22 Haziran 2017•Güncelleme: 22 Haziran 2017
İSTANBUL
Ülkelerinde 6 yıl önce başlayan iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan, bir yandan Türk toplumuna uyum sağlamaya, bir yandan da hayata tutunmaya çalışan Suriyeliler, yaşadıkları belirsizliklerin giderilmesini ve statü sorununun çözülmesini talep ediyor.
İstanbul'daki 540 bin sığınmacının büyük bölümü Fatih, Küçükçekmece, Bağcılar, Sultangazi ve Esenyurt'ta yaşıyor. Kimi Suriye'deki mesleğini İstanbul'da da yapmaya devam ederken, kimi farklı iş sahalarında geçimini sağlamak için gayret sarf ediyor.
Temel sorunları ucuz işçilik, işsizlik, sağlık, eğitim ve hukuki durum olan Suriyeliler, bu konularda yaşadıkları problemlerle ilgili acil önlemler alınmasını istiyor.
Şam'dan Türkiye'ye sığınan 32 yaşındaki İngilizce öğretmeni Rima Hüseyin, aynı zamanda Uluslararası Doktorlar Derneği'nin Zeytin Dalı Projesi'nde psiko-terapi tercümanı olarak çalışıyor.
Hüseyin, Türkiye'de ne kadar kalacaklarından emin olmayan Suriyelilerin entegrasyon sürecinde öğretmenlerin aktif olarak görevlendirilmesinin, Türkiye'nin yükünü hafifleteceğini düşünüyor.

İstanbul'da UNICEF'in desteklediği bir okulda öğretmenlik yapan Rima Hüseyin, öğretmenliğe başlama hikayesini ise "Bu işi yapmaya karar verdiğimde ne okul vardı ne de öğrenci. Sokaklardan topladım Suriyeli çocukları. Mendil satıyorlardı, dileniyorlardı. Köhne bir binayı kendi çabamızla okul haline getirdik. Bu gayretlerimizin görülmesini, değerlendirilmesini istiyoruz." diyerek anlattı.
Her tür zorluğa rağmen Türkiye'yi çok sevdiklerini, Avrupa'ya geçmek istemediklerini dile getiren Hüseyin, ''Bütün bu zorluklara rağmen Türkiye'den Avrupa'ya geçmek gibi bir düşüncemiz yok. Burada her şeye sıfırdan başladık. Yeniden yeniden bu süreci yaşamak istemiyoruz. Türkiye dini ve kültürel anlamda da kendimizi iyi hissettiğimiz, istediğimiz gibi yaşadığımız Müslüman bir ülke. Türkiye'yi seviyoruz.'' diye konuştu.
"Biz de iyi bir hayat kuralım istiyoruz"
Ülkesindeki savaştan kaçarak 5 yıl önce Türkiye'ye yerleşen ve 22 yıldır yaptığı berberlik mesleğine İstanbul'da devam eden 33 yaşındaki Ali Ebu Ali, İstanbul'a ilk geldiğinde zorluk yaşadığını belirtti.
Türkmen olduğu için dil konusunda fazla sıkıntı çekmediğini ancak Suriyeli Araplar açısından Türkçe bilmemenin sorun olduğunu, onlara da ellerinden geldiğince tercümanlık konusunda yardımcı olmaya çalıştıklarını anlatan Ebu Ali, "Çalışan Suriyelilerin maaşları az oluyor, bazen insanların hakkını yiyorlar. Lokantalar günlük 25-30 liraya eleman çalıştırıyor. Sabahtan akşama kadar çalışıyorlar ama sigortaları yok. Çalışma koşullarıyla ilgili daha güzel şeylerin olmasını istiyoruz. Vatandaşlığa geçişten bahsediliyor ama kimsenin aldığını duymadık. Biz de iyi bir hayat kuralım istiyoruz." dedi.
"Bizim içimizde deprem oldu"
Suriye'deki savaşta evi yıkılan ev hanımı 33 yaşındaki Zehra Mustafa da eşi ve iki çocuğuyla ülkesini terk etmek zorunda kalanlardan. Yaklaşık 5 yıl önce Türkiye sınırına gelen, daha sonra çocuklarına daha iyi yaşam şartları sunabilmek adına Gaziantep'e yerleşen Mustafa, akrabalarının da etkisiyle son 8 aydır İstanbul'da yaşıyor.
Birçok Suriyeli gibi Avrupa'ya göç konusuna sıcak bakmadığını dile getiren Mustafa, eline fırsat geçmesine rağmen gitmediğini, Türkiye'yi vatanına daha yakın gördüğünü, buradaki insanları daha sıcak ve merhametli bulduğunu söyledi.
Suriye'de devam eden savaşı izlediğinde oradaki insanlar için dua etmekten başka bir şey yapamadığını ifade eden Mustafa, "Bizim içimizde deprem oldu. Bazen baktığımda, izlediğimde kaldıramıyorum. Ama yaşamak, ayakta durmak zorundasın. Çocuklarım var, Allah hiç kimseye yaşatmasın çok zor." diyerek duygularını dile getirdi.
Muhabir: Gülsüm İncekaya, Çiğdem Alyanak, Muhammed Shekh Yusuf