02 Mart 2016•Güncelleme: 02 Mart 2016
İZMİR - RAMAZAN ERCAN
İzmir'de, "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" suçlamasıyla 2012 yılında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan ve 22 ay cezaevinde kalan eski Diyarbakır Askeri Hastanesi Başhekimi emekli Tabip Albay Ergün Özkan, yaklaşık 4 yıllık sürecin ardından verilen "beraat" kararının mutluluğunu yaşıyor.
Özkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Haziran 2012'de gözaltına alındığını, gizli belge bulundurma suçlamasıyla 22 ay tutuklu kaldığını, hakkında müebbet hapis cezası istendiğini anlattı.
Gözaltına alınmasından itibaren üzerine atılı suçlarla hiçbir alakasının olmadığını, belirtilen suçların tamamen "kumpas ürünü" olduğunu, mahkemede komployla karşı karşıya kaldıklarını anlattığını ancak savcıların, hakimlerin yüzlerine bile bakmadan yargılama yaptığını savunan Ergün Özkan, devletin bir belgesini, planını sızdırdığı iddiasıyla yargılandığını kaydetti.
"Hep aynı nöbetçi hakime denk geldik"
Gözaltına alınanların, değişik tarihlerde olmasına karşın hep aynı nöbetçi hakime denk geldiğini, 357 sanıktan 89'unun aynı nöbetçi hakim tarafından tutuklandığını ifade eden Özkan, şöyle konuştu:
"Bizi tutuklayan ikinci bir hakim yok. Hep aynı nöbetçi hakime denk geldik. Bunun, kumpasın önemli bir boyutu olduğunu belirtmek istiyorum. Devletin başka hakimi mi yok? Hepimiz değişik tarihlerde tutuklanmamıza rağmen aynı nöbetçi hakime denk geldik. İzmir'de nöbet tutan başka hakim mi yok? Hep bu mu nöbetçi? Ama adam bizleri tutuklamak için görevlendirilmiş."
"Adeta duvara konuştuk"
İlk başlarda "yargılandıkları mahkemeyi kabul etmeme", "hiçbir şekilde savunma yapmama" düşüncelerinin olduğunu, ancak tarihe not düşmek adına savunma yaptıklarını belirten Ergün Özkan, "Suçsuz olduğumu beni yargılayan mahkeme de çok iyi biliyordu. Onlar da kumpasın parçası. İlerleyen süreçte FETÖ'nün iç yüzü ortaya çıktı" diye konuştu.
Tutuklananların ortak özelliğinin "vatansever, Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Kemalist" olduğunu ve bu subayların ordudan tasfiyesinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal olarak ele geçirilmesinin amaçlandığını dile getiren Ergün Özkan, "FETÖ'nün silahlı kuvvetler bünyesine yerleşmesi ve komuta kademesi dahil olmak üzere etkin hale getirilmesi ve ele geçirilmesi amaçlanıyordu" ifadelerini kullandı.
"Bu kumpası kuranlar, emniyet teşkilatında görev yapan bazı polisler. Peki ne oldu? Sahte delil üreten polislere soruşturma açıldı, haklarında yakalama kararı çıkarıldı. 56 tanesinden 17'si şu anda hapis yatıyor" diyen Özkan, şunları söyledi:
"Mahkeme heyetinin beraat kararı ve buna ilave olarak hukuka aykırı işlem tesis eden kamu görevlisi, polis, savcı, hakim ve asker kişiler hakkında suç duyurusunda bulunması kararı bizi fazlasıyla mutlu etti. Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy, Askeri Casusluk Davası. İzmir'deki 'askeri casusluk davası' son kumpas davaydı ve bitti. Kumpasçılar İzmir'den denize döküldü."