İSTANBUL
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, TÜSİAD'ın 44. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, çözüm süreci ile ilgili tartışmaları, bölgesel sarsıntıları, Gezi olaylarını, yeni anayasa çalışmalarının sonuçsuz kalmasını, hala süren yolsuzluk ve hukuksuzluk iddialarıyla çerçevelenmiş siyasi depremi düşündüklerinde 2013'ün ağır bir dönemi ve yüklü miktarda sorunu yeni yıla devrettiğini kaydetti.
Yılmaz, ekonomik ve stratejik olarak dünyanın yeni çerçevesinin çizildiği bir ortamda Türkiye'nin kendisini tüketen, şiddetli, yıkıcı ve kazanımı olmayacak bir kavga ile enerjisini harcadığını söyledi.
"Gözleri kör eden söz konusu kavganın temelinde hukuk devleti, güçler ayrımı, temiz siyaset gibi vazgeçilmez demokratik kavramlar konusundaki zaafların yattığının açık olduğunu" iddia eden Yılmaz, meseleye sistemi, kurumları altüst ederek çözüm bulmaya çalışmanın doğru olmadığını düşündüklerini vurguladı. Yılmaz, "Diğer yandan devletin güvenlikle ilgili kurumlarında yaşananlardan sonra bu kurumların daha önce nasıl işlediğini, bundan böyle nasıl işleyeceğini sorgulamadan da edemiyoruz" dedi.
Emniyet güçleri ve yargı içerisinde varlığı ortaya çıkan gruplaşmaları ve bu gruplaşmaların örgütlü niteliğini devletin kurumsallığı açısından kabul edilemez bulduklarına işaret eden Yılmaz, siyaset dışı örgütlenmelerin, devlet kurumları aracılığıyla siyaseti etkilemeye çalışmasının herkesi tedirgin ettiğini dile getirdi.
Birbiri ardına hazırlanan bir takım kanunların kendilerini tereddüte düşürdüğünü aktaran Yılmaz, "İnternette özgürlük sınırlarını düzenleyen kanun tasarısının iletişim özgürlüğü üzerine kara bir bulut gibi çökeceği görüşü hayli yaygın" ifadelerini de kullandı.
HSYK düzenlemesi
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu (HSYK) düzenleyen yeni kanun teklifinden büyük rahatsızlık duyduklarını vurgulayan Yılmaz, "Hem 1982 Anayasası'na ilişkin, hem de 2010 Anayasa değişikliğinde sakıncalarına işaret ettiğimiz, HSYK modelini bugün bir kez daha değiştiren gündemdeki kanun teklifi, son günlerde izlediğimiz çatışmayı, yürütmenin yargı üzerindeki etkisini biraz daha artırarak aşmaya çalışmaktadır" ifadelerini kullandı.
Kanun teklifinin bağımsızlığı tartışmalı olan HSYK yapısına yeni sorunlar ilave edeceğini bildiren Yılmaz, çözümün yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlayacak ve Kopenhag kriterlerine uygun bir anayasal reformda yapmak olduğunun altını çizdi.
TÜSİAD Başkanı Yılmaz, şunları kaydetti:
Bu iki örnek tek başına yeterli olabilecekken, bunların üzerine bir de, ülkenin Başbakanı dahil tüm vatandaşlarının mahremiyetlerinin kolayca ihlal edilebildiğini, insanların keyfi suçlamalara maruz kalabilecekleri, adil yargılanma hakkından kolayca mahrum edilebilecekleri inancının yerleşik hale geldiğini, Türkiye'nin ağır yolsuzluk iddialarının üstesinden hukuk yoluyla gelemeyen bir ülke olarak anılmaya başlandığını ekleyiniz, düşününüz. Böyle bir algının, böyle bir tablonun, dostlarımızın ve Türkiye ile ilgilenen yatırımcıların zihninde, "Türkiye hangi dünyaya ait" tarzında bir soru oluşturmasını sizler kabul edebilir misiniz?
Böyle bir ülkeye yabancı sermayenin gelmesi mümkün değildir. Son yıllarda artan refahımızı, yurt dışından kaynak aktararak tasarruf açığımızı kapatabilmemize, yatırım sermayesi çekebilmemize borçluyduk. Bu cazibemizi yitirdiğimizde, refah düzeyimizin gerilemesi riskiyle karşı karşıya kalacağız.”
"Dış politika dünya gerçeklerini dikkate alan bir zemine oturmalı"
Dış politikanın duygusallıktan uzak, dünya gerçeklerini dikkate alan bir zemine oturması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:
"Geçenlerde yaptığı bir konuşmada, Sayın Başbakanın da Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e atıfta bulunarak çizdiği tablonun geçerliliğine yürekten inanıyoruz. Sayın Başbakanın kendi ifadesiyle, 'Devletlerin ilişkileri, intikam, nefret, öfke hissiyle yürümez. İşte bunu en iyi bilenlerden bir tanesi de, Gazi Mustafa Kemal'di'. Batılı devletleri en iyi tanıyan Mustafa Kemal, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan ettikten sonra, işte bütün bu devletlerle, barışa, dostluğa ve işbirliğine dayalı bir süreci başlattı. Onlara kin tutmadı. İntikam hissiyle yaklaşmadı'. İki büyük savaştan çıktıktan sonra Atatürk, komşularına ve batı dünyasına bu şekilde bakabiliyorsa, bugün bizler bu anlayış ve tutuma çok daha yakın olmalıyız.
Toplumun önüne yeni bir mutabakatın ilkelerini, yeni bir 'biz' tahayyülünün ipuçlarını koymak; insanların kalbine geleceğe güven duygusunu yerleştirmek de mümkün. Bunun için sadece siyaset sahnesinin değil, tüm toplumun demokratikleşmesi, sisteme ve adalete güveni tesis edecek adımların atılması, hoşgörünün genişletilmesi, gündelik hayata ve dile sinmiş nefret söylemlerinin reddedilmesi, kadının gündelik hayattaki rolünün genişletilmesi gerekiyor. Bu ilkelerin üzerinde yükselen bir toplumsal dönüşümü başlatmak mecburiyetindeyiz. Siyaseti, hukuku ve eğitimi yeniden yapılandırarak bir zihniyet değişimine kapı açmalı ve bu kapıyı sürekli açık tutacak yeni bir anayasa hazırlamalıyız."
TÜSİAD'dan 10. öncelikli alan
Yılmaz, konuşmasında Türkiye'nin gündeminde olması gereken, 10 öncelikli alanı ve bu alandaki beklentilerini şöyle sıraladı:
"Mevcut Siyasi dalgalanmanın ve 2014 yılında gerçekleştirilecek seçimlerin muhtemel ekonomik etkilerini bertaraf ederek yeniden yüksek büyüme patikasına dönülmesi; yargı bağımsızlığı tartışmasının Kopenhag siyasi kriterleri çerçevesinde çözülmesi; Türkiye'yi terör ve şiddet ortamından kalıcı bir şekilde arındıracak olan 'Çözüm Sürecinde' şeffaf, kararlı ve somut adımlar atılması; AB müzakere fasıllarında, başta yargı ve adalet sistemi ile ilgili olan 23. ve 24. başlıklar olmak üzere, en az 3-4 yeni başlık açılması; seçim sisteminin 2015 yılı genel seçimlerinde uygulanmak üzere, çağdaş normlar çerçevesinde gözden geçirilmesi ve özellikle yüzde 10 barajının indirilmesi.
Merkez Bankası'nın yüzde 5 olan sene sonu enflasyon hedefini yakalaması; rekabet gücünün teknoloji ve inovasyon temelli olarak yükselmeye odaklanılması ve bu yönde destekleyici mevzuatın geliştirilmesi. 21. yüzyıl becerilerini kazandıracak çağdaş normlar ile şekillendirilmiş uzun erimli eğitim politikalarının yürürlüğe konması. İnternet düzenlemeleri başta olmak üzere ifade, toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi temel hak ve özgürlüklerin alabildiğince genişletilmesi. İtibarı, sürdürülebilirliği ve refahı gözeten bir dış politika anlayışının benimsenmesi."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
