın kendisine verdiği hakları kullanabildiğini, yasalara göre konuştuğunu belirtti.
Çalışılan yerde daha önce muhtemelen su patladığını anlatan Yetim, su patlamasının da iş kazası riski olduğunu söyledi.
Eski imalatların varlığını savcılık soruşturmasında öğrendiğini aktaran Yetim, şöyle devam etti:
"Kazadan bir hafta önce ocaktaydım. Yapmış olduğum tespit ve denetimlerde ocağı ani kapatmaya gerektirecek bir unsurla karşılaşmadım. Bana herhangi bir sıkıntıdan da bahsedilmedi. Ocağın bir ucundan girip diğer ucundan çıktım. Her bir noktada ölçüm yaptım. Hatta kazada yaşamını yitiren rahmetli Recep Çiloğlu ile de görüştüm. Ama bir problem görmedim. Ocakta acil alarm sistemi görmedim ama iki ay önce acil eylem planı oluşturulmuş. Bu plan çerçevesinde de herhangi bir iş kazası durumunda işçilerin nasıl davranması gerektiği ayrıntılarıyla belirlenmiş. Yönlendirme tabelalarıyla da kaçış yolları ortaya konulmuş."
Muhabir: Metin Bolat