ANKARA
Meslek öncesi eğitimlerini başarıyla tamamlayan ve mesleğe kabullerine karar verilen avukatlık mesleğinden geçen 3. dönem 345 adli yargı hakim ve Cumhuriyet savcı adayları ile avukatlık mesleğinden geçen 1. dönem 82 idari yargı hakim adaylarının kura töreni MEB Şura Salonunda yapıldı.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, törende yaptığı konuşmada, tarihi bir adım atarak Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesiyle görevli mahkemeleri kaldıracaklarını bildirdi.
Yeni bir adım attıklarını ifade eden Bozdağ, şunları kaydetti:
"TMK 10 ile görevli mahkemeleri kaldırıyoruz. TMK 10. maddeye göre imtiyazlı olan soruşturma ve kovuşturma usulünü kaldırıyoruz. CMK 250. maddesine göre kurulmuş görevli mahkemeleri kaldıran düzenleme ile beraber geçici bir madde düzenlemiştik ve o zaman bu mahkemelerde görülen davaların, davalar sona erinceye kadar devamına imkan sağlayan bir geçici madde koymuştuk. Bu geçici maddeyi de yürürlükten kaldırıyoruz. Ağır ceza mahkemelerindeki bu üçlü ayrıma son veriyor, savcılar ve hakimler arasındaki farklı soruşturma ve kovuşturma usullerine son veriyoruz. Hukuk devletinin gereği olarak bugüne kadar yapmamız gerekirken bazı nedenlerle yapamadığımız tarihi bir adımı önümüzdeki günlerde atacağız.
Kanunu Meclis'e gönderiyoruz, seçim nedeniyle Meclis tatile girmeden önce de bu yasal düzenlemeyi yapacak. TMK 10 ve CMK 250'ye göre görevli mahkeme uygulamasına, bunlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma usullerindeki farklılıklara son veriyoruz. Bu da hukuk devleti bakımından son derece önemli, tarihi bir adımdır diye düşünüyoruz."
"Her daim adil olun ve adaletle karar verin"
Hakim ve savcı adaylarına seslenen Bozdağ, hakim ve savcıların her zaman anayasa, hukuk, kanun ve vicdani kanaatlerine bağlı olmasını, kararlarını buna göre vermelerini istedi. Bozdağ, şunları kaydetti:
"İnsanların bu bağlılığınızdan şüpheye düşmesine izin vermeyin. Davacı ya da davalıya, müşteki veya şikayet edilen veya suçtan zarar görene karşı olan muhabbet veya husumetiniz sizi adalete uygun davranmaktan, adil kararlar vermekten asla ayırmasın. Her daim adil olun ve adaletle karar verin, adaleti ayakta tutun. İşlerinize ve kararlarınıza dünya görüşünüzü, siyasi fikirlerinizi inançlarınızı, kabullerinizi ve retlerinizi asla katmayın. Davanın taraflarının ya da soruşturmanın taraflarının dünya görüşü, siyasi fikri, inancı sizi esir almasın ve sizi esir almasına ve etkilemesine asla izin vermeyin. Eğer bunların sizi etkilemesine izin verirseniz, orada bağımsız bir hakim ve savcıdan, tarafsız bir hakim savcıdan bahsetme imkanı olmaz. Bağımsızlık da tarafsızlık da yok olmuştur demektir."
Hakim ve savcı adaylarının hukukun ve yargının siyasallaşmasına da siyasallaştırılmasına da izin vermemelerini isteyen Bozdağ, "Bilinmeli ki hukuk ve yargı hiçbir kirli hesabın mazereti, perdesi ve kılıfı yapılmamalı" dedi. Yargıçlar egemenliği, jüristokrasiden herkesin kaçınması gerektiğine işaret eden Bozdağ, bundan yargının da hakim ve savcıların da büyük zarar göreceğini söyledi.
Kuvvetler ayrılığı
Bakan Bozdağ, Anayasa'da kuvvetler ayrılığının son derece önemli olduğunu belirterek, yasama, yürütme ve yargının, Anayasa ve yasaların çizdiği sınırlar içinde kalması, kendine çizilen sınırı aşmamasının, hukuk devleti anlayışının sağlıklı yürümesi bakımından son derece önemli olduğunu vurguladı.
Kuvvetler ayrılığının, Anayasa'da öngörülen devlet organizasyonuna hayat veren en önemli unsur olduğunu anlatan Bozdağ, bu ayrılığı, uyumlu bir iş bölümü içerisinde çalışma olarak anlama ve uygulamanın, yasama, yürütme ve yargının görevi olduğunu söyledi. Bozdağ, "Eğer bu ayrılığı, kurumlar, organlar arası rekabet, organlar arası üstünlük, çatışma olarak görür ve uygularsak, bundan elbette ki hukuk devleti de herkes zarar görür. Bu konuda herkesin hassasiyetle davranmasında büyük fayda var" diye konuştu.
Soruşturmanın gizliliği
Adalet Bakanı Bozdağ, soruşturmanın gizliğinin de son derece önemli olduğuna işaret ederek, soruşturmanın gizliğinin, delillerin toplanması, suçların faillerine ulaşılması bakımından kolaylık sağlanmasının yanı sıra insanların hukukunu, onurunu, haysiyetini ve şerefini korumak için de önemli olduğunu belirtti. Bozdağ, şunları söyledi:
"Eğer soruşturma sırasında gizliliğe riayet etmezsek, insanların hukukunu, onurunu korumaya riayet etmezsek, şüpheli kişilerin daha başta toplum nazarında mahkum olmasına, lekelenmeme hakkının çiğnenerek, lekelenmesine yol açmış oluruz ki, bunu korumakla en başta görevli olan yargı mensupları elbette ki gerekli hassasiyeti ve özeni göstermelidir."
Adli sicil istatistik rakamlarını da paylaşan Bozdağ, 2012'de Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinde açılan davalarda 3 bin 20 davanın mahkumiyet, bin 942 davanın beraatle sonuçlandığını bildirdi. Ağır Ceza Mahkemelerinde ise aynı yıl 180 bin 307 davada mahkumiyet, 89 bin 283 davada beraat kararı verildiğini kaydeden Bozdağ, takipsizlik kararıyla sonuçlanan soruşturmaların bu rakamlar içinde olmadığını söyledi.
Bu rakamların hukuk devleti açısından üzüntü verici olduğunu dile getiren Bozdağ, çocuk mahkemelerinde açılan davaların neredeyse yüzde 60'ında çocukların yargılandığını, mahkemelerin huzuruna çıkarıldığını, daha sonra beraatlerine karar verildiğini bildirdi.
Asliye Ceza Mahkemelerinde de yargılamaların neredeyse yüzde 50'sinin beraatle sonuçlandığını aktaran Bozdağ, "Yargılamaya başlıyoruz, sonuçta 'suçsuzsun' diye beraat veriyoruz. Ağır Ceza Mahkemelerine baktığınızda da neredeyse yüzde 50'si, ağır suç isnatlarıyla yargılanıyor, sonuçta beraat ediyor. Bu, soruşturma sırasında usul kurallarının yeteri kadar titizlikle uygulanmadığını ve dosyada gerekli deliller toplanmadan davaların açıldığını gösteren en önemli gösterge" diye konuştu.
Hakim ve savcılara tavsiyeler
"İddianamenin iadesi" usulünün bunları önlemek, çalakalem iddianame hazırlanmasını ve dava açılmasının önlenmesi için getirildiğine dikkati çeken Bozdağ, ancak bunun sağlıklı uygulanmadığını ifade etti. Bakan Bozdağ, şunları kaydetti:
"Onun için göreve yeni başlayacak hakim ve savcılara tavsiyem, eğer soruşturma sırasında vicdani kanaatiniz, anayasa, hukuk ve kanunlara göre edindiğiniz kanaat takipsizlik vermeyi gerektiriyorsa hiç çekinmeden verin. Eğer suçlu olduğuna kanaatiniz var, cezalandırılması gerekiyorsa elbette dava açınız. 'Ben davayı açayım, mahkeme kararını versin, bir eksiklik olursa mahkeme tamamlar, düzeltir' dersek kendimiz hukukun bize çizdiği sınırı çiğnemiş oluruz. Soruşturma sırasında gelen kişiler çok ağır suçlar da işlemiş olabilir. Deliller onu da gösterebilir. Ama hiç unutmayalım, işledikleri iddia edilen suç ne kadar ağır olursa olsun bizim karşımızdaki insandır. Onun insan olduğunu asla unutmadan, soruşturma ve kovuşturmayı yürütmek bizim için en önemli vazifedir. Eğer karşımızdakilerin insan olduğunu unutursak o zaman başkaca yanlışlar yaparız. Bir de bugün soruşturan biziz, yarın hakimin, savcının huzuruna biz de çıkabiliriz. Bizim bir yakınımız da çıkabilir. Onun için soruşturmayı ve kovuşturmayı yürütürken de empatiyi asla elden bırakmamalı ve yargının içine acımasızlığı değil, mutlaka merhameti de koymalısınız. Merhameti çıkardığınızda o zaman yargı başka bir noktaya doğru gidebilir."
Konuşmaların ardından, HSYK Birinci Daire üyelerinin huzurunda başlatılan kura ile hakim ve savcıların görev yerleri belirlendi.
Konu tamamıyla Meclis'e ait
TMK 10. maddesiyle görevli mahkemelerin kaldırılmasıyla ilgili sorular üzerine Bozdağ, yapılacak düzenlemenin şu anda Anayasa Komisyonu'nda görüşülen demokratikleşme paketiyle birlikte geçirilebileceğini, bu konunun tamamıyla Meclis'e ait olduğunu söyledi.
Düzenlemeyle TMK 10'a göre yapılan soruşturma ve kovuşturma usulü uygulamasına son verileceğini bildiren Bozdağ, şöyle devam etti:
"Ayrıca CMK 250, maddeye göre görevli mahkemeler vardı. Onların kaldırılmasına ilişkin tasarı Meclis'te kabul edilmişti. Ancak görülen davalar sonuçlanıncaya kadar mahkemelerin devamı yönünde geçici bir hüküm konulmuştu, geçici 2. madde. Yapılacak düzenlemeyle bu geçici 2. madde de yürürlükten kaldırılacak.
Uygulamamızda mevcut bulunan TMK 10 ile görevli ağır ceza mahkemeleriyle eski CMK 250'ye göre görevli ağır ceza mahkemeleri kaldırılmaktadır. Bunların soruşturma ve kovuşturma sırasında diğer soruşturma ve kovuşturmalardan farklı olarak sahip olduğu bir takım usuli farklılıklarda ortadan kaldırılmaktadır. Şu anda ilk derece mahkemelerinde görülen davalar ilgisine göre görevli ve yetkili mahkemelere intikal etmiş olacak. Önemli bir adım. Yargı içerisinde üç tane farklı ağır ceza mahkemesi uygulaması, iki, üç, ayrı soruşturma uygulaması sona eriyor. Hayırlı olsun."
"Kesinleşmiş davalar etkilenmeyecek"
Yapılacak düzenlemeden kesinleşen davaların etkilenip etkilenmeyeceğinin sorulması üzerine Bozdağ, şunları söyledi:
"Bu düzenlemelerden kesinleşen davaların etkilenmesi söz konusu değil. Bu, görülmekte olan davalarla ilgili belki görevli mahkemelerin değişmesi sonucunu doğuracaktır. Yani TMK 10'a göre görevli ağır ceza mahkemeleri değil de diğer ağır ceza mahkemelerine dosyalar devredilmiş olacaktır. Ancak hükme bağlanmış olan, hükme bağlanıp kesinleşmiş olan davalar bundan etkilenmeyecektir. Yalnız kesinleşmemiş davalar Yargıtay tarafından bozmaya tabi olursa onlar da yeni usule tabi olacaktır."
"Geçici 2. maddenin kaldırılması kesinleşen davalar açısından görev uyuşmazlığı çıkarmayacak mı? Adalet Bakanlığı bu konuda kanun yararına bozma yoluna gidemez mi?" sorusuna da Bozdağ, şu yanıtı verdi:
"Hayır çıkarmayacak. Bir uyuşmazlık çıkması söz konusu değildir. Orada bir sıkıntı yok. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yoluna gitmesi de kanunen mümkün değil. Çünkü kanunen temyiz yoluna gidilmeden kesinleşen konulara ilişkin Bakanlığın böyle bir yetkisi var. Ama bunlar temyize tabi olduğu için temyiz yoluna başvurulduğu için Adalet Bakanlığının böyle bir yola başvurma imkanı yok."
Yeniden yargılama konusunun kamuoyunda tartışıldığını, Adalet Bakanlığının da bu konu üzerindeki çalışmasının sürdüğünü söyleyen Bozdağ, çalışma bittiği zaman kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi. Bozdağ, şu anda üzerinde çalıştıkları TMK 10 ve CMK 250 ile görevli mahkemelerin kaldırılması konusuyla yeniden yargılama konusunun ayrı olduğunu vurguladı.
Demokratikleşme Paketi içine koyacağız
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin , "Demokratikleşme Paketi"nin TBMM Anayasa Komisyonu gündeminde olduğunu belirterek, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin değişikliğin paketin içine gireceğini ifade etti. Ünal, "Demokratikleşme ile ilgili yapacağımız diğer bazı düzenlemeleri de paketin içine koyacağız" dedi.
Ünal, "Demokratikleşme Paketi"nin yerel seçimler öncesinde yasalaşacağını kaydetti.
TMK 10. madde ile görevli mahkemelerin kaldırılmasıyla ilgili yapılacak düzenleme kapsamında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda da değişiklik yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine Bozdağ, bu konuların hepsinin düzenleme içinde yer alacağını bildirdi. Bozdağ, "Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki usul ne ise bundan sonra bütün soruşturmalar için aynı olacaktır" dedi.
Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesinde yer alan soruşturma ve kovuşturma usulüne ilişkin düzenlemelerin neredeyse tamamının kaldırılacağını anlatan Bozdağ, şöyle devam etti:
"Savcının soruşturma ve kovuşturma sırasında diğer savcılardan farklı kullanabileceği bir üslubu olmayacak. Sadece bir veya iki istisna olabilir. Onun dışındaki bütün usuli imtiyazları ve istisnaları kaldırıyoruz. Yani bu kalacak istisnalar da soruşturma ve kovuşturmanın esasına veya usulüne ilişkin, şüpheli veya sanıkların aleyhine hususlar olmayacak. Örneğin adli tatilde de bu tür davaların görüşülmesi konusu muhafaza edilecek. Bunlar adli tatilde de görülebilecektir. Bunun gibi bir iki tane istisna olacak. Onun dışındaki bütün usuli farklılıkları yürürlükten kaldırıyoruz."
Adalet Akademi Başkanının açıklamaları
Adalet Akademi Başkanı Hüseyin Yıldırım'ın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile ilgili düzenlemeyle ilgili eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Bozdağ, yapılacak HSYK düzenlemesinin, Anayasa'nın 159. maddesindeki halkoylamasıyla getirilen değişikliği ortadan kaldıran bir düzenleme olmadığını ifade etti. Bakan Bozdağ, "Bu düzenleme Anayasa'nın 159. maddesinin yasayla düzenlemeye imkan verdiği konularda düzenlemeler içermektedir. Şu anda görüşmeler TBMM'de belli aşamada durdu. Önümüzdeki günlerde bu teklifi yasalaştıracağız. HSYK ile ilgili kısımlarda bazı değişiklikler yapılabilecektir" diye konuştu.
Geniş kapsamlı, çok boyutlu çalışma
Yeniden yargılamayla ilgili yapılacak düzenlemelerin sorulması üzerine Bozdağ, konuyla ilgili çalışmaların sürdüğünü, yapılacak düzenlemenin yansımaları çok boyutlu, geniş kapsamlı bir çalışma yaptıklarını anlattı.
Fatih Hilmioğlu'nun sağlık durumu
Bakan Bozdağ, Fatih Hilmioğlu'nun sağlık durumuyla ilgili rapora ilişkin sorular üzerine, "Sağlık raporları olumsuz raporlar olarak görülüyor. Yeni bir rapor istenirse bunun kararını adli tıp verecektir veya başka yere müracaat ediyorsa oralar verecektir. Bizim bir şey söylememiz doğru değil. Ayrıca Anayasa Mahkemesi kendi kararını kendisi verecektir. Mahkemenin kararına ilişkin şimdiden bir değerlendirme yapmamız yanlış olur" dedi.
Bakanlarla ilgili fezlekeler
Bakan Bozdağ, "Bakanlarla ilgili fezlekeleri ne zaman göndereceksiniz?" sorusuna, "Fezlekelerle ilgili daha önce de açıklama yaptım, aynı açıklamam geçerliliğini koruyor" yanıtını verdi.
"Özel hayatın gizliliğine ilişkin yasal düzenlemeyle fişlemelerin önüne nasıl geçilecek?" sorusu üzerine Bozdağ, şunları söyledi:
"Bizim yasalarımızda fişlemeyi yasaklayan hükümler var. Fişlemeleri suç kabul eden hükümler var. Bunlara ilişkin cezai müeyyideler öngören hükümler var. Önümüzdeki zaman içerisinde bu alanda özel hayatın gizliliğini ihlal eden, insanların lekelenmeme hakkını zedeleyen konularla ilgili de önemli adımlar atacağız. Bu çerçevenin içerisinde, TMK 10 ile ilgili mahkemeleri kaldıran düzenlemenin içerisinde bu alanda da önemli değişiklikleri hep beraber yapacağız."
"Türkiye'de fişleme yok"
Bekir Bozdağ, "Emniyette yapılan görevden almaların daha önce yapılan fişlemeler dayandırıldığı iddia ediliyor. Eğer fişleme yoksa bu görevden almaları nasıl yorumlamak lazım?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Türkiye bir hukuk devletidir. Türkiye'de fişleme yoktur. Fişleme vardır diyenler yalan söylüyorlar. Hükümete dönük bir karalama kampanyası içindeler. AK Parti iktidarları döneminde insanları kodlayan, fişleyen bütün uygulamalara geçmişe dönük olanlar da dahil hepsine son verilmiştir. Böyle bir şey yoktur. Olması da mümkün değildir. Görevden el çektirme diye bir şey de yok, görev yeri değişiklikleri yapılıyor. Bir yerde görev yapan kamu görevlisine dün görev anayasa ve yasalara uygun verildiyse bugün de anayasa ve yasalar uygun bir şekilde yapılmaktadır. Bunun altında başka bir anlam aramak yanlıştır."
Muhabir: Aylin Sırıklı - Melda Çetiner Karagöz
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
