ANKARA - Cüneyt Ateş
Demokrat Parti'nin (DP) 8. Olağanüstü Kongresi'nde Genel Başkanlığa seçilen 36 yaşındaki Gültekin Uysal, partinin ''en genç genel başkanı'' olarak göreve başladı.
Parti Genel Merkezinde, AA'ya açıklamalarda bulunan Uysal, siyasete yeni bir anlayış getirmek istediğini ve her eleştiriyi öneriyle destekleyeceklerini söyledi.
Dedesinin 1952-1960 yıllarında DP'nin İncehisar Belediye Başkanlığı görevini yaptığını belirten Uysal, iki amcasının da siyasetin içinde olduğunu bildirdi.
Ailesinin siyasetin yanı sıra ticaretle de uğraştığına dikkati çeken Gültekin Uysal, ticarete başlamalarını da şöyle anlattı:
''Dedem mermerciliğe 1943'te başlıyor, sebebi; Anıtkabir. Devlet, Anıtkabir için mermeri ile ünlü İtalya'dan mermer istiyor. İtalyanlar ise 'Afyon İscehisar'da şu şu koordinatlarında dünyanın en kaliteli mermerleri var' diyor. İscehisar'da mermerciliğin başlamasının hikayesi budur.
Dedem katip olduğu için devlet mekanizmasıyla ilişkisi olan bir adamdı. Anıtkabir'de değişik yerlerden gelen çok çeşitli mermerler var ama beyaz Afyon mermeri İscehisar'dandır. Anıtkabir'in yapımı için beyaz Afyon mermerini biz verdik.''
''Milyonlarca ciro yapan aile şirketleri varken neden siyaseti seçtiniz'' sorusuna Uysal, gülümseyerek ''Siyasete girmenin akılla izah edilecek bir tarafı yok aslında'' cevabını verdi.
''Genç olunca, insanlar soru işareti ile bakıyor''
Dönemin genel başkanı Mehmet Ağar'ın zamanında, 2003 yılında ve 26 yaşında Afyonkarahisar'da partinin il başkanı olduğunu anımsatan Uysal, partide yükselmesinde Ağar'ın rolüne işaret etti.
Uysal, şunları kaydetti:
''1995 yılından itibaren ben hep partinin içerisindeydim. Ağar ile görüştüm daha sonra 'Seni il başkanı yapıyoruz' dediler. Önce kabul ettim sonra itiraz ettim. Afyonkarahisar'daki yerleşik yapı nedeniyle çekincelerim vardı. Ancak Ağar, hem destek oldu hem de GİK'e aldı beni. Bir çabası vardı. Partiye karşı hem kişisel hem kurumsal sadakat göstermeye çalıştık. Genç olunca insanlar soru işareti ile bakıyor, ama çalışmalarımı gördükçe ilgileri artıyor, destekliyorlar.
Ağar'ın genel başkan yardımcısıydım, makam aracım vardı ama kendi arabamla gelip gidiyordum. Neticede kamu burası, kamu sorumluluğu ile iş yapmak zorundasınız. Türkiye'de siyasetin en büyük yanlışı şu; partiler genel başkanların malı, kasaları da genel başkanların beyt-ül malı.''