İSTANBUL
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Hiçbir zaman çevremizde ne halkına zulmederek büyük mülteci akınlarına yol açan rejimler görmek istiyoruz ne de bu güç boşluğundan istifa eden terör örgütleri görmek istiyoruz" dedi.
Davutoğlu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile The Grand Tarabya Otel'de düzenlenen Atlantik Konseyi Enerji ve Ekonomi Zirvesi'nin kapanış oturumunda konuştu.
Başbakan Davutoğlu, kalkınan bir ülke için istikrarın önemine değindiği konuşmasında, özellikle son dönemde Türkiye'nin civarında yaşanan krizlerden olumsuz etkilendiğini anlattı.
"Hiçbir zaman çevremizde ne halkına zulmederek büyük mülteci akınlarına yol açan rejimler görmek istiyoruz ne de bu güç boşluğundan istifa eden terör örgütleri görmek istiyoruz" diyen Davutoğlu, bunun hem bu bölgenin halkları hem de için büyük tehdit olduğunu vurguladı.
Burada özellikle 4 alana atıfta bulunmak ve çağrıda bulunmak istediğini dile getiren Davutoğlu, "Birincisi Irak... Türkiye'nin etrafında tarihi arka plana baktığımızda bizim coğrafyamızın, şehirlerimizin, devletlerin zenginliği İpek Yolu üzerinden geçmesine bağlıydı. Aynen İpek Yolu gibi şimdi biz bir enerji yolu peşindeyiz. Bizim coğrafyamız üzerinden geçen bütün halkların barış için, güven için bizim coğrafyada buluştuğu bir enerji habı olmak istiyoruz. Bunu bir güç sahibi olup da enerji üzerinden başka ülkelere belli siyasi taleplerde bulunmak için istemiyoruz. Aksine ne kadar çok enerji hattı ülkemizden geçerse o enerji hattının çıktığı ve ulaştığı yerde barış köprüsü oluruz" diye konuştu.
"TANAP, barış projesi"
Başbakan Ahmet Davutoğlu, çarpıcı bir misal olarak, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi'ni (TANAP) örnek verebileceğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"1990'lı yıllarda Kafkasya ve Balkanlar, kriz coğrafyaları olarak anılıyordu. TANAP'la sadece biz Bakü'den Azerbaycan'dan Balkanlar'a bir enerji aktarmayacağız, aynı zamanda kriz bölgesi gibi anılan iki bölgede barış köprüsü oluşturacağız. Dolayısıyla TANAP bir enerji projesi değil, bir barış projesi aynı zamanda. Azerbaycan'dan Arnavutluk'a, Adriyatik'e kadar gidecek bir barış projesidir TANAP. Dün ve evvelsi gün Irak'taydım. Çok güzel görüşmeler yaptık. Sayın Abadi'ye zikrettiğim bir husus var. Orta Doğu'da ülkeler birçok şeylerden şanslı, bir konudan veya diğer konudan, ama en şanslı ülke Irak. Orta Doğu'da öyle ülkeler var ki, insan kaynağı bakımından zengin, Türkiye, Mısır gibi. Öyle ülkeler var ki, doğal kaynak bakımından zengin. Ama bir ülkede hem insan kaynağı zenginliği var hem de doğal zenginlik var. Öyle uygun bir kombinasyon ki."
Irak'ta istikrarın sağlanması durumunda 5 yılda bir, seçim döneminde dünyanın en hızlı yükselen ülkeleri arasına girebileceğine dikkati çeken Davutoğlu, "Yeter ki Irak içindeki siyasi gruplar, partiler, bölgeler birbirlerine güvensinler ve içselleştirici bir siyasi yapı oluşsun" ifadelerini kullandı.
Demokrasinin en büyük meziyetinin; her bir vatandaşı ve her bir siyasi kesimi ortak hedef etrafında buluşturabilme, içselleştirme kapasitesi olduğuna değinen Davutoğlu, Irak'ta son yıllarda belli kesimlerin siyasi sistemin dışına itilmesi, Kürt bölgesel yönetimi ve merkezi yönetim arasındaki ilişkilerin gerilmesi ve Kürt yönetimindeki maaşların dahi ödenmemesinden gelen birikmiş tereddütler bulunduğunu anlattı.
Başbakan Davutoğlu, "Bizim önce bu tereddütleri aşmamız lazım. Sayın Abadi ile görüşmemden çok ümitlendim. Siyasi liderlerle de... Irak'ta ilk defa bütün siyasi liderler elini taşın altına koyarak, 'yeni bir dönem başladı' inancıyla davranıyor. Ümit ederiz ki, bu atmosfer devam eder. Türkiye'nin en çok arzu ettiği şey; Irak merkezi yönetimiyle bölgesel yönetim arasında bir enerji antlaşmasına varılmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.
"Gelişmeleri seyredemeyiz"
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Irak'ın bir arada tutulmasının temel aracının, birliğini koruyabilmesi olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
"Bu da güç paylaşımına ve kaynak paylaşımına bağlıdır. O bakımdan dün gerek Erbil ve gerek Bağdat'ta yaptığım görüşmelerde böylesi bir yeni anlayışın Irak ve bölgeye egemen olması için çağrılarda bulundum. Çok verimli görüşmeler yaptım, hiçbir ülke böyle bir anlaşmadan Türkiye'den daha fazla mutlu olamaz. Herkesin şunu bilmesi lazım; Türkiye'nin enerji arzına ihtiyacı var ve çevremizde bu kadar çok enerji varken biz oturup gelişmeleri seyredemeyiz. Irak'taki enerjinin Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşması ve Türkiye tarafından kullanılması merkezi hükümetin de çıkarınadır, bölgesel yönetimin de çıkarınadır. Ama kimse bize bu kadar büyüyen bir ekonomi içinde 'Siz Ankara'da oturun, Irak'taki enerji kaynakları da atıl kalsın anlaşma da yapmayın. aralarındaki anlaşmazlık 50 yıl sürsün, bekleyin' diyemez."
"10 yıl gençleşir"
Davutoğlu, Biden'ın İstanbul'a gelirken doğum gününü kutladığını dile getirerek, "Bizde şöyle bir laf var, 'Biri İstanbul'a geliyorsa, en az 10 yıl gençleşir. Dolayısıyla daha da gençleşmiş olarak Sayın Biden'ı buradan gönderiyoruz" diye konuştu.
Davutoğlu, akşamki görüşmelerinde birçok uluslararası konuyu ele aldıklarına değinerek, Türkiye ile ABD'nin kökü derinlere giden stratejik ortaklar olduğunu, özellikle de uluslararası ilişkilerin yoğun, dinamik seyrettiği dönemlerde Türk-Amerikan işbirliğinin birçok krizin çözülmesinde kritik rol oynadığını anlattı.
Soğuk Savaş dönemi boyunca süren jeopolitik kutuplaşmalarda Türkiye ve ABD'nin, kutuplaşmanın, demokratikleşme yönünde sonuçlanması için on yıllarca ortak çaba sarf ettiğini ifade eden Davutoğlu, iki ülkenin, Soğuk Savaş sonrasında, dönüşümün ortaya çıkardığı Balkanlar'daki, Karadeniz ve etrafındaki krizlere birlikte çözüm aradığını, 11 Eylül sonrasında uluslararası terör tırmandığında da Afganistan başta olmak üzere birçok alanda birlikte çalıştığını, 2008 ekonomik krizi sonrasında ve Arap Baharı'yla gelen jeopolitik çalkantılar içinde yoğun ve derin istişari işbirliği içinde olduğunu söyledi.
Davutoğlu, Türkiye'nin G-20 dönem başkanlığında, öncelikli konulardan birinin enerji olacağına işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Özellikle enerji ve ekonomi bağlamında Türkiye'nin etrafında uluslararası alandaki krizlerin yoğunlaştığı bir dönemdeyiz. Dün Irak'tan geldim, Sayın Biden, Ukrayna'dan geldi. Birlikte kuzeyden ve güneyden gelip, iki çok ciddi iç sıkıntılar yaşayan ülkeyle ilgili gözlemlerimizi paylaştık. Bir taraftan yoğun bir ekonomik krizin içindeyiz, hala durgunluk ve resesyon devam ediyor. G-20'de bunları tartıştık. Diğer taraftan siyasi çalkantılar ve birçok devletin yönetilme kabiliyetini kaybettiği, kritik bir süreçten geçiyoruz. Türkiye'nin etrafındaki birçok ülke efektif yönetim kabiliyetini maalesef kaybetmiş durumda. Suriye, en çarpıcı örneği."
"Siyasi istikrarın da bir parçasıdır enerji güvenliği"
Enerjiyle ilgili üç boyutlu bir tahlil yapacağını ifade eden Davutoğlu, bunlardan ilkini "insani boyut" şeklinde açıklayarak, enerjinin, insanoğlunun hayat standardını yükselten bir araç olduğunu, enerjiyi etkin kullanan, enerji arzına sahip ülke vatandaşlarının hayat standartlarının yükseldiğini anlattı.
Başbakan Davutoğlu, dünyada nüfusun yaklaşık beşte birinin, elektrik kullanamadığını kaydederek, Somali'yi örnek verdi. Davutoğlu, "Somali'de hastanelerin nasıl çalışmak zorunda kaldığını gördüğümde, enerjinin bir çatışma aracı değil, aslında insanoğlu için varoluşsal bir imkan olduğunu da görmüştük. Elektriğin olmadığı yerde, en temel tıbbi cihazlar çalışamıyor. Elektriğin, enerjinin olmadığı yerde, bizim için çok normal görünen bazı hayat standartları gerçekleşemiyor. Gelecek sene G-20 dönem başkanlığını aldığımızda, bu seneden itibaren, enerjinin dünyada adil dağılımı ve kullanımı konusunda bir takım girişimlerde bulunmayı planlıyoruz."
Toplumların alıştığı standarttan geriye gitmesinin zor olduğunu belirten Davutoğlu, 2002'de AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye'nin 9 ilinde doğalgaz bulunurken, bunun 78'e çıktığını, gelecek yıl Türkiye'nin bütününün doğalgaz kullanacağını bildirdi.
Davutoğlu, demokratik toplumlarda kimsenin, ulaşılan düzeyden geriye gitmek istemediğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Siyasal istikrarın da bir parçasıdır enerji güvenliği çünkü bundan birkaç sene önce Ukrayna bağlamlı bir kriz sebebiyle doğalgaz sıkıntısı yaşama ihtimaliyle karşılaştığımızda, bütün büyük şehirlerimizde hayatın durması veya en azından olumsuz etkilenmesi söz konusu oldu ve bunun doğuracağı siyasi sonuçlar var. Dolayısıyla enerji güvenliği aslında demokratik toplumlar için istikrarın da bir teminatı, hayat standardının bir teminatı. Hepimizin, insani hayat standardını temin etmek bağlamında dünyanın her yerindeki beşer kardeşlerimizin enerjiye ulaşımını temin etmek öncelikli görevimiz olmalı. Dünya liderleri bir araya geldiğinde sadece ulusal enerji stratejilerini değil, dünyadaki genel, insanoğlunun geleceğini bekleyen sorunları da konuşmak durumunda."
"Petrol fiyatlarının düşüşünü takdirle ve ümitle takip etmeye devam edeceğiz"
Başbakan Davutoğlu, enerji ve çevre arasındaki ikilemi çözecek araçlar bulunması gerektiğine dikkati çekerek, bir dışişleri bakanları toplantısında, "Her konuda dışişleri bakanlarının görevi, kendi ülkelerinin ulusal çıkarlarını korumaktır ve onu dile getirmektir ama ben şimdi bunu dile getirmeyeceğim. Bütün konularda biz, ulusal çıkarları koruyan dışişleri bakanı olarak davranabiliriz, bir konu hariç. Çevre... Çevre söz konusu olduğunda hepimizin, ulus devletlerin dışişleri bakanı olmak yerine insanlığın içişleri bakanı olarak konuşma zorunluluğumuz var" dediğini aktardı.
Çevre boyutunu unutan hiçbir enerji politikasının, stratejisinin gerçek anlamda geleceği belirleme bakımından ahlaki bir zemine sahip olacağını düşünmediğini ifade eden Davutoğlu, insani boyutun göz önünde bulundurulması gerektiğinin altını çizdi.
Davutoğlu, ekonomik boyuta değinirken, enerjinin, ekonomik gelişimin en önemli girdilerinden biri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bir taraftan insani kalkınma, diğer taraftan da üretken ve verimli bir yapı kurabilmek için mutlaka enerji güvenliğine sahip olmak durumundasınız. Biz Türkiye olarak, 'Elimizde hangi değerler, hangi zafiyetler var? Avantajlarımız nedir, dezavantajlarımız nedir?' diye baktığımızda avantajlarımız girişimci, cesur, kararlı bir insan unsuru ve dünyanın bazen olumsuz şartlarda en zorlu ama olumlu şartlar olduğunda da en önemli coğrafyasına sahip olmak. İnsan ve coğrafya ikisi değerse, bunun karşılığında bizim zaaf noktamız ne diye baktığımızda, enerji açığımız ve buna bağlı olarak cari açığımız. Bunun için 2002'den bu yana birçok önemli enerji projesine öncülük ettik. Türkiye'de ilk enerji santralleri 100 yıl önce, 1902 yılında kurulmaya başladı. 1902'den 2002'ye kadar Türkiye'de toplam 31 bin 500 megavat kapasite üretildi. 2002'den bugüne kadar 12 yılda toplam 33 bin 500 megavat kapasite üretildi. 100 yılda üretilen kapasiteden daha fazlasını 12 yılda ürettik."
Başbakan Davutoğlu, 2023 perspektifiyle baktıklarında bunun ötesine geçmek ve enerjiyi çeşitlendirmek istediklerini ifade ederek, sadece kömür ve geleneksel enerji araçları değil, nükleer enerjiye geçtiklerini anlattı. Nükleer enerjiyi, güvenli ve teknoloji yoğun olması bakımından da bütün insanlığın malı olarak gördüklerini kaydeden Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yenilenebilir enerji, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi birçok enerji alanında yepyeni perspektiflerle kendi ülkemizin ekonomik girdisi konusunda ciddi bir çaba içindeyiz. Şeffaflık, öngörülebilirlik ve enerji altyapı yatırımlarında dünya için cazip bir yatırım bölgesi olmamız önem taşıyor. Birçok reform yaptık, yapmaya devam edeceğiz ta ki dünyanın en önemli enerji şirketleri, enerjinin merkez coğrafyası olan Türkiye ve Anadolu üzerindeki yatırımlarını artırsın. Hem üretim hem dağıtım sistemleri itibarıyla özelleştirme ve diğer alanlarda yaptığımız atılımlarla Türkiye, enerjideki açığını kapatmaya çalışıyor. Cari açık bağlamında da son aylarda ciddi düşmeler yaşadık. Bu konuda da petrol fiyatlarının düşüşünü takdirle ve ümitle takip etmeye devam edeceğiz. Ümit ederiz ki petrol fiyatlarının artışına dayalı enerji savaşları yerine herkesin enerjiye ulaşabileceği ucuzlukta bir enerji fiyatlandırması yönünde gelişmeler devam eder. Türkiye için bu, hayati bir konudur ve gerekli her türlü çalışmayı da bu konuda yapmaya devam edeceğiz."
"Tüketiciyle üretici aslında aynı çıkarı paylaşıyor"
Başbakan Davutoğlu, stratejik boyutun, enerjiye nasıl bakıldığıyla ilgili olduğunu belirterek, "Eğer enerjiyi çatışma aracı olarak kullanacak olursak bunun kazanan tarafı olmaz. Enerji fiyatlarının artmasıyla bir enerji savaşını öne çıkarmaya çalışanlar, bir müddet bu enerjiyi satacak pazar bulamayabilirler ya da ülkeler artık o enerjiye bağımlılıklarını azaltmak yönünde başka alternatiflere yönelirler. Tüketiciyle üretici aslında aynı çıkarı paylaşıyor. Eğer üretici, tüketiciyi sürekli bir baskı altında tutma stratejisi takip ederse, bir müddet sonra tüketici, o büyük pazarlar başka kaynaklara yönelir. Enerjiyi bir savaş, bir çatışma aracı olarak görmek yerine insani kalkınmanın ve insanlığın daha müreffeh bir gelecek kurma idealinin aracı olarak görmek durumundayız" diye konuştu.
Irak'ın şehirleri zenginlikle anılsın
Davutoğlu, Türkiye'nin Irak Anayasası'na sadık kalarak, taraflarla diyaloğu sürdürerek, Irak'taki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara arzı konusunda elinden geleni yapmaya devam edeceğini ifade etti.
Davutoğlu, Irak'taki bütün taraflara çağrıda bulunarak, şunları söyledi:
"Gelin Irak'ı el birliğiyle bir kriz ülkesi olmaktan çıkarıp yükselen bir ekonomi haline dönüştürelim. Sizler içeriden bunun çabasını sergileyin bizler size dışarıdan destek verelim. Irak terörle anılmasın. Irak'ın şehirleri zenginlikle anılsın. Bunun için siyasi liderlere büyük görev düşüyor. Ben gerek Bağdat'ta gerek Erbil'den intibalarım son yıllardaki en olumlu atmosferi görmekten mutlu oldum. Bunları da sayın Biden ile detaylı paylaştık. Kendisi zaten Irak'taki her bir liderin torunlarına kadar isimlerini bildiği için duruma son derece vakıf."
Konuşmasında Kıbrıs konusuna da dikkati çeken Davutoğlu, "İkinci alan Kıbrıs yine bir barış alanı. Nasıl Irak'ta enerji bir ulusal entegrasyonun parçası ve aracı olabilir. Kıbrıs'ta da eğer herkes Kıbrıs etrafındaki doğal kaynakların Kıbrıs'ın bütününe ait olduğu konusuna mutabık kalır ve ortak bir vizyonla, eylem planıyla bu enerjiyi barış yönünde kullanırsa herkes kazanır" diye konuştu.
Kıbrıs Rum yönetimine çağrı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, özellikle Kıbrıs Rum yönetimine de çağrıda bulunarak, şöyle devam etti:
"Enerji kaynaklarını monopolize ederek, tek taraflı olarak sanki bu kaynak sadece onlara aitmiş gibi ihalelere çıkarak, Kıbrıs Türkleri'nin de hakkı olduğu o kaynakları tek taraflı olarak dünya piyasalarına sunmak isterse biz de aynı yerde Kıbrıs Türkleriyle birlikte araştırma yapar ve orada biz de aynı hakkı kullanırız antlaşmalara dayalı olarak. Ama birlikte oturulur konuşulursa Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumları bir an önce müzakere ile adanın birleşmesi, entegrasyonu yönünde irade kullanırlarsa Kıbrıs'ta aynen Irak gibi yükselen ülke haline gelir, bundan da en çok Türkiye memnun olur. Onun için bir an önce çözüm, müzakere masasına dönülmeli. Bir an önce barış... Barış bir dakika bile geciktiğinde maliyeti ağır olan bir kavramdır. Hemen barış."
Davutoğlu, müzakereler zaman alacaksa, bu sefer iki sene önce de teklif ettikleri gibi, KKTC ve Kıbrıs Rum yönetiminin ortak bir komiteyle bu enerjiyi çıkarmaya başlayabileceğini ve enerjinin barış için kullanılabileceğini anlattı.
"Doğu Akdeniz Kıbrıs Türklerine de Türkiye Cumhuriyeti'ne kapalı bir alandır. Biz istediğimiz yerde araştırma yaparız, istediğimiz petrolü, doğalgazı çıkarır, başka ülkelerle anlaşır..." söyleminin doğru olmayacağını dile getiren Davutoğlu, bunun siyaseten ve Akdeniz topoğrafyası ile dünyadaki enerji arzını bilenler açısından da olmayacağını vurguladı.
Kıbrıs etrafında çıkacak doğalgazın en kolay ulaşacağı ve doğalgazın en fazla kullanılacağı yerin Türkiye olduğunu anlatan Davutoğlu, "En rahat uluslararası piyasalara açılacağı yer de yine Türkiye'dir. Dolayısıyla enerjiyi bir silah gibi kullanmasın hiç kimse. 'Ben enerjiyi elde edeyim, karşı tarafa istediğim barışı empoze edeyim' denirse bu Kıbrıs müzakerelerine en büyük darbeyi vurur. Enerjiyi barış aracı olarak kullanalım" dedi.
Davutoğlu, Anadolu suyunu Manavgat'tan Kıbrıs'a boru ile bağladıklarını ve yakın zamanda Anadolu'dan temiz suyun Kıbrıs'a ulaşacağını belirterek, bu projenin ilan edildiği gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın o zaman Başbakan olarak, "Bu suyu Kıbrıs Rumlarıyla da paylaşacağız" dediğini hatırlattı.
Türkiye'de suyun "aziz" olarak görüldüğünü ve ihtiyacı olan herkesle paylaşılabileceğini dile getiren Davutoğlu, "Biz kendi suyumuzu adanın bütünüyle paylaşmayı düşünürken, adanın bütününe ait olan doğalgaz kaynaklarını bir taraf tek taraflı olarak 'bana aittir, diğeri beklesin' derse bu olmaz. Dolayısıyla Kıbrıslı taraflara çağrım; bir an önce çözüm ve enerjiyi bu çözümün finansmanı için kullanacak vizyoner bir yaklaşım. İnşallah önümüzdeki günlerde Atina'ya gideceğim, orada da değerli dostum Sayın Samaras'la bütün bu perspektifi paylaşacağız" bilgisini verdi.
Azerbaycan-Ermenistan ihtilafı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, enerjinin barış için kullanılacağı üçüncü alanın ise Azerbaycan-Ermenistan ihtilafı konusu olduğunu söyledi.
Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'nın (BTC) Türkiye ile ABD'nin ortak başarısı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"1999'da dönemin Başkanı Bill Clinton buradayken hükümetler arası antlaşma imzalandı. Bir çok kişi inanmıyordu BTC'nin olabileceğine ama oldu. 2007'de petrol akmaya başladı. Kardeşimiz, dostumuz Azerbaycan ciddi bir ekonomik refah kazandı. Gürcistan da bundan istifade etti, Türkiye'de istifade etti. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'da bir barış hattı ve refah projesi olarak Baki-Tiflis-Ceyhan güçlenirken, Ermenistan bütün bu ekonomik aktivitenin dışında kaldı. Neden? Çünkü ısrarla ve inatla Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sini işgal altında tutmaya devam ediyor. Bir an önce barışa gidelim. Nasıl olacaksa ki parametreleri bellidir."
Başbakan Ahmet Davutoğlu, jeopolitik, jeoekonomi ve jeoenerji kavramlarının Türkiye için önemine işaret ederek, etraftaki jeopolitik gerilimler nedeniyle Türkiye'nin jeoekonomik sıkıntılar yaşadığını anlattı.
Davutoğlu, "Türkiye, etrafındaki çatışmalar sebebiyle o büyük üretim kapasitesine uygun pazarlarda daralma yaşadı. Etrafta jeoekonomik, jeopolitik gerilimler enerjiyi etkilemeye başladığında da Türkiye'ye giren enerji arzında düşmeler yaşandı. Biz, onun için etrafımızda iki şey isteriz: istikrar, güven" dedi.
Gerek Kıbrıs'ta gerek Dağlık Karabağ'da her şeyin tartışıldığını, aslında büyük ölçüde bir ihtilaf olmadığını ifade eden Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Eksik olan siyasi irade. Eksik olan vizyon. Ben buradan Ermenistan'a da çağrıda bulunuyorum. Kafkas petrolleri, Hazar petrolleri Avrupa'ya aktarılırken, Ermenistan da bu barış projelerinin parçası haline gelecek bir tutumla bir an önce bu sorunun çözülmesine katkıda bulunsun. Azerbaycan'la Ermenistan arasına kurulabilecek yeni bir dostluk bağından da en fazla memnun olacak olan Türkiye'dir. Geçtiğimiz günlerde bir helikopter vuruldu. Bütün o günlerde belli bir gerginlik yaşıyoruz. Ümit ederiz ki Minsk grubu ve çevresinde yapılacak çalışmalarla Kafkasya'da da bu sağlanır. Sayın Biden detaylı olarak üzerinde durdu. Ukrayna da bir jeopolitik çatışma alanı olmaktan çıkıp işbirliği alanı haline dönüşmeli. Ukrayna bizim komşumuz, stratejik ortağımızdır. Ukrayna'da toprak bütünlüğünü zedeleyen her türlü tutumun karşısında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Kırım bizim tarihi bağlarımızın olduğu ve Kırım Tatarları üzerinden de sosyal bağlarımızın hala sürdüğü bir coğrafyadır. İsteriz ki Ukrayna, doğu batı Avrupa, Rusya, Nato-Rusya arasında bir gerilim alanı olmasın. Aksine Türkiye gibi belki enerji üretmiyor, belki bu anlamda çok zengin değil ama öyle bir coğrafyaya sahip ki, bütün o enerji koridorları üzerinden Ukrayna bir bütün olarak, en fazla istifade eden ülke haline gelebilir. Burada olması gereken Ukraynalı tarafların aynen Irak ve Kıbrıs'ta olduğu gibi oturup bir an önce kendi aralarında bir mutabakata varmaları sonra da bu mutabakat çerçevesinde bütün taraflara hepimizin de katkıda bulunacağı bir ortak çözüme zemin teşkil etmeleri."
Davutoğlu, enerjinin insanoğlunun varoluşu bağlamında büyük bir değer olduğuna dikkati çekerek, "Enerji, bir çatışma aracı değil, bir barış aracı olarak kullanıldığında bütün insanlığa refah getirir. Ama çatışma aracı olarak kullanıldığında bu çatışmanın kazanan tarafı almaz belki kısa dönemli şu veya bu ülke kazanıyor görünür ama uzun dönemde hep beraber kaybederiz. Sıfır toplamlı bir stratejik oyun yerine herkesin kazandığı ve herkesin 'kazan kazan' esasına göre enerji meselesine baktığı yeni bir vizyona ihtiyacımız var. Atlantik Konseyi'nin bu toplantılarının böyle bir vizyona zemin teşkil edeceğine inanıyorum" diye konuştu.
"Yapılacak pek çok şey"
ABD Başkan Yardımcısı Biden ise "Rusya'nın Ukrayna'daki saldırgan politikası ve Kırım'daki yasa dışı işgali, bize Avrupa'nın bütün, özgür ve barış içinde olma stratejik vizyonunu güvenceye almak için daha yapılacak pek çok şey olduğunu ihtar ediyor. ABD olarak Avrupalı ortaklarımızla omuz omuza, Ukrayna'nın demokratik yollardan seçilmiş liderliği çerçevesinde, bu ülkenin demokratik gelişimini ve Avrupa hayallerini desteklemek için çalışıyoruz" diye konuştu.
NATO'nun, NATO topraklarının her karışını savunmaya hazır olduğunu, nerede ve zaman gerekirse güçlerini hızla kullanacağını kaydeden Biden, "Bütün, özgür ve barış içinde Avrupa vizyonu, doğru vizyondur ve bunu başarma konusundaki gayretlerimizi artırmalıyız. Ancak Ukrayna'daki olaylar gösterdi ki, Avrupa güvenliğinin birden çok boyutu var" ifadesini kullandı.
"Enerji silah olarak kullanılıyor"
Askeri gücün bu boyutlardan biri olduğunu vurgulayan Biden, ama Rusya ve başkaları tarafından yeni silahların kullanıldığının görüldüğünü aktardı. Yolsuzluk ve oligarşinin uluslararası baskının aracı olarak kullanıldığını kaydeden Biden, enerjinin de silah olarak kullanıldığını söyledi. Biden, "bunların ülkelerin güvenliğinin altını oyduğunu" söyledi.
"Küresel enerji güvenliği Amerika'nın ulusal güvenliğinin hayati bir parçasıdır" diyen Biden, ABD yönetiminin son dönemde Uzak Doğu'dan Orta Amerika'ya ve Afrika'ya kadar bu alanda yeni anlaşmalara imza atıp, inisiyatifler aldığını anlattı.
Avrupa'da enerji güvenliğinin özel önemine dikkati çeken Biden, bunun temelinde Rusya'nın enerjiyi komşularına karşı bir dış politika aracı olarak kullanmasının yattığını aktardı. Biden bunu, "temel ticari ve uluslararası yasaların ihlali" olarak nitelendirdi.
ABD Başkan Yardımcısı Biden, Avrupa için tarihi bir anda olunduğunu belirterek, "Bu Avrupa için biricik bir an. Başkan ve ben inanıyoruz ki enerji güvenliği, Avrupa'nın onyıllar önce Avrupa Kömür ve Çelik Birliği olarak başlayan entegrasyon ve pazar genişletme projesinde sıradaki bölümdür" ifadesini kullandı.
"Rusya oyunu kurallarına uygun oynamalı"
Avrupa'nın ve Avrupa Komisyonu'nun enerji güvenliğini ekonomi ve ulusal güvenlik meselesi olarak görüp, özel sektörle de işbirliği halinde enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini anlatan Biden, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Avrupa'nın tek bir kaynağa bağlı olması uzun süredir bir sorundu. Şimdi bunu sona erdirmenin zamanı. Ukrayna'da olup bitenler sadece bu ihtiyacın aciliyetinin altını çizdi.
Avrupa’nın Rusya'dan enerji ithalinden vazgeçebileceğini veya vazgeçmesi gerektiği söylemiyorum. Rusya'nın Avrupa ve dünya için başlıca bir enerji kaynağı olarak kalacağına ve kalması gerektiğine hiç şüphem yok. Buradaki konu enerji güvenliği. Bunu başarmak için Avrupa kaynaklarını, yollarını ve temin edenleri çeşitlendirmeli. Rusya oyunculardan biri olabilir ve olmalı da. Ama oyunu kurallarına uygun oynamalı. Enerji politikası, oyunun kendisiyle oynamak olmamalı."
Biden, Avrupa'da Rusya'dan kaynaklanan enerji krizlerinin, çeşitli ülkeleri bu konuda Rusya'ya bağımlılığı azaltmaya dönük harekete geçirdiğini anlatarak, "Avrupa'nın enerji güvenliği bazı zor kararları gerektirecek. Ama yolda halihazırda ilerlemeler de kaydedildi" değerlendirmesini yaptı.
Bazı Baltık ülkelerinin enerji alanında Rusya'ya bağımlı olmaktan çıkmakta olduğunu ifade eden Biden, enerji güvenliğindeki artışın bu ülkeler için daha büyük özgürlük anlamına geldiğini kaydetti.
Kıbrıs
Avrupa'da bu alanda kaydedilen ilerlemelerin olumlu olduğunu ancak yetmeyeceğini belirten Biden, "Bu nedenle geçenlerde Kıbrıs'a gittim. Son 50 yılda Kıbrıs'ı ziyaret eden en üst düzey Amerikalı yönetici oldum. Çünkü Kıbrıs'ı enerji geliştirmede bütün komşularının iş birliğiyle ilerlemesi konusunda cesaretlendirmek istedim. Bütün Doğu Akdeniz'in hep birlikte gaz pazarları için bir merkez olmasından herkesin istifade edebileceği açık" diye konuştu.
Kritik altyapı projelerini belirlemek ve Avrupa ülkelerinin enerji hatlarıyla birbirilerine olan bağlantılarını güçlendirmek gerektiğini anlatan Biden, "Geçen yıl AB en önemli enerji altyapı projelerini bulmaya yardım edecek bir mekanizma kurdu. Ancak bazı projelere öncelik vermek için zor kararların verilmesi gerekiyor. Destekleri Orta ve Doğu Avrupa'yı entegre etmeye odaklanmak gerekli" dedi.
Biden, yeni AB Komisyonu'nun enerji birliği konusuna odaklanacağı konusunda umutlu olduğunu da ifade etti.
Avrupa'daki ekonomik durumun altyapı projeleri konusunda kararları zorlaştırdığını belirten Biden, "Ama liderlik de böyle durumlarda ortaya çıkar. Liderlik, daha iyi ve daha güvenli bir Avrupa geleceği için vizyona sahip olmak ve tercihleri bugün yapmaktır" görüşünü dile getirdi.
"Liderlik, ülkelerin ortak politika ve yatırım stratejisinde birlikte çalışmalarını da gerektirir" diyen Biden, herkesin sadece kendisi için çalışmasının herkesi zayıflatacağını ifade etti.
Doğu Akdeniz
"Asrın Projesi" diye adlandırılan Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı Projesi'nin başlangıcında çoğu kimsenin bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğine inandığını anlatan Biden, ama ABD'nin liderliği, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'ın kararlılığıyla bu projenin gerçekleştiğini söyledi.
Biden, ABD'nin desteği ve Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Yunanistan, Arnavutluk ve İtalya'nın kararlılığıyla şimdi de ilk defa Hazar gazının Avrupa'ya getirileceğini belirterek, "Bu, Avrupa'da enerji güvenliğinde oyunu değiştirecek" dedi.
Doğu Akdeniz'de İsrail, Türkiye, Mısır, Yunanistan, Kıbrıs ve Lübnan'ın iş birliğinin de Avrupa'ya yeni enerji kaynaklar getirme potansiyeline sahip olduğunu belirten Biden, "Enerji işbirliği, istikrar, refah ve güvenlik için bir araç olarak işleyebilir ve işlemeli de" diye konuştu.
Türkiye
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Türkiye'nin halihazırda petrol için önemli bir dağıtım merkezi olduğunu belirterek, şimdi gaz konusunda da daha büyük bir role hazırlandığını kaydetti.
Biden, Bağdat ve Erbil arasındaki ihracat ve gelir bölüşümü anlaşmasının kendilerini cesaretlendirdiğini belirterek, "Biz de Basra'dan Ceyhan'a stratejik boru hattını desteklemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin stratejik pozisyonu enerji açısından büyük bir değer" vurgusunu yaptı.
Türkiye'nin gelecek yıl G-20'ye ev sahipliği yapacağını hatırlatan Biden, Türkiye'nin enerji verimliliği ve iklim değişikliği konusundaki önemli çalışmaları ileri götürecek liderliğini memnuniyetle karşıladıklarını aktardı.
Joe Biden, Türkiye'nin Avrupa'da genişlemesi beklenen tek gaz pazarı olduğuna dikkati çekerek, ABD'nin Türkiye'ye bu potansiyelini gerçekleştirmede yardıma ihtiyaç duyduğu alanlarda yardıma hazır olduğunu kaydetti.
Toplantıda, aralarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ABD'nin İstanbul Başkonsolosu Charles Hunter, ABD'nin eski Ankara Büyükelçileri Ross Wilson ve Francis Ricciardone, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Turhan, THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu ve Uluslararası Enerji Ajansı Başekonomisti Fatih Birol'un da bulunduğu davetliler yer aldı.
Güvenlik önlemleri
Basın mensupları, otelin basın için ayrılan bölümüne saat 08.30'a kadar alındı. Basın mensupları, malzemelerini basın odasında bırakarak dışarı çıkarılırken, ABD güvenlik ekipleri tek tek malzemeleri ve çantaları inceledi, eğitimli köpekler de aramada kullanıldı.
Gazeteciler daha sonra basın odasına alındı ve tek sıra halinde otelin dışından geçirilerek, toplantının yapılacağı salona getirildi. Yeniden güvenlik aramasına tabi tutulan basın mensupları, görevliler eşliğinde salona girdi.
Akredite olmayan basın mensupları salona alınmadı. İçeriye alınan gazeteciler, toplantı sonuna kadar zorunlu ihtiyaçları dahil dışarı çıkamayacakları konusunda uyarıldı.
Otel çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındığı görüldü.
Muhabir: Andaç Hongur/Muharrem Aksakallı/Andaç Hongur
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
