İSTANBUL
İHH İnsani Yardım Vakfı ile İİT İnsani İşler Departmanınca "İslam Dünyasında Yükselen Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü" temasıyla hazırlanan 5. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı, Holiday Inn İstanbul Airport Hotel'de başladı.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, konferansın açılış oturumundaki konuşmasında, bunun, İİT Genel Sekreteri olarak hitap ettiği son konferans olduğunu söyledi.
Göreve geldiği günden beri önemli çalışmalar yaptıklarını anlatan İhsanoğlu, üye devletler arasında işbirliğinin geliştirilmesi için çok çaba sarfettiklerini dile getirdi.
İhsanoğlu, göreve başladığında Endonezya'da tsunami felaketinin yaşandığını anımsatarak, "O zaman da yardım konusunda önemli çalışmalar yaptık. İlk göreve başladığımda, İİT'de insani yardım konusunda bir sistem, bir hedef yoktu. Ben de bu çabaların, insani yardım kuruluşların arasında özellik büyük felaketlarde önemli olduğunun farkına vardım ve bu alana yoğunlaştık" diye konuştu.
Sivil toplum örgütlerine seslenerek, yapılan çalışmalarda dikkatli, üretici ve yararlı olunması gerektiğine dikkati çeken İhsanoğlu, şunları kaydetti:
"Bunu yapmaya istekli olursanız, o zaman karar vericilerin kapıyı çok daha geniş tutması mümkün olacaktır. Bu meselerle uğraşırken temkinli olmak lazım ki, hükümetler arasında güven vermiş olalım. İİT, siyasi irade ve oy birliğiyle kurulan bir hükümet kuruluşudur. Ancak siz lüften kendinizi serbest hissedin bu süreçlere katılmak için. İİT sistemi içerisindeki sivil toplum örgütlerinin, ortak mekanizmaların teşvik edilmesinde büyük katkıları olacağını düşünüyorum."
Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Tuma: "Bütün kardeşlerimiz özgürlüğümüz için bize yardım etsin"
Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Ahmed Salih Tuma da herkesin İslam dünyasındaki sorunlara kendi sorunuymuş gibi bakması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Suriye halkı özgürlükten başka bir yolu kabul etmiyor. Suriye halkı tüm İslam alemindeki kardeşleriyle kendisini bir görür ve bir yerde bir sorun varsa onlarladır. Bosna'da, Sudan'da ve diğer yerlerde olanları görünce bunlardan büyük üzüntü duyuyoruz. Yaklaşık 50 yıldır Suriye halkını köleleştirmek isteyen bir diktatörlük rejimi altında yaşadık. Bir düşünceden dolayı tutuklananlara 'Siz düşünmeyin. Biz sizin yerinize düşünürüz' diyorlardı. Suriye halkı, onurları ayaklar altına alınmak istenen, aç bırakılıp, göçe zorlanan, rejim tarafından canlı olarak bile kabul edilmeyen, düşmanca bir tavırla karşı karşıya. 'Ya esareti kabul edeceksiniz ya da bu ülkeyi yakacağız' felsefesiyle hareket ediyorlar. Suriye halkının yaşadığı zulüm, modern zamanların en büyük krizlerinden bir tanesidir."
Sosyal adalet asrı denilen bir zamanda bu zulmün yaşandığını aktaran Tuma, "Bu soğuk günlerde çok sorunla karşı karşıyayız. Yaşama tutunmaya çalışıyoruz. Kardeş ülkelerdeki kardeşlerimiz yardımlarını yapıyor ama bundan daha büyüğüne ihtiyacımız var. Bütün kardeşlerimiz özgürlüğümüz için bize yardım etsin. Suriye halkı büyük bir sorunla karşı karşıyaya. Bunun nereye varacağını bilemiyoruz" diye konuştu.
"Dünya Yetimler Günü istiyoruz"
İHH Başkanı Bülent Yıldırım da sivil toplum kuruluşlarının, İslam dünyasının sorunlarını masaya yatırmak için bir araya gelmesinin önemine değindi.
İslam dünyasının tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar sıkıntı içinde olduğunu dile getiren Yıldırım, şunları aktardı:
"Yüzde 90'lık kesim sıkıntı, yüzde 10'luk kesim ise refah içinde yaşıyor. Bu nedenle israf konusunu ele alıp, israfla mücadele içinde olmalıyız. Günlük ihtiyacımızı karşıladıktan sonra imkanlarımızı başkalarına sunmalıyız. Dünyada kayıtlı 200 milyon yetim var. Ne kadarı organ mafyasına, suç örgütlerine yem oluyor? Bunları düşünmeliyiz ve birşeyler yapmalıyız. Bosna savaşının başladığı günü, Dünya Yetimler Günü olarak ilan ettirmek istiyoruz. Böyle bir gün yok. Dini ne olursa olsun, yetimlerimiz için çalışmalar yapılmasını istiyoruz."
İİT üyesi ülkelerden 200'e yakın sivil toplum örgütü temsilcisinin katıldığı konferansla İslam dünyasındaki sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini arttırmak amacıyla ortak projeler geliştirilmesi, tarihi ve kültürel bağların güçlendirilmesi ve geleceğe yönelik sivil düzeyde ilişkilerin arttırılması hedefleniyor.
Tarihi ve kültürel zemin bağlamında sivil toplum kuruluşlarının ele alınacağı konferansta, İslam coğrafyasında yaşanan siyasi, ekonomik ve kültürel sorunlara dair yakın ve uzun vadede gerçekleştirilmesi gereken projelerle ilgili sivil toplum kuruluşlarının rollerine ilişkin öngörülerde bulunulacak.
İki gün sürecek konferansta, bilimsel sunumlar, tartışma oturumları ve atölye çalışmaları da yapılacak.