31 Ocak 2016•Güncelleme: 01 Şubat 2016
İSTANBUL
Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara, İran'da Ayetullah Mekarim Şirazi'ni himayesinde düzenlenen "Çağdaş Tekfiri Akımların Tehlikesi ve Ulemanın Sorumluluğu" konulu toplantıya davet edilmesine rağmen, konuşma hakkı verilmedi.
Prof. Dr. Büyükkara, "Dini Aşırılığın İki Yüzü: Tekfircilik ve Mezhepçilik" başlıklı konuşmasını yapmasına fırsat verilmemesine Twitter hesabı üzerinden de tepki gösterdi.
Konuya ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Büyükkara, böyle bir tavrın gösterileceğini tahmin ettiğini, daha önce de benzer toplantılarda bu tür tecrübelerin yaşandığını söyledi.
Toplantıya gitmeden, kendisine konuşma verileceğinin teyidinin Kültür ateşeliğinden alındığını belirten Büyükkara, şöyle konuştu:
"İranlıların misafirlerini teşrifat, izzet ve ikramda her zamanki gibi tam puan aldıklarını söyleyebiliriz. Ama bizim niyetimiz tabii ki hoş vakit geçirmek değildi. Dini Aşırılığın İki Yüzü: Tekfircilik ve Mezhepçilik başlıklı konuşmamızı yapacaktık. Türkiye'den tek ben olmama ve teyit almama rağmen ne yazık ki konuşma hakkı verilmedi. Toplantı, Şia ve İran'daki 'resmi' Sünni ulemanın, Irak, Senagal, Nijerya ve Pakistan gibi birkaç ülkeden alimin 5-10 dakikalık mücamele (hoş sözlerle karşılıklı paslaşma) cinsinden konuşmasıyla sona erdi. Maksada ulaştırmayacak ve daha çok İran'ın propaganda aracı olarak hizmet gören bu tür toplantılara katılırken 10 defa değil 100 defa düşünmek lazım" dedi.
"Söz verilmeyince sesimizi duyuramadık"
Prof. Dr. Büyükkara, konuşmasın izin verilmemesine gerekçe olarak vakit darlığının gösterildiğini aktararak, şunları kaydetti:
Diğer ülkelerden söz verilen konuşmacılar çok önemli şeyler de söylemediler. Orada Türkiye'ye bir söz hakkı verilmesi gerekirdi. Hakiki niyetlerini tabii ki okuyamam, fakat ben orada kendimi küçültülmüş hissettim. Daha evvel teyidini aldığımız bir hakkın verilmemiş olması bizi fazlasıyla incitti. Nihayet o kadar yolu orada göstermelik oturmak, adımızı listeye kaydettirmek için katetmedik. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Tekfir gibi önemli bir konu bir güne sığdırılamaz. Sünni dünyadan çok sayıda insanı davet etmişler ki onların bir çoğuna da konuşma hakkı verilmedi. Onların yerine İran'ın Sünni bölgelerindeki bazı resmi temsilciler konuştu.
Tekfir konusunda bizim de söyleyeceklerimiz vardı. Tebliğimizi Arapça sunacaktık, iyi bir hazırlık yapmıştık. Mesajım şuydu: Tekfircilik elbette DAEŞ, El-Kaide gibi örgütlerle gün yüzüne çıkan büyük bir sorun. Fakat bir diğer sorun daha var ki onu da görmezlikten gelemeyiz. Bu da mezhepçiliktir. Mezhebi esas alarak insanların ayrımcılığa uğraması, buna dayanılarak haritaların çizilmeye çalışılması, ülkelerin sınırlarının yeniden belirlenmesi, karşıtlık ve yandaşlıkların buna göre ayarlanması, mezhep üzerinden siyaset yapılması dini aşırılığın bir diğer yüzüdür. İran İslam aleminde şöyle bir algı yaratmak istiyor; 'İslam ile Vehhabiliğin bir savaşı var'. Bir tarafta İran, Şiiler ve Sünni Müslümanların büyük bir bölümü; diğer tarafta ise ele avuca sığmayan Tekfirci gruplar. Bu tam olarak doğru değil, kısmen doğrudur. Soruna tek taraflı bakmaktır. Diğer tarafta da tekfirciliği besleyen ve azdıran mezhepçilik var. Mezhebi esas alarak yapılan tecavüz ve saldırganlıklar var. DAEŞ’in videoda gösterdiği iğrençliklerin aynısını videoya kaydetmeden yapan Iraklı ve Suriyeli Şii örgütler var. Biz tebliğimizde hadisenin bu tarafına da değinmek istedik. Söz verilmeyince sesimizi duyuramadık. Beni kızdıran bu oldu".
Büyükkara, İran ve ulemasıyla hala diyaloğun devam etmesinden yana olduğunu, ancak İran'ın sık sık düzenlediği bu tür Vahdet, Takrib adı altındaki toplantıların artık kabak tadı verdiğini ve İranlı yetkililerin ve alimlerinin bunu anlamış olmaları gerektiğini söyledi.
“İran'a gidilmesin” diyen kesime katılmadığını vurgulayan Büyükkara, "İslam dünyasında büyük bir kaos var. Bunun giderilmesi, kanın durması için insanların bir araya gelip toplanması, konuşması lazım. Ama bu tür toplantılar, son katıldığım bu toplantının mantığıyla olmaz. Öyle olunca taraflar da inciniyor; zira oraya çağrılıyoruz, konuşturulmuyoruz, konu mankeni yerine konuyoruz" dedi.
"Böyle reklam kokan toplantılarla bir yere varılmaz"
Toplantıda bazı görsellere de yer verildiğini dile getiren Büyükkara, burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Barack Obama'nın birlikte bir fotoğrafının gösterildiğini aktararak, şunları kaydetti:
"Ortadoğu'da yaşanan karmaşada ABD ile Türkiye arasında bir iş birliği varmış gibi yansıtılmaya çalışıldı. Heyete, Avrupa'nın tekrarladığı 'DAEŞ'in arkasında Türkiye var' şeklindeki iddialara gönderme yapılarak, dini bir toplantıda böyle yanlış siyasi mesajların verilmesinin doğru olmadığını söyledim. Beni sinirlendiren mesele sadece konuşturulmama değil, bu tür mesajların da verilmesiydi. Böyle reklam kokan toplantılarla bir yere varılmaz. Din alimlerinin bir araya geldiği toplantılarda siyasi konular ele alınmamalı. Bu toplantılarda kavga olmamalı, sorunlar açık bir şekilde konuşmalı ve ciddi kararlar alınmalı."
Muhabir: Semra Orkan